TÜRK SANAT MÜZİĞİ’NDE BİR UDİ: GÜRCAN YAMAN

0
971
views
TÜRK SANAT MÜZİĞİ'NDE BİR UDİ: GÜRCAN YAMAN - Gürcan Yaman Kimdir? - Büt Dergisi

Gürcan Yaman, konservatuar mezunu genç bir sanatçı. Özellikle Türk Sanat Müziği sevenlerin yakından tanıdığı bir isim. Sanat Müziği takipçilerinin konserlerde görmeye aşina olduğu ve deyim yerindeyse udu ile dinleyenlerin kulak pasını silen sanatçı hep bir koşturmaca içinde. Bizde kendisine ulaştık ve bu yoğunluğu içinde müziğini konuşmak için bize zaman ayırmasını rica ettik, bizi kırmadı ve bu güzel söyleşiyi gerçekleştirdik.

   İstanbul’da ılık bir rüzgar var, müziğin insanın içine esişi gibi serin serin esip gidiyor kenardan kıyıdan.  Kimi zaman üşütüyor kimi zaman içimizi ısıtıyor. Rüzgarlar’ın bizden önce nereye uğradıkları bilinmez ama bizim durağımız bellidir. Hepimiz sevdiğimiz işleri yapıp hayatta kalabilmek için çabalayıp dururuz. Gürcan Yaman da böyle bir aşkla başlamış müzisyenliğe severek, isteyerek…

Bakın sevilen udi nasıl girmiş bu işe “ Annem  İnci Yaman İstanbul Radyosu ses sanatçısı, babam Gürhan Yaman da İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu sanatçısı, yani armut dibine düştü diyebiliriz. Ben de bu sürece kadar ki hayatım da konservatuardan başka bir şey düşünmemiştim. Müziğe yönlendirme diye de bir şey olmadı. Aile zaten müziğin içinde olduğundan bizde müzikle haşır neşir olduk.

Bende bir Türk Sanat Müziği severi olarak hazır Gürcan Bey’i bulmuşken sormak istiyorum. Neden ud, mesela benim hayalim piyano çalmaktır. Her ne kadar bunun için gereken zaman ve elveriyi henüz bulamasam da sanatçıların ellerine o yakışan enstrümanlarla nasıl tanıştıklarını hep merak etmişimdir. Çünkü onları dinledikten sonra anlarız ki sanki o enstrümanı çalmak için yaratılmışlar. Ellerine başka bir müzik aleti konduramayız, hemen bütünleştiriveririz. Gürcan Yaman bu konuda   şanslı olanlardan… “ Babam ud sanatçısı ve evde de elimize alıp kurcaladığımız ilk enstrüman o oldu. Kendime yakın bulduğum için udu seçtim, aslında Teknik Üniversitedeki sazım kemandı. Ancak batı kemanı olduğundan onu fazla ilerletemedim. Okula girdiğimde udu iyi kötü çalıyordum, sonrasında da kendimi geliştirdim. ” diyor.

“Beste yapmak için belli bir doyuma ulaşmak gerek”

Eminim ud çalma meraklıları Yaman’ın yerinde olmak isterlerdi. Ailesi sayesinde müzikle büyüyen bir sanatçıyla karşı karşıyayız, bu kadar eserin arasında acaba kendiside beste yapıyor mu? “ Beste yapmıyorum; çünkü beste yapmak için insanın belli bir doygunluğa ulaşması gerekiyor. Zaten müzik anlamın da belli bir seviyeye ulaştıktan sonra bu durum kendi kendine filizleniyor. Okul yıllarında çalışmalar yaptık tabii; ama bunlar ödev mahiyetindeydi ve profesyonel manada bir beste çalışmam şu an için mevcut değil, bir ilham perisi gelirse olur diye düşünüyorum. “

Kimimiz Gürcan Bey gibi şanslıyızdır, çünkü o işini severek yapıyor. Bu tür durumlarda alışılagelmiş bir soru vardır, acaba ailesinde müzisyen olmasa yine de bu işi yapabilir miydi? “ Aslında ailem müziğin için de olmasaydı ben yine de müziğe yönelir miydim bilemiyorum; ama konservatuarı kazanamasaydım sinema televizyonla ilgili bir şeyler yapardım, yine medyada olurdum diye düşünüyorum. “

“Mecbur kaldıkça söylüyorum”

Özellikle müzikle haşır neşir olan evlerde  insanlarda küçük yaşlardan itibaren yeteneklerini gözden geçirmek isterler. Zaten hepimizin müzikle bir ilişkisi vardır. Tarzlar değişse de herkesin kendini bulduğu bir melodi mevcuttur şu evrende.  Gürcan Yaman gibi annesi ses sanatçısı olan bir müzisyende böyle bir merak olmuş mu acaba bende tam olarak bunu merak ediyorum ve soruyorum.   “Mecbur kaldıkça söylüyorum diyelim. Aslında notanın makamı usulü bizim bakınca direkt anladığımız şeylerdendir, ama çalarken de solist nasıl okursa biz de öyle icra etmek durumundayız. Şarkıları alıp şöyle bir göz gezdirerek okuma yeteneğimiz var ve olmak zorunda. Tabii profesyonel anlam da hiç düşünmedim, sadece zorda kalmaya bağlı olarak ortaya çıkıyor. “ diyor.

Hepimiz yaptıklarımızı geleceğe taşımaya çalışırız. İsteriz ki sevilelim takdir edilelim, güzel şeyler bırakalım. Behçet Necatigil de ne güzel yazmış bir şiirinde “ Geçmiş, gelecek birleşir tek kesitte. Sanki ilk kez yaşarız yaşanmışı dünlerde… Yaşanmışlıklarımızı dünlerde bırakmamak için hep hatırlamak hep hatırlanmak için özellikle mesleğimizdeki başarı bizim için çok önemlidir. Bir müzisyen olarak Yaman’ın gelecek planları nasıl? ” Konservatuar mezunu çok arkadaş var. Benim yapmak istediğim de devlet bünyesin de bir kurumda müziğimi icra etmek . Bunun için de istihdam ve belirli bir kadronun açılması gerekiyor. Eğer böyle bir şey olursa, işimi seve seve orada da devam ettirmek isterim. “ diyor. Ayrıca müzisyen camiasında dostluklar nasıl merak edeniniz vardır. Farklı farklı enstrümanları çalan, birlikte pek çok şehirde konser veren, aynı şarkıya ortak melodi olup yüreğimize dokunan o sanatkarlar sahne arkasında nasıl bir ortamda bulunuyorlar? “ Müzisyen ortamı tabir-i caizse deli dolu insanlardan oluşuyor. Müzikle içimizdekileri dışarıya döküyoruz. Zaten müzik yapmak bir matematik ve akıl işi; ama film bir yer de kopabiliyor. Yaptığımız müzikle, her ne kadar önümüzde yazılmış çizilmiş notalar da olsa içimizdekileri onlara katarak aktarıyoruz. Şu an da ben Emel Sayınla çalışıyorum ve çok hanımefendi, derdi tasası, kaprisi olmayan bir sanatçı. Hiç kimse kolay bir yere gelmiyor, bu yüzden alanın da değer olan insanlarla çalışmak da çok güzel.”

“Sanattan anlayan kitle karşısında işimi yapmayı seviyorum”

Peki sanatçı için nasıl bir kitleye seslendiği önemli midir? “Sevdiğim ve beraber çalmaktan zevk duyduğum müzisyen arkadaşlarım benim için çok önemli, bununla beraber gerçek anlamda sanattan anlayan bir dinleyici kitlesinin karşısında işimi yapmayı seviyorum. Televizyon daha sonra geliyor. Halk için sanat mı, sanat için sanat mı diye düşünürsek, bence sanat için sanat ön planda geliyor; çünkü sanatınızı ne kadar iyi yaparsanız, o kadar iyi bir kitleye seslenmiş oluyorsunuz.” diye özetliyor.

Eğer röportajımızı okuyan ud çalma meraklıları varsa onlar içinde bu işte eğitim’in şart olup olmadığını udun ustasına soruyoruz. “ Bu işin yaşı yok derler, doğrudur. Eğitim sadece konservatuarda olmaz, tabii birinci şart insanın kendini geliştirmesidir. Belli hocalardan ders alarak kendi yönünü belirlemesi gerekir; ama yaşınızın çok geç olmaması da artı bir avantaj olabilir. Başka işler de çalışıp buna ek olarak müziği de profesyonelce yapan arkadaşlarımız var. Bunun için de iyi yönlendirme şart diye düşünüyorum. Ben bu anlam da şanslıyım; çünkü ailem müziğin içerisindeydi ve kulak dolgunluğumuz vardı. Kendini yetiştirmek kolay değil; ama hiçbir şeye de kolay ulaşılamıyor”.

Gürcan Yaman’ı merak edeniniz udunun tınısını duyup hatta birazda hüzünlenmek isteyeniniz varsa, o hep bir yerlerde, dinleyenlerine yetişmek için enstrümanıyla koşturup duruyor…

Önceki İçerikMUTLULUĞA ULAŞMANIN YOLU: AŞKA 103 ADIM
Sonraki İçerikBÜT DERGİSİ’NİN 9.SAYISI ÇIKTI
25 Eylül 1989 da Ankara da doğdu. Kalaba Lisesi’ni bitirdi. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde Gazetecilik okuyor. Şiirleri ve röportajları farklı yerlerde yayınlandı. Büt Dergisi’nde röportajları yayınlanmaktadır.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here