YEŞİLÇAM’IN AİLE BAĞLARINI, SEVGİ VE VEFASINI ÖZLÜYORUZ

Yönetmen Mehmet Ayaz Secgil'in 'Yeşilçam' sinemasının ustalarına adadığı kısa filmi 'Hayat Birlikte Güzel', içinde özlediğimiz duygusal sahnelerin yer aldığı ve komedi unsurları da içeren bir yapım. Filmin en güzel yanı ise İlyas Salman, Ahmet Arıman, Ergun Sözen gibi Yeşilçam ustalarına yer vermesi...

0
80
views

Yönetmen Mehmet Ayaz Secgil’in ‘Yeşilçam’ sinemasının ustalarına adadığı kısa filmi ‘Hayat Birlikte Güzel’, içinde özlediğimiz duygusal sahnelerin yer aldığı ve komedi unsurları da içeren bir yapım. Filmin en güzel yanı ise İlyas Salman, Ahmet Arıman, Ergun Sözen gibi Yeşilçam ustalarına yer vermesi…

Birbirlerine kavuşmak için çeşitli yollar deneyen Murat ve Ayşe’nin eski türk filmleri ve mahalle sıcaklığındaki hikayesini izlerken tanıdık duygular hissedeceksiniz. Filmin festival yolculuğu bittikten sonra sosyal mecralardan izleyebilir, bu içten hikayeyi gördüğünüzde çocukluk ya da gençlik dönemlerinizin o samimi ve duygu dolu günlerine 15 dakikalık bir yolculuk yapabilirsiniz. Söylemesi bizden izlemesi sizden. Keyif alarak gerçekleştirdiğimiz röportajımızı, aynı keyfi alarak okumanız dileğiyle…

Mehmet Ayaz Secgil’i öncelikle kendisinden dinleyerek başlayalım…

Sinemaya çocuk yaşlardan beri ilgi duyuyorum. Liseden sonra çocuk tiyatrosuna girdim. Bir buçuk sene kadar çocuk tiyatrosunda oynadım ve sonrasında bu yolculuğum kısa filmlerle devam etti. Farklı kurumların burslu senaryo ve yönetmenlik üzerine olan eğitimlerine hak kazandım ve çok güzel deneyimler edindim. Yeşilçam filmleriyle büyüdüğümüz için Yeşilçam’a çocukluğumdan beri bir sevgi, ilgi ve alakam var. Yeşilçam oyuncuları, yönetmen ve senaristleri benim için çok değerli. Bir kısmı maalesef aramızdan ayrıldı. Aramızda olanlara da Allah sağlık versin. En son Dostluk Film Festivali için bir kısa film çekmiştik. Filmde yardımcı yönetmenlik ve oyunculuk yaptım ayrıca senaryo grubunda da yer aldım. Yönetmenliğini yaptığım farklı projeler de oldu ama ‘Hayat Birlikte Güzel’ filmini onlardan çok ayrı tutuyorum ve ilk projem olarak görüyorum. İlk projemin de Yeşilçam anısına ve Yeşilçam oyuncularıyla yapılmış olması benim için çok değerli. İlyas Salman, Türk Sineması’nın duayen isimlerinden biridir. Ergun Sözen ‘Hababam Sınıfı Boncuk’ karakterine hayat vermis çok değerli bir oyuncu olmasının yanında, yardımcı yönetmenliğiyle Hababam Sınıfı’nın kamera arkasında da çok önemli bir isimdir. Aynı şekilde Hababam Sınıfının Hayta İsmail’i Ahmet Arıman ve Şükran Çağman da benim için çok değerli oyunculardır. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum bu filmi çıkarırken yanımda oldukları için…

Yeşilçam sinemasında beğendiğiniz bir yönetmen var mıydı?’ Hayat Birlikte Güzel’ birlikteliği nasıl ortaya çıktı?

Yeşilçam filmlerinin beraberinde, aslında biz Ertem Eğilmez filmleriyle büyüdük. Belli bir zaman sonra çok beğenerek izlediğim filmlerin ortak noktasını keşfettim. Bu ortak noktanın Ertem Eğilmez ve yanı sıra ‘Hababam Sınıfı’ olduğunu görünce, Hababam sınıfı oyuncularının içinde yer aldığı bir iş ortaya çıkarttık. Bu şekilde daha anlamlı ve özel olacağını düşündüm. İlk olarak İlyas Salman Hocamla konuştum ve durumu anlattım. Kendisi de çok mütevazı ve sıcakkanlı bir yaklaşımla bana destek olacağını söyledi. Ergun Sözen Hocam da aynı şekilde projemin danışmanlığı da dahil, projenin her aşamasında bana çok yardımcı oldu. Ergun Sözen sonrasında Ahmet Arıman ile irtibat kurmama vesile oldu. Esasen Tuncay Akça ve Teoman Ayık da bu kısa filmde rol alacaktı ancak Tuncay Abi bir rahatsızlık geçirdi ve Teoman Abinin de onun yanında olması gerekti. Bu sebeple yer alamadılar maalesef.

Mehmet Ayaz Secgil, Yeşilçam sinemasını çok sevdiğini ve bu projenin kendisi için olan öneminden bahsetti. Siz bu kuşağın hem set arkasında hem oyunculuk basamağında yer almış biri olarak neler düşünüyorsunuz?

Ergun Sözen: 1975 senesinden gelen bir Yeşilçam kuşağıyız. Bu kuşak içinde benim de Ertem Eğilmez’le çok güzel anılarım vardır. Böyle genç bir yönetmen arkadaşımızın Eğilmez sinemasına verdiği önemi hissetmek bizi gerçekten çölde bir vaha bulmuş gibi sevindirdi.
Ben de 12 dakikalık kısa filmimi yaptığımda Boğaziçi Üniversitesi’nin Hisar Film Şenliğinde ikincilik ödülünü kazanmıştım. İlk olarak Ertem Hocama koşup filmi izletmiştim. Taksimin o kalabalığında çıkardığım işi görünce “İşte ben sana boşuna güvenmemişim, şu filmi şu mekanda ben çeksem ancak bu kadar çekebilirdim” demişti. Bu sözler paha biçilemez değerdeydi ve yıllarca kulağımda çınladı. Ömür boyu da unutamam.

Mehmet Ayaz Secgil: Hazır yeri gelmiş ben de şunu dile getirmek isterim. Ergun Sözen Hocam bu filmden sonra bana “Sende kendi gençliğimi görüyorum. Ertem Eğilmez hayatta olsaydı seninle gurur duyardı”dedi. Bu sözün benim için anlam ve değerini anlatamam. O yüzden diyebilirim ki bu söz de benim ömrümün sonuna kadar kulaklarımda çınlayacak ve asla unatamayacağım değerde bir sözdür.

İlgili Haber
"Açık sahnelerde oynamam ama oynayanlara hayranım"

Ergun Sözen: Aynı Yeşilçam sinemasında olduğu gibi bu kısa filmde de Yeşilçam’ın unutulan duygularından insan sevgisi, dürüstlük, temiz ahlak yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Bunlar yeni yapılan sinema ürünlerinde çoğunlukla göz ardı edilen bilim kurguya kaçarak kurtulunan unsurlar oldu. İnsan değeri gittikçe azalarak makineleşme ön plana çıkarıldı. Mehmet’in yaptığı bu iş, bizi 1975’in Yeşilçamına götürüyor. Film ayrıca sevgi ve dostluk üzerine çok başarılı bir mesajla bitiyor. Biz de bunları desteklemek için başından sonuna kadar iyi kötü bütün günlerde kendisine destek olmaya çalıştık.

TOPLUM OLARAK YEŞİLÇAM’I ÖZLÜYORUZ

Filmi izlediğimde bir duvar yazısı dikkatimi çekti. ‘Yeşilçam’ı Özlüyoruz’ yazıyordu. Senaryo da size ait? Detaylarınız filme renk katmış…

Mehmet Ayaz Secgil: Evet, senaryo bana ait ama bu fikir sadece bana ait diyemem. Post prodüksiyon aşamasında post prodüksiyon sorumlusu Alperen ile beraber karar verdik. Yeri gelmişken kendisine teşekkürlerimi de ileteyim olağanüstü çaba ve gösterdiği özen için. Şimdi filmin amacı zaten bu olduğu için, yazıyı duvarda görmeleri de kısa, tatlı bir mesaj olarak düşünüldü. Bu sadece bana özel bir özlem de değil. Orda genelin duygularına bir gönderme vardı. Biz Yeşilçam’ı toplum olarak özlüyoruz. Yeşilçam filmlerinin samimiyetini, aile bağlarını, sevgi ve vefasını özlüyoruz. Şu anki izlediğimiz hiçbir dizi ya da filmde bunu maalesef göremiyoruz.

Şimdiki filmlerde ultra lüks hayatlar, gösterişli yaşamlar, entrikalar var. Oysa Yeşilçam sinemasında izlediğimiz karakterler bizim kendi hayatımızın içinden karakterlerdi. Bizimle aynı sofrada oturan, aynı dertleri aynı sıkıntıları taşıyan, aynı mücadelenin insanlarıydı. Çok bizden, içimizdendi. O yüzden belki de bu kadar çok sevildiler ve nesilden nesile de hala seviliyorlar. Tabii ki yapılan işlere saygı duyuyorum. Hepsinde bir emek var. Ama bizim Yeşilçamdan aldığımız mesajlar şu zamandaki filmlere nazaran çok daha farklıydı ve bunu bu filme de yansıtmaya çalışarak insanların o 15 dakika içinde iyi hislerle dolmasını istedik.

Hayat Birlikte Güzel’i izlediğimde arkası yarın dizisi olsa ya da daha uzun soluklu olsa diye düşündüm. O güzel mahallenin içinden çıkmak istemedim. Sizin izleniminiz nasıldı?

Ergun Sözen: Biz de uzun soluklu olmasını çok isterdik ama tabii sinema bir yerde finansman işi. Desteğiniz ve finansmanınız yoksa bir şey yapamazsınız. Her ne kadar toplumlar bugün duygularını kaybetseler de Hababam Sınıfı Filmleri, 1975 senesinden beridir geçen süreçte bugün 45 yaşındadır ve Türk sinemasının yüz akıdır. Genç yönetmenimiz Mehmet Ayaz Secgin’in de Hababam Sınıfından kendi neslinde etkilenmesi ve bugün bizlerle bir arada bulunması bizim için gurur verici bir olay. Mesajımızın bunca yıl boşa gitmediğini gösteriyor. İngiliz sinemasında Ölü Ozanlar Derneği’ni düşünün, Macar sinemasında Pal Sokağı Çocuklarını düşünün, bu filmler o ülke sinemasını tek başına ayakta tutan filmler olabilir. Hababam Sınıfı yapımı da Yeşilçam’ı en güzel şekliyle temsil eden bir filmdir. Yönetmenimiz Mehmet Ayaz’ı bir konuda daha tebrik etmek istiyorum. Çünkü bu filmini yalnızca Ertem Eğilmez’e değil tüm Yeşilçam ustalarına adadı. Mehmet yönetmenimizin de daha iyi imkanlarla daha iyilerini yapabilmesi için can-ı gönülden yanındayız.

Mehmet Ayaz Secgil: Benim gönlümden geçen uzun metrajlı bir filmdi. Zaten bu filmi kısa film olarak göremiyorum. Bana hep uzun metrajlı bir filmin mini versiyonu gibi geldi. Bu film benim ilk ve en değerli projem olarak kalacak…

Hayat Birlikte Güzel’in set arkası nasıldı? Bir yönetmen gözüyle sizden dinleyelim isteriz…

Mehmet Ayaz Secgil: Biz bir aile filmi çekmeye çalıştık ve açıkçası aile boyu çektik. Ailem bana çok destek oldu. Filmde kullandığım ev, benim şu an ailemle oturduğum ev. Sette kardeşimden kuzenlerime herkesin yardımı ve desteği var. Kuzenim Meriç sanat yönetmenliği anlamında destek oldu. Annem set yemeklerini yaptı. Galadaki kokteyl kısmındada yine annemin emeği var. Bir aile filmi yaparken ailemden gördüğüm bu motivasyon, tabii ki film çekim yolculuğumda bana çok güzel hissettiren bir enerji verdi. Bu anlamda da benim için çok özel bir yeri var.

İlgili Haber
Sagopa Kajmer’in Sarkastik EP Albümü ve Tepki Çeken Toz Taneleri Klibi

SEVGİ, DÜNYANIN GELECEĞİDİR

Ergun Hocam sizde orada Yeşilçamdan arkadaşlarınızla karşılaştınız? Sizin için set ortamı nasıldı?

Ergun Sözen: Bu kadarını beklemiyordum çünkü bıraktığımız dönemdeki iş birliğine devam ediyor gibi hissettik. Hayatta bütün güzel şeyler paylaştıkça çoğalır. İyi niyetli insanlar bir araya gelip bir ürün vermek istiyorsa, bu ürünün başarısız olma şansı yoktur. Mehmet yönetmenimiz seti öyle güzel hazırlamıştı ki, genç oyuncu arkadaşlarımızla da birliktelik içinde çok samimi harika bir ortam oluştu.

Adile Naşit, Münir Özkul, Kemal Sunal, Tarık Akan ve Halit Akçatepe gibi profesyonel oyuncuların dışındaki Hababam Sınıfı öğrencilerinin çoğu gazete ilanıyla elenerek seçilen oyunculardı. Yeşilçam bize dürüstlük ve iyiliğin insandaki önemli ve güzel o yerini bıraktı. Bizde bu kısa filmimizle bunu daha çok hissettik.

İnsanların birbirini sevmesi bu toplumun da dünyanın da geleceğidir.

Siz Ertem Eğilmez gibi bir Yeşilçam üstadıyla çalışmış biri olarak, filmlerdeki yönetmen ve oyuncu unsurunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ergun Sözen: Bir seti yönetiyorsunuz ve yönetmenin çok çabuk karar vermesi ve çok pratik zekalı olması gerekiyor. Yönetmenle oyuncu arasındaki uyum bu paylaşımın en büyük unsuru. Eğer bir film başarısızsa bir tek oyuncudan değil, kameranın arkasında onunla iletişim kuramayan teknik kadronun da payının olması lazım. Bu filmin de mesajı çok büyük ve süre önemli değil. Anlattığınız mesaj nedir ve sunduğunuz toplumun içine ne kadar işliyor bu önemli. Bu filmde de insanız, sevgi önemli, kavga etmeyin, geldik gidiyoruz mesajını verdik. Yönetmenimizin de bu yaşta bunları hissedebilmesi beni gelecek için çok umutlandırıyor.

Mesela Hababam yıllarında Tuncay Akça sete çalışmaya gelen bir çocuktu. Tuncay’ı orada güzel gülüşüyle Ertem Eğilmez gibi değerli bir yönetmen gördü ve “Ben bu çocukla sinemaya renk katarım” diyerek filme dahil etti. Biz eski arkadaşlarla buluştuğumuzda da bunun şakası hep yapılır. Sıraya dizilin tek ayak üstünde de Tuncay Akça bir kahkaha atsın diye…

Hababam Sınıfı’nın set ortamı nasıldı, ego yok ve herkes herkese yardım ederdi diyorsunuz…

Evet esasen ben kamera arkasındaydım. Ama Ertem Hoca ne derse sesimiz çıkmaz anında uygulardık. Bana da “Sen sınıfın tek çalışkanı olacaksın. En önde oturacaksın” dedi. Onun asistanı olarak onun talebine karşı çıkmanız mümkün değildi. Elimizden geldiğince konsantre olup o sıraya gerektiğinde oturduk. Böylece filmde benim de sürpriz bir şekilde hikayem oldu. Ertem Eğilmez çok başarılı ve pratik zekalı bir yönetmendi. Her türlü insanı oyuncu olarak kullanabilecek yeteneğe sahipti. Çok asabi ve sert mizaçlıydı da… Hem şaka yapar hem de otoritesini kullanarak sizi hizaya sokardı. Bir yandan da İlyas Salman Hoca gibi tam bir halk insanıydı. Hepimizle beraber oturur yemeğini yer, set saatlerinde bizden biri gibi hareket ederdi. Biz mercimek çorbası mı içiyoruz o da gelir ondan içerdi. Bunlar bir yönetmenin genç nesile ulaşmasında, onlarla iletişiminde, önemli özellikleridir.

Ben ise, kamera arkasında 28 kişinin sorumluluğunu taşıyordum. Ertem Eğilmez Hocamdan ayrı olarak Orhan Aksoy, Osman Seden, Halit Refiğ ve Yücel Çakmaklı ile de çalışma imkanına sahip oldum. Onlar da bana kamera arkasında çok keyifli anlar yaşattılar. Adile Naşit, Münir Özkul aile büyüklerimiz gibiydi. Herkesin yardımına koşarlardı. Olgun ve mütevazıydılar. Öğretmenler odasındaki hocalar tiyatro sanatçılarıydı. Sıtkı Akçatepe, Kemal Arduman, Ertuğrul Bilda, Semra Özdamar ve ismini sayamadığım nice saygıdeğer hocalarımızı sevgi ve minnetle anıyorum.

Filmin festival yolculuğu nasıl gidiyor?

Mehmet Ayaz Secgil: Festivallere yolluyoruz ama açıkçası ben bu filmi festival filmi niteliğinde yapmadım. Yeşilçam anısına yapılan bir aile komedisi filminin festivalde yeri ne olur bilemem. Festival filmlerinde beklentiler çok farklı. Ben bu filmi farklı bir şey yapmak için yapmadım. Ödül odaklı da yapmadım. Tek isteğim, Yeşilçam sineması ile büyümüş genç bir yönetmen olarak hatırımızda kalan o güzel duyguları yeniden hatırlatmak, hissettirmekti. Bu sebeple bazı sahneleri özellikle Yeşilçamın bazı unutulmaz sahnelerinden esinlenmelerle çektim ki bu da Yeşilçam ustalarına ve Yeşilçam sinemasına bir selam ve gönderme niteliğinde olsun diyeydi. Bunu başarabildiysem zaten amacıma ulaşmışımdır ve bu en büyük ödüldür benim için. Bununla birlikte bir ödül töreninden güzel bir ödül haberi de aldık ama şu an duyurmak için erken tabii. Mart ya da nisan aylarında yapılacak bir organizasyon. Vakti geldiğinde paylaşacağız.

İlgili Haber
Çizgisel olmayan, akışkan ve hibrid gerçeklikleri gösteren sergi: Artificial Bloom - Fluid Archives

Ergun Hocam siz Hababam Sınıfındaki ‘Boncuk’ rolünü kısa süre içinde olsa çok severek oynadığınızdan bahsediyorsunuz. Sonraki yıllarda sinemanın durumu, sizin de daha çok sahne arkasında yer almanız ve beraberinde hukuk eğitiminize devam etmeniz… Bu mesleği ve ortamını bu kadar severken tüm bunlar zor olmadı mı?

Sinemadan hiçbir zaman kopmadım. O sevgi bir defa içinize gelince sizinle beraber yaşamaya devam ediyor. 1974’te televizyon devreye girince sinema salonları kapanmaya başladı. Türk Sineması küçük bütçelerle ilerlediği için de krizleri atlatamayacak boyuta geldi. Delikanlılık dönemlerimizde de bir tahsil gerekliydi ve fiilen kopmak durumunda kaldık. 1975’li yıllarda Arzu Film amatör sinema merkezini kurarak genç oyuncuların heveslerini canlı tutup onları sektöre kazandırmaya çalışıyorduk. Bu kuruluşun başında ben de Ertem Eğilmez’in desteğiyle bulunuyordum. Ancak Arzu Film bile bir süre sonra bu tip kuruluşlara desteğini ekonomik kriz nedeniyle çekmek zorunda kalınca biz de faaliyetlerimizi sonlandırdık. Yıllar sonra Mehmet Ayaz Secgil yönetmenimiz vesilesiyle aynı heyecanı yaşamak, bizim için kelimelerin ötesinde bir mutluluktur. Ayrıca şunu da söylemeden geçemeyeceğim; İlyas Salman’ı tanımış olmak bizim için çok önemliydi. Çok güzel bir imkandı. Yeşilçamdan gelen insan sevgisini içinde taşıyan bir halk insanı olduğunu gördüm. Oldukça mütevazı ve çok içten bir sanatçı. Meğer İlyas Salman o filmlerde hep kendisini oynamış. Eminim kendisi çok daha güzel işler yapacaktır.

Mehmet Ayaz Secgil: Ben de İlyas Hocama teşekkür ve minnet borçluyum. Yeşilçam sinemasına gönül vermiş genç bir yönetmenin çağrısına mütevazı bir şekilde cevap vererek bu projede yer aldı. Ayrıca genç oyuncu arkadaşlarımız Doğukan Nazif Soykök, Özüm Çakır, Kadir Çelik, Ahmet Çakar, Ümit Türkdoğan başarılarıyla ve uyumlarıyla renk kattı. Özellikle Doğukan’a teşekkür edelim. Çekim için Ankara’dan İstanbul’a geldiği ve galaya katılmayı da yine aynı şekilde Ankara’da olmasına rağmen ihmal etmediği için.

Tabii ki aileme, ve değerli oyuncularımız olmazsa olmazlarımız İlyas Salman Ergun Sözen, Ahmet Arıman abime çok sevdiğim ablam Şükran Çağman’a. Son teşekkürlerimi de yapayım filmde emeği geçen muhteşem ekibime ki ben bu konuda gerçekten çok şanslıydım. Görüntü yönetmenim İlker Özkap’a Işık şefim Kaya Taylan’a, Seste Doğukan İrfan Çiçek’e, Uygulayıcı yapımcım Murat Talaş’a, Yardımcı yönetmenim Emrullah Yakışi’ye, Set hizmeti desteği veren Yılmaz Özcan’a, projeye destek olmak istediği için filmin müziklerinin yapımını hiçbir karşılık beklemeden üstlenen değerli Müzisyen abim Ferdi Karameşe’ye ki yaptığı müziklerin filme o izlediğimiz yeşilçam filmlerinin ruhunu katması açısından benim için çok değerlidir. Kurguyu yapan İlhan Elmacı’ya, renk, efekt ve birçok konuda fazlaca desteği olan Post prodüksiyon sorumlum Alperen Kınsız’a ve unuttuğum birileri varsa affola, emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

Ergun Sözen hocam tangoyla da ilgileniyorsunuz, tango merakınızın nasıl başladığını da sormadan geçmeyelim…

Sinemayı, ortamın müsait olmamasından dolayı yarım bırakmıştım. Biz 74’lü 75’li yıllarda o sinema ortamını maalesef ki bulamadık. Ama o enerji hiç sönmedi. Avukatlık ve son 2 yıl içinde askeri hakimlik hayatımı 27 senelik bir meslek hayatımdan sonra 2008 senesinde sona erdirerek emekli oldum. Tangoya ilgi duyuyordum ve 17 senedir de tangonun içindeyim. Sinema tutkusuyla tango ateşi aslında birbirinden çok ayrı şeyler değil. Bir şeyi çok isterseniz bir şekilde kendinizi ifade edebiliyorsunuz. Tango da iki kişiyle yapıldığı için büyüleyici bir paylaşımdır. Son zamanlarda gördüğüm tangoyu sinemayla bağdaştırmanın bir çabası içerisindeyim. Melih Kibar’ın Hababam Sınıfı müziğiyle tangoyu birleştirdim. Dolayısıyla bu iki evladı gururla omuzlarımda taşıyorum.

Hukuk mesleğini ise daha çok ayakta durabilmek için yaptım. Bu alanı çok seven bir arkadaşımızda benim sinemaya olan tutkumu kendi mesleğine hissediyordur. Benim en son kullandığım avukatlık ofisim Sami Güçlü diye emektar bir Yeşilçam yönetmeniyle paylaşılan bir ofisti. Böylece sinema havası soluyor gibi hissediyordum. Önemli olan gönlünüzden ne geldiğidir. O enerjiyi hayatın içinde yakaladığınızda başarı ve mutluluk gelecektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here