Tanzim Satışa Gerçekçi Bakış

0
28
views

Ülkemizin artık yepyeni bir terör sorunu var. Patates terörü… Seçim dönemi yükselen fiyatlar, 1 lira olan patatesin 7 liraları görmesi, soğan ve domates fiyatlarının da aynı şekilde fahiş bir şekilde yükselmesi. Her mutfağın temel sebzeleri bunlar, artık yediğimiz yemeğe de göz dikilmiş durumda desek yeridir.

Biliyorsunuz belirli illerde tanzim satışlar başladı. Hatta İzmir’de 9 Eylül Üniversitesi’nde de bir tanzim satış noktası var. E-tanzim satışlar da PTT’nin resmi internet sitesi üzerinden başladı. Bir tıkla domates, patates gibi ürünleri evine sipariş edebiliyorsunuz.

Tanzim satış fikri seçim öncesi yapılan ya da yapılabilecek olası manipülasyonlara karşı iyi bir çözüm gibi görünüyor. Ancak konuyu iki farklı şekilde ele almak lazım. Patates ve domates üzerinden gidelim.

Patates, en dayanıklı sebzelerden biridir. Aylarca bozulmadan muhafaza edilebilir. Konumuzla ilişkilendirecek olursak patates için stok yapıp fiyat yükseltmek mümkündür. Fiyatının uygun olması, alt gelir düzeyindeki aileler için önemlidir. Çünkü tüm siyaseti bir kenara koyarsak öncelikle halkın karnı doymalıdır. Geleceği, geçmişi, ekonomiyi, siyaseti tok karnına konuşabilirsiniz. Vatandaşın karnı doymazsa isyan bayrakları çekilir. Bu yüzden patates semboldür ve önemlidir.

Patatesin önemiyle alakalı biraz tarih sayfalarını aralayalım ve 19. yüzyılda İngiliz sömürgesi İrlanda’da yaşanan Büyük Patates Kıtlığı’na bir bakalım. O dönemde yoksul İrlanda halkının temel tüketim maddesi patates idi. 1845 yılında İrlanda’da patateslere bulaşan phytophthora infestans mantarı, o yıl patates üretimini %45 düşürdü ve ertesi yıl ise patates üretiminin tamamını yok etti.Patatesteki hastalık nedeniyle üretimin tamamen durmasının ardından adına ‘Büyük Kıtlık’, ‘Büyük Patates Kıtlığı’ denilen büyük bir trajedi yaşandı. 1849 yılına kadar yani dört sene boyunca şiddetle süren bu felaket sırasında insanlar yeterli bir şekilde beslenemedi ve bu durum çeşitli hastalıklara yol açtı. Açlıktan ve hastalıklardan yaklaşık 1.5 milyon insan hayatını kaybetti. Yasalar, Katolik olan İrlanda halkının toprak sahibi olma ve toprakları 31 yıldan fazla kiralama hakkını engelliyordu. Bu durum halkın, Protestan İngiliz toprak sahiplerine ödediği kiraları oldukça pahalılaştırdı. Zaten yoksul olan halk, toprakları kısa süreli kiralamalar dışında elinde tutamadığı için üretim artışını ve karlılığı gözetmedi. Ödediği yüksek kiralardan arda kalan paralarıyla küçük arazilerde kendi geçimlerini sağlayacak kadar, ucuz ve besleyeci olan patatesi üretti. Patateste görülen hastalıkla beraber İrlanda’da devam eden sömürge düzeni patlak verdi. Dönemin Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid ise yardım gemileriyle İrlanda halkına nefes aldırdı.

Devam ederken şunu dipnot olarak düşelim. Bir yıla yakın bir süre manav işiyle uğraştım. Ürünlerin üretim aşamasına pek hakim değilim ancak alış-satış-maliyet üçgeni hakkında kendimce bir tecrübem var.

2018 yazında İzmir halinden 4-5 lira gibi rakamlara toptan fiyatına patates aldığımızı bilirim. Fiyatları net bir şekilde hatırlamamakla birlikte aklınızda bir fikir oluşması için yazıyorum. Birlikte çalıştığımız iş yeri, kira bedeli olarak her satıştan %8 almaktaydı. Her satış faturalandırılırken müşteri tarafından yapılan ödemenin de %8’i vergi olarak devlete gider. Asgari ücret 1.600 TL, sigortayla birlikte bir çalışanın işverene maliyeti 2.500 TL gibi bir rakama tekabül ediyor. Minimum iki çalışan olduğunu varsayarsak aylık çalışan maliyetinin minimum 5.000 TL olduğunu söyleyebiliriz. Haftada iki kere hale gidilir, her yolculuk 150 TL maliyetlidir ve bu da haftada 300 TL olur. Bahsettiğim dönemde 1 kilo poşetin fiyatı 20 liraydı. Paragrafın başına dönelim. Patatesi toptan 4-5 lira gibi rakamlara aldığımız dönemde alınan patatesinde içinden çürük olanlar çıkmaktaydı. Bu bize şunu işaret ediyor. Stok nedeniyle fiyat artışı… Patatesin dayanıklı olduğunu bildiğimize göre bize satılan patatesin için çürük olanların çıkması böyle açıklanabilir. Maliyet hesabını yaptığımız zaman, kilosunu 4 liraya aldıysak eğer bizim bir kilo patatesi en az 6-7 liraya satmamız gerekir. Yoksa kar etmek mümkün değildir. İş yeri, vatandaşın ekmek kapısıdır. İşletme kar etmiyorsa, sizin eve götürebileceğiniz bir ekmeğiniz yok demektir.

Şimdi Türkiye’deki patates üretimine bir göz atalım. Ülkemizin 81 ilinin 74’ünde patates üretimi yapılmaktadır. M. K.Ü. Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nde görevli olan Prof. Dr. Necmi İşler’e göre patatesin tarladan çıkış fiyatının son 2 yılda oldukça düşük olması ekim alanlarını azaltmıştır ve İşler, “Çözüm olarak patates üretim maliyetinin %60-70 tohumluk olduğuna göre, patateste tohumlukla ilgili sorunların çözülmesi ilk yapmamız gereken işler olmalıdır.” demektedir.

Türkiye’nin en önemli patates üretim yerlerinden olan Sandıklı’da patatesin tarladan çıkış fiyatı 2017 yılında 40-50 krş. aralığındayken 2018 yılındaki hasadın ardından bu rakam 2 lira gibi rakamları bulmuştur. Bugün ise patatesin hal fiyatları 70 krş. ile 4 lira arasında illere göre değişmektedir. İstanbul halinde patates 3 liradır. Tanzim satışta da patates 3 liraya satılmaktadır.

Patates konusunu toparlayacak olursak, bu sebzede stok ve manipülasyon yapmak mümkündür. Ürünlerdeki hastalıklar, ekim alanlarının azalması vb. faktörler fiyatları yükseltmiştir. Ekstra pahalılık ise muhtemelen stokçular yüzündendir. Ancak patates fiyatlarında organik bir artış da yaşandığı açıktır.

Gelelim domatese… Domates, patates kadar dayanıklı bir ürün değildir. Yani stok şansı yoktur. Domates fiyatları 2018 yazında tavan yaptı. Türkiye’de domates üretiminde Antalya başı çekiyor. 2018 yazında Antalya halinde domatesin toptan fiyatı 3-3,5 lirayı buldu. Bu 2017 yılına göre %400’lük bir artış demekti. Bunun sebebi ‘Domates güvesi’ denilen hastalıktı. İlaçlar fayda etmedi. Tonlarca domates çöpe gitti. Olan üreticiye ve tüketiciye oldu.

Domates üreticisinin belini büken bir diğer etken de Rusya’ya yapılan ihracatın kotalandırılması oldu. 2015 yılında Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan kriz öncesinde 300 bin ton domates ihraç edilebilecekken bu rakam 50 bin ton ile sınırlandırıldı. Üretici büyük bir darbe yedi.

Yine kendimizden örnek verecek olursak 2018 yazında domatesi İzmir halinden 4,5-5 lira gibi rakamlara satın aldık. Domatesin ömrünün çok kısa olduğunu belirtelim. Aldığınız domatesi sıcak yaz aylarında sabah tezgahta sergilerseniz, akşam saatlerinde o domatesin aynı domates olmadığını rahatlıkla görürsünüz. Sergilediğiniz gün satmanız gerekmektedir. Görsel açıdan, az olan ürün kötü algısı yaratır. Satabilmek için çokça sergilemelisiniz, gün içinde satamadıklarınız zarar hanesine yazar. Domates, profesyonel soğuk hava depolarında bile kısa süreli muhafaza edilebilir. Birçok faktör nedeniyle yoğun bir satış ağınız yoksa, fire vermek kaçınılmazdır. Patates konusunda bahsettiğimiz maliyet hesabını domates üzerinde de uygulayıp fireyi de hesaba katarsak, 5 liraya aldığımız domatesi 10 liraya satmazsak biz zarar ederiz.

Ana fikrimize yavaş yavaş yaklaşıyoruz. 2018 yazında Antalya halinde 3-3,5 lira olan domates, İzmir halinde 4,5-5 lira oldu. Antalya’da tarladan hale gelene kadar ve Antalya halinden İzmir haline gelene kadar arada bir ya da birden fazla aracı var. Ticaret Bakanlığı’nın www.hal.gov.tr adresinden ürün künyelerindeki bilgilerle ürünün tarladan çıkış fiyatını ve aracıların elinde nereye kadar yükseldiği sorgulayabilirsiniz. Buradaki aracılara ‘komisyoncu’ denir. Komisyonculuk ayıp değildir ancak burada devletin tanzim satış noktalarında kabzımallığı değil, komisyonculuğu üstlenmesi gerekmektedir. Burada komisyoncuların değil, üreticilerin kar ettirilmesi gerekmektedir. İşte temel çözüm budur. Üreticiye gerekli destek ve kolaylıklıkların sağlanması teknolojik gelişme kadar önemlidir. Önce karnımız doymalıdır.

Şimdi olan nedir peki? Belirli illerdeki tanzim satış noktalarında maliyet fiyatına satış yapılmaktadır. Tanzim satış noktalarıyla hedeflenen stokçuluğu önleme hedefi kısa vadeli hoş görülebilir ama şunu göz ardı etmeyiniz. Devlet şu anda manipülasyoncularla mücadele ederken; mal almaya giderken benzin alan, dolayısıyla vergi veren, mal almaya gittiği araç için vergi veren, çalışanına iş gücü sağlayan, çalışanın sigortasını ödeyen, sattığı ürün için vergi veren, yıllık kazancı için vergi veren esnaf ile de rekabet etmektedir. Esnafın bu rekabette kazanan taraf olması mümkün değildir. Devlet, 3 liraya domates satarken esnafın kar edebilmesi için domatesi en az 5 liraya satması gerekir. Bu vatandaşın gözünde esnafı kötü bir konuma düşürür. Bu durum evine ekmek götüremeyen esnafı ailesinin gözünde de kötü duruma düşürür. Ürününü satamayan esnaf kepenk kapatır. Maalesef yeni bir kriz başlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here