Uzun olmasını dilediğim bir yol…

0
330
views

Gökyüzünün karanlığına aldırmadan benim için boşaltılmış olduğuna inanarak yürüdüm sokaklarda. Yalnızlığımı inkâr etmeden, öfkemi ilk adımı attığım yerdeki çöp konteynırına daha sonra alacakmış gibi özenle bırakarak yürüdüm… Uzun olmasını dilediğim bu yolun nereye varacağını bilmiyor olmamdan duyduğum tedirginliği ise sanki sokaklar tıklım tıklım doluymuş gibi sakladım, kendimden bile… Hayatı sorgulamak, hayatımın şu anda hangi durakta bekleyen genç bir kadın ruhuna işlenmiş olduğunu anlamak istedim. Dudaklarını koyu kırmızıya boyamış esmer bir kadının teninde canlandığını hissettim.

Usta bir yazarın sakin bir sokak arasında, nostalji kokan bir cafe içerisinde kocaman gözlükleri ve üzerindeki esrarengiz paltosu ile oturduğu anda aklına neler geldiğini merak ettim mesela ve bunu düşünmek hayatımı sorgulamak konusundaki en ince noktaydı aslında. Delirmiş olabilirdim, varlığım belki de kimse için hiçbir değişikliğin yaşanmasına sebep vermeyecek kadar önemsizdi ve belki de kendimi bu sokaklar içerisinde kaybetmenin yolunu bulabilirdim. Üç beş gün sonra anlaşılacak olan yokluğum parça parça arkamda bırakmış olduğum notların daha kısa bir süre içerisinde kıymetlenmesine müsaade edebilirdi ve bu benim için daha huzurlu bir uykunun kapılarını açabilirdi. Vazgeçtim…

İçimden koşmak geliyordu, arkamda bıraktığım öfkemden ne kadar çok uzağa gidersem o kadar çok iyi olurdu. Yaptım. Koştum…

Vazgeçmek en iyi yaptığım şeylerden bir başkasıydı. O yüzden unutmamış olmama sevindim. Yaşamışlığımı sevdim. Rüzgârın tenimde dans ediyor oluşunu kendime bahane ederek, ellerimle kollarıma değdim, kendimi sardım… İçimden koşmak geliyordu, arkamda bıraktığım öfkemden ne kadar çok uzağa gidersem o kadar çok iyi olurdu. Yaptım. Koştum…

Hayatım boyunca hep bir şeylerin arkasından koştuğum geldi şimdi de aklıma. Hiçte sırası değildi halbuki ama beni terk etmeyen tek şeyin kendim olduğunu düşününce istediği zaman istediği şeyi yapabilme şımarıklığını hakkettiğini hissettim aklımın ve bıraktım. Derin bir nefes aldım, eşlik ettim ona. Evet hayatım boyunca hep bir şeylerin arkasından koşmuştum, hep bir şeyler istemiş, hep bir şeylerin olması için beklemiştim ve temel de daha emeklemek üzerine çalıştığım hayatımın içinde bana bir yarışa hazırlanıyormuşum gibi koşmayı öğreten bu lanet olası evrenin suratını bulup mümkünse gözlerinin içine bakarak tükürmek istedim. Onu öldürmek gibi bir imkanım olsaydı eğer –ki bunu isterdim ancak sadece gözlerinin içine bakarak – bak hala yaşıyorum, gözlerinin içine bakıyorum, kalbim atıyor ve acım hafifliyor – demek bana daha yüce bir şey kazandırırdı.
Kendim oldum.
Ve
Vazgeçtim yine…

Önceki İçerikDört Göz Fotoğraflı Çizgili Geziler
Sonraki İçerik‘Başkent’i düşürmediler’
02.07.1992 yılında Fethiye'de doğdu. Antakya’da yaşıyor. Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı ve Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi'nden mezun oldu. Edebiyata olan ilgisi çok küçük yaşlardan itibaren başladı ve yazı yazmak hayata karşı olan hakkını almak gibi yüce bir duyguyu hissettirdiğine inandığı için yazmaya karar verdi. Üniversite döneminde Ankara içi yerel dergilerde köşe yazarlığı ve röportajlar yaptı. Hazırlık aşamasında olduğu bir şiir kitabı var. Bir seneyi aşkın bir süredir Antakya’da mimarlık ofisinde çalışıyor. Büt Dergisi'nde konuk yazar olarak yazılar yazmaktadır.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here