STEVE PAUL JOBS

0
239
views
Steven Jobs Apple - Büt Dergisi

Steve Paul Jobs, yaşadığı güzel anılarla dolu çocukluğunun ardından liseyi bitirdi. Üniversiteye girdi. Ancak çok pahalı bir üniversite seçtiğinden ailesine daha fazla yük olmak istemediği için okulu bıraktı. Bu ileriki yıllarda oldukça eleştirilse de Jobs için asla bir kayıp olmadı.

1950’li yılların başlarında kader, Joanne Schieble isimli alman kökenli koyu Katolik bir ailenin taşralı kızı ile Suriye asıllı bir Müslüman olan Abdulfettah John Jandali’nin yollarını Wisconsin’de kesiştirdi. Aralarında doğan aşk o dönem kabul görecek  türden değildi. Beklenen oldu ve Joanne’nin babası  bu ilişkiye karşı çıktı. A.John Jandali’nin babası son derece zengin ve güçlü bir adamdı. John aldığı iyi eğitimi pekiştirmek adına Wisconsin üniversitesinde öğretim asistanlığı yapıyordu.

Hayatının aşkına burada rastladı. Joanne’ye duyduğu aşk her ne kadar kuvvetli olsa da genç kızın babası tarafından asla kabul görmedi. Bu her ikisinin de hayatlarını oldukça etkiledi. Genç aşıklar her ne kadar evlenemeseler de birbirlerinden kopamadılar. 1954 yılında her ikisi de henüz 23 yaşlarında iken Joanne hamile kaldı. Çocuğu doğurmak için 1955 yılının başlarında San Francisco’ya gitti. Burada bekar olduğu halde hamilelik yaşayan anneleri koruyan ve gizlilik içinde dünyaya gelen bebeği evlatlık veren bir vakıfa sığındı. Joanne’nin bebeğini verirken tek bir şartı vardı, bebeğini üniversite okumuş bir çiftin almasını istiyordu. Vakıf 24 Şubat 1955 yılında doğan son derece sağlıklı erkek bebeği avukat bir adam ve eşine verdi. Ancak çift bir kız bebek istediklerine karar verdiklerini açıklayarak bebeği geri verdiler. Bunun ardından 1 haftalıktan biraz fazla olan bebek, onu hayatı boyunca sevecek ve kollayacak olan Paul ve Clara Jobs çiftine verildi. Paul üniversite mezunu değildi, ancak bu bebeğe duyduğu sevgi ona bunun eksikliğini hiç hissettirmeyecekti. 7 yaşına gelmeden Steve evlatlık olduğunu biliyordu. O henüz küçücük bir çocukken, bir arkadaşının ona “Seni istemediler mi?” cümlesinin onda açtığı derin acıyla ağlarken Paul’un ona “Hayır. Biz seni özellikle seçtik .” cümlesi hayatı boyunca kendini özel hissetmesine sebep olan bir anının parçasıdır. Paul ve Clara’nın küçük Steve’in kendini farklı ve önemli hissettirmek için harcadıkları bu yoğun çaba istenilen sonucu verdi mi bilemiyoruz. Ancak ona güzel bir çocukluk ve gençlik yaşatmak adına son derece özveride bulundukları garipsenecek boyutta bir gerçek. Steve 23 yaşında (kendi babasının baba olduğu yaşta)bir kız çocuk sahibi oldu. Kızını yıllarca kabul etmedi. Bunun altında ne tür bir duygu karmaşası yatıyor sanırım anlamak oldukça güç. Steve her ne kadar hayatı boyunca terk edilmişlik duygusunu dile getirmemiş olsa da yüreğinin derinlerinde bir yerde hep onu acıtan bir kıymığa sahip olmuştu. Onunla yaşamaya alışmış hatta çoğu zaman unutmuşta olabilir. Ancak şu bir gerçek ki hep oradaydı ve kim bilir beklide yağmurlu bir havada tıpkı kötücül bir romatizma sızısı gibi sızlıyordu. Steve hayatının sonuna dek biyolojik ailesine kızmadığını; onu büyüten ailenin asla bir eksiklik yaşatmadığını söylese de, bir röportajında kendi ailesi için “Onlar benim sadece yumurta ve sperm bankamdı. Ağır konuşmuyorum. Öyleydiler. Sadece bir sperm bankası meselesiydi. O kadar.”dan oluşan bu cümle öbeği, onun ruhunda ki vazgeçilmişliğin açtığı büyük boşluğu görebilirsiniz. Jobs, yaşadığı güzel anılarla dolu çocukluğunun ardından liseyi bitirdi. Üniversiteye girdi. Ancak çok pahalı bir üniversite seçtiğinden ailesine daha fazla yük olmak istemediği için okulu bıraktı. Bu ileriki yıllarda oldukça eleştirilse de Jobs için asla bir kayıp olmadı. Steve üniversiteyi bıraktıktan sonra Reed Üniversitesi’nde Kaligrofi dersi almaya başladı. Jobs bugüne dek gelen başarısında bu derslerin çok büyük önem taşıdığına inanıyordu.

Jobs ve arkadaşı Steve Wozniak 1976 yılında Steve Jobs’un ailesinin garajında Apple Computer’ı kurdular. Apple-1, Apple-2 derken piyasada sağlam bir yer edinmeye başladılar. Şirket hızla büyüdü ve Jobs’un en ünlü cümlelerinden birini bugün hala tebessümle hatırlatmasına sebep olan olay yaşandı. Steve Jobs o dönem Pepsi-Cola’nın Ceo’su John Scully’e “Ömrünün sonuna dek sadece şekerli su mu satmak istiyorsun, yoksa dünyayı değiştirmek mi istiyorsun?” sözleriyle etkiledi ve Apple’ın Ceo’su yaptı. Hayatının belki de en büyük ironilerinden birini bundan sonra yaşadı. Zamanla fikir ayrılığına düştüğü Scully, yönetim kurulunun tarafına geçerek Jobs’u kendi şirketinden kovdu. Kendi hayatını anlatırken bunun onun için bir lütuf olduğunu söyleyen Steve bu konuda Scully’e kesinlikle kızmıyordu. Apple’dan ayrıldıktan sonra Next‘i kuran Jobs, aynı zamanlarda PIXAR isimli birde animasyon stüdyosu kurdu. Başlarda durağan olan bu şirket Oyuncak Hikayesi, Kayıp Balık Nemo, Arabalar gibi animasyon filmlerle oldukça büyük başarı yakaladı hatta “Oscar” kazandı. 1996 yılında Jobs’u geri almak için ‘Apple Next’i satın aldı. Böylece kendi ürün yelpazesini de genişletmiş oldu. Ardından Jobs’un önderliğinde İPad ve İPhone gibi alanında lider ürünleri piyasaya sürdü. Jobs’un piyasa içinde tartışmasız en büyük rakibi Bill Gates’ti. İkili yıllarca birbirini alt etmeye yönelik çalışmalar yaptılar. Gates, Jobs’u fikirde cimri ve teknolojiden anlamayan biri olarak görürken; Jobs ise onu gerçek bir fikir hırsızı olarak görüyordu. İkisinin arasındaki bu çetin savaş bir filme bile konu oldu. Pek çok kişinin ortak görüşü ise Jobs’un kendi ürettiği teknolojiyi inatla başka hiçbir şirketle paylaşmamasının, Microsoft’un pazar savaşını kazanmasında tek sebep olduğu yönündeydi. Gates ve Jobs son yıllarda geçmişlerine sünger çekerek dost olmaya çalıştılar, hatta Jobs’un ölmeden önce konuşup vedalaştığı 10-15 kişiden biri Gates’ti. Kader, Jobs’u ve onun iddiasına göre fikrini çalıp kendine bir hayat kuran eski dostunu ölümünden kısa bir süre önce bir araya getirdi. Bugün hala merak edilen konuştuklarından çok, konuşmaya cesaret edemedikleri.

Yaklaşık 230 ürünün mucidi veya patent sahibi olan Jobs  2004 yılında ‘’nöroendoksin’’denen tümör kaynaklı pankreas kanseri ile mücadele etmeye başladı. 2009’da gizlice bir karaciğer nakli yaptıran teknoloji dehası 2011 yılının ekim ayı başında hayata veda edene kadar kendine inancı ve mücadelesini elden bırakmadı. 5 Ekim 2011’de aramızdan ayrıldığında henüz 56 yaşındaydı.

Steve Paul Jobs’un hayatı pek çoğumuza ders olacak önemli kritik zamanlardan oluşan bir deneyim aslında. Karşınızda asla pes etmeyen bir adam var. Kim kendi kurduğu şirketten kovulmayı onun kadar çabuk kabullenebilirdi ki? Jobs, bu anlamda egolarını rafa kaldıran bir erdemliğe işaret etmekte. Başına gelen her kötü olaydan sonra iyi ki olmuş diyebilecek kadar hayat ve kendiyle barışık bu adam önümüzdeki onlarca yıl daha pek çok girişimci gence örnek oluşturacaktır. Büyük bir deha, ileri görüşlü kombini, özgür ve inançlı bir ruh. Onun belki de gelecek nesillere bıraktığı en önemli miras bu… Size dair… Hayata dair…

Önceki İçerikSİNEMADA SOSYAL ELEŞTİRİNİN “GÜLDÜRÜ” FORMATINDAKİ YERİ
Sonraki İçerikDEHA ve DELİLİK ARASI AZİL
muugegul@gmail.com'
1982 yılında İstanbul’da doğdu. Lise öğretimini tamamladıktan sonra iş hayatına atıldı. İletişim sektöründe uzun süre çalıştı. İlkokuldan beri denemeler yazmıştır. Korku sineması ve edebiyatına özel bir ilgisi bulunmaktadır. Büt Dergisi’nde Sinema ve Mitoloji bölümlerinde yazarlık yapmaktadır.
TEILEN