Uluslararası Toplum ve Kültür Sempozyumu Yapıldı

Toplum ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin (TOKÜAD) düzenlediği Uluslararası Toplum ve Kültür Araştırmaları sempozyumu 3-5 Ekim tarihinde Balıkesir - Edremit, Afrodit Termal Hotel'de gerçekleştirildi. 3 Ekim 2019 Perşembe günü Prof. Dr. Ahmet Arslan’ın "Sosyal Bilimler ve Felsefe" başlıklı açış konuşması ile başlayan sempozyum, 5 Ekim 2019'da düzenlenen sosyal gezi programıyla son buldu.

0
76
views
Sempozyum Kapanış Oturumundan

Halk bilimi, edebiyat, dil, sosyoloji ve tarih gibi birçok farklı konuda bildirilerin sunulduğu, çeşitli tartışma ve katkıların yapıldığı sempozyum, TOKÜAD’ın gerçekleştirdiği ilk sempozyum olarak da kayıtlara geçti. Sempozyumda özellikle genç akademisyenlere ve akademisyen adaylarına yer verilmesi, onlara kendilerini ifade edebilme şansı tanınması dikkat çekti. İki gün boyunca bildirilerin sunulduğu sempozyumda, Altınoluk Cemevi Birlik Cemi katılımı, Sıraç belgeseli gösterimi ve Kaz Dağı turu gibi sosyal programlar da yer aldı.

Toplum ve Kültür Araştırmaları Derneği Nedir?

Toplum ve Kültür Araştırma derneği 3 Ocak 2019 tarihinde Çanakkale’de kurulmuştur. Derneğin amaçları arasında halkbilimi, dil, edebiyat, sosyoloji, antropoloji, felsefe gibi sosyal bilimleri bir başka ifadeyle kültür bilimleri ile ilgili faaliyetler yapmak yer almaktadır. Bu faaliyetlere örnek olarak, sempozyum, çalıştay, konferans verilebilir. Ayrıca dergi, kitap yayımcılığı gibi yayım faaliyetleri de derneğin gerçekleştirmeyi amaçladığı faaliyetler arasındadır.

Şubat ayı içerisinde yayınevi ruhsatı alan dernek, iki kitap yayımlamış bulunmaktadır. Özellikle lisansüstü öğrencilere yönelik olan eğitim kampları düzenleyerek, hocalar ile öğrencileri bir araya getirmek, bahar ve yaz aylarında bir hafta ya da on günlük programlar gerçekleştirmek de derneğin amaçları içerisinde yer almaktadır. Derneğin uzun vadeli hedeflerine ise ulusal ve uluslararası projeler yaparak derneğin ulusal düzeyden uluslararası düzeye ulaşması ve yurt dışından çeşitli sosyal bilimciler ile ortak projeler yapmak, bağımsız bir enstitü ve sosyal bilimler üniversitesi kurmaktır.

Derneğin Kurulması Bilim ve Akademi Açısından Ne Anlama Geliyor?

Prof. Dr. Mehmet Aça’ya derneğin kurulmasının bilim ve akademi açısından ne anlama geldiğini, gelecekteki hedefleri hakkında konuştuk.

“Önceki yıllarda da çeşitli girişimlerimiz olmuştu. Yani akademisyenlerin kendi imkanları ile bir araya gelerek akademik bir etkinlik yapabilmesi, herhangi bir kurumdan herhangi bir yerden destek almadan ya da destek beklemeden kendi bağımsız tavrı ve inisiyatifi ile bir şeyler yapabilmesi.” diyen Aça, bu konuda düşüncelerine şöyle devam etti:

 “Bunu daha önce başka yerlerde denedik ama baktık ki çeşitli kurumlarla iş birliği yapılması, çeşitli vakıflarla ya da derneklerle iş birliği yapılması çok da sağlıklı görünmüyor. Haliyle hedeflerimizi gerçekleştirebilmemiz için kendi çatımız altında bu faaliyetleri yürütmemiz gerektiğine karar verdik. Özellikle gençlerin, Mehmet Ali beyin, Mustafa beyin, Mustafa Aça’nın çabaları ve gayretleriyle, bu benim tek başıma yapabileceğim ya da yaptığım bir şey değil.

İlgili Haber
Budapeşte ile İstanbul arasındaki buharlı gemi yolculuğu 'Doğu’ya Açılmak' ile anlatıldı

Ben işin görünen tarafındayım ama işin uygulama ve yürütme boyutu genelde bu arkadaşların elinde. Sivil olması bizim açıdan bu anlamda önemliydi. Herhangi bir yere bağlı kalmadan, herhangi bir yere boyun eğmeden, çünkü herhangi bir yerden destek talep ettiğinizde onların şartlarını öncelikle dikkate almak zorunda kalıyorsunuz. Bu zaten bizim hayalimizdi ama ana sebep şu; biz, özgürleşmek istiyoruz. Aklı hür, vicdanı hür genç akademisyenlerin yetişmesi, bunların önünün açılması, bunların bilgi ve deneyim açısından gelişmelerini sağlayabilmek, kendilerini ifade edebilme yeteneği ve kabiliyetini ve aynı zamanda bu tür platformlarda, bu tür ortamlarda kendilerini sınayabilmeleri, kendilerini görebilmeleri ve burada adım adım geliştirebilmeleri bizim için ana amaçtı.”

“Doğru yolda olduğumuzu gösteriyor”

Prof. Dr. Mehmet Aça, yapılan sempozyumda otuzun üzerin genç ve lisansüstü öğrencilerin öncelikli katılımlarının söz konusu olduğunu belirterek “Bu bizim hedeflerimize ulaştığımızı ya da ulaşmakta olduğumuzu, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Buraya katılmış olmaları ve özellikle de yeni bakış açılarıyla, genç bakış açılarıyla, yeni ufuklarla, yeni konularla, yani o geleneksel yapıyı kırmak bizim ana amaçlarımızdan birisi de buydu. Hem sosyal bilimlerin birlikteliği, sadece halk bilimi değil, sadece sosyoloji değil, bunların hiçbiri tek başına bir anlam ifade etmez. Disiplinler arası bir bakış açısıyla, disiplinler arasının getirdiği ve sosyal bilimlerin diğer alanlarının disiplinlerinin deneyimlerinden, tecrübelerinden yararlanmak bu açıdan bir iş birliği ortamını sağlayabilmek bizim için temel amaçtı. Ama tekrar söylüyorum, özgürleşmek, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür genç akademisyenler, geleceğin akademisyenlerini yetiştirmek ve haliyle burada önemli bir platform oluşturabilmek, buradan yola çıkabilmek, Türk bilim dünyasına ve dünya bilimine bunun üzerinden, bu yoldan katkıda bulunmak amacımız. ” dedi.

Prof. Dr. Aça konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Onun için dergimiz, Kültür Araştırmaları dergimiz var, ikinci- üçüncü sayısından itibaren uluslararası indekslere girmeye başladı. Bu devam edecek, sempozyumlarımız devam edecek, yaz okullarımız devreye girecek özellikle de toplum ve kültür araştırmaları adı altında bir yaz okulu süreci başlayacak. Disiplinler arasını öne çıkararak bu bağlamda faaliyetlerimiz devam edecek. Gerek yurt içi, yurt dışı kaynaklı projeler hazırlamak, bilimsel projeler hazırlamak, bu projelere Türkiye’nin genç bilim insanlarını, lisans öğrencilerini dahil edebilmek ve bu bağlamda onların saha çalışmaları ve özellikle de proje araştırmalarında deneyim sahibi olmasını sağlamak istiyoruz. Biz kurduk, biz şu anda yükü büyük oranda omuzlarımızda taşıyoruz ama zamanla gençlerin bu işi üstleneceklerini ve tecrübe kazanacaklarını, deneyim ve bilgi sahibi olacaklarını düşünüyoruz. Zamanla bu işleri devam ettirebilecek, bu işlerin sorumluluğunu alabilecek, bu sivil inisiyatifi devam ettirebilecek yeni kadroların yetişmesini istiyoruz. Yani akademisyen ya da bilim insanı sadece okuyan, sadece yazan, sadece derlemeler yapan biri olmamalı. Aynı zamanda bu tür akademik etkinliklerde, dergi çıkarmada, sempozyum yapmada, proje yapmada değişik alanlarda da topluma ulaşabilmek, bilgiyi topluma ulaştırabilmek açısından da deneyimli ve tecrübeli olmalı. Ki bir diğer hedefimiz yayınevi kurmak. Türkoloji camiasının ya da sosyal bilimler öncelikle bizim Türkoloji camiasının ana sorunlarından biri bu. Hemen hemen Türkiye’nin bütün üniversitelerinin Türkoloji bölümü var, bu bölümlerde binlerce öğrenci var, yüzlerce akademisyen var. Bunlar birikimlerini, çalışmalarını değişik yayınevleri adı altında yayınlatmaya çalışıyorlar. Zorluklarla karşılaşıyorlar. Birkaç yayınevi kurabildiğimiz takdirde yayın sürecinin kolay işlemesi açısından hem daha disiplinli bir şekilde hem de suistimal edilmeden devam ettirilmesi açısından da faydalı diye düşünüyorum.”

İlgili Haber
KİMİ SEVDİYSEK HEP GİTTİ ZATEN
Sempozyum Kapanış Oturumundan

Sempozyumun Düzenlenme Süreci Nasıl Gelişti?

Sempozyum düzenleme kurulundan Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Dinç ile sempozyumun düzenlenme sürecini konuştuk.

Mustafa Dinç, bir sempozyumun hazırlıklarının kolay bir süreç olmadığını belirterek “Sempozyum hazırlama fikrimiz şubat ayı içerisinde belli olmuştu, derneğimizin kuruluş amacında olmasına rağmen bunu bu sene nasıl yapabiliriz diye konuşmaya başlamıştık. Mehmet Aça hocamızın önderliğinde, Mehmet Ali yolcu hocamızın başkanlığındaki bir ekiple öncelikle sempozyumumuzun yürütme kurulunu belirledik. Ve burada Prof. Dr. Mehmet Aça, Doç. Dr. Mehmet Ali Yolcu, Doç. Dr. Mustafa Aça, ben ve Bilgin hocamız vardı. Bu ekiple hakem kurulundan bilim ve danışma kuruluna kadar teker teker belirleyerek yer sorununu öncelikle aşmaya çalıştık. Çünkü herhangi bir bağlantımız olmadan, sivil bir inisiyatif olarak yola çıkmamızdan dolayı, bunu kendi başımıza, kendi ayaklarımızın üstünde durarak yapmamız gerekiyordu. Bu yüzden de salon sıkıntısı olmayan, ekim ayı içerisinde düzenlediğimiz için deniz sezonundan da uzak olarak bir yandan da sosyal aktiviteler anlamında katılımcılara bir şeyler sunabileceğimiz bir yer düşündük. Bu anlamda da Edremit körfezinde bir yer bakmaya başladık ve bu anlamda da Afrodit Termal otel ile anlaştık. Sonra katılımcılara bunların bildirilmesi, yapılacak işlemler bütün hazırlıklar derken ağustos ayının ortalarına kadar bildiri hazırlığı ve kabul süreçlerinin hepsi gerçekleşti. Nitekim 3 Ekim Perşembe günü Prof. Dr. Ahmet Arslan hocamızın sosyal bilimler ve felsefe konusuyla açılışını yaptığımız sempozyumu geride bıraktık. İnşallah, bundan sonra çok daha farklı coğrafyalarda çok daha farklı katılımcılarla uzun vadeli, geleneksel hale gelmiş Toplum ve Kültür araştırmaları sempozyumları düzenleriz.” dedi.

İlgili Haber
OSMANLI SARAYINDA İKİ GARİP İDAM; İPŞİR PAŞA VE NEF’İ

Sempozyumun Değerlendirilmesi

Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr.  Mehmet Ali Yolcu gerçekleştirilen sempozyumu değerlendirirken “Sempozyumu Afrodit Termal Otel’de 3-5 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirdik. Programımızda seksen iki kişi tarafından sunulmak üzere seksen altı bildiri vardı. Son anda işleri çıkan bazı hocalarımız oldu. Yani yaklaşık yetmiş beş kişi buraya geldi ve iki gün boyunca toplam yirmi oturumda burada bildirilerini sundular. Çok güzel tartışmalar yapıldı, öneriler getirildi. Disiplin sorunlarına dair çok verimli bir toplantı olduğunu düşünüyorum. Geleceğin perspektifleri de masaya yatırıldı. Kapanış oturumunda yine önümüzdeki programlara dair öneriler sunuldu. Bu anamda Toplum ve Kültür bilimleri açısından amacımıza ulaştığımızı düşünüyorum. Sempozyumda hedeflediğimiz başarıya ulaştığımızı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Bu bizim için bir yenilenmedir”

Prof. Dr. Mehmet Aça ise sempozyumu “Gençleri burada görmüş olmak, onların getirdiği konu çeşitliliği, onların getirdiği bakış açısı çeşitliliği, onların yeni okumaları, onların gözüyle dünyaya bakabilmek, onların gözüyle olgulara, topluma ve kültüre bakabilmek meseleydi bizim için. Bu bizim için bir yenilenmedir. Bu aynı zamanda bizim için bir kazanımdır diye düşünüyorum. Biz devam edeceğiz, gençlerin desteği ve katkılarıyla devam edeceğimizi düşünüyorum.” cümleleriyle değerlendirdi.

Önümüzdeki günlerde Toplum ve Kültür Araştırmaları derneği tarafından sempozyum bildiri kitabı da yayımlanacak, inceleyebilirsiniz.Bir sonraki etkinliklerden haberdar olmak ve katılmak için derneğin sosyal medya hesaplarını da takip edebilirsiniz. Sempozyumun açış konuşmasının videosuna da aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here