Sahne ortasında bir ‘Melek’ Melihat Gülses

Hani dinlemekten bıkmadığımız şarkılar vardır ya. Tıpkı Yeşilçam filmleri gibi tekrarının sayısına bakılmaksızın izlemeye, dinlemeye devam edersiniz. İşte o şarkılardan bir tanesi de Sevgili Melihat Gülses'ten dinlediğimiz 'Nar Çiçeği' şarkısı. Gülses'in naif sesiyle söylediği öyle güzel eserler var ki... Yine de 'Çok aşığın var diyorlar' ve 'Nar çiçeği'nin bizde olduğu gibi sizlerdeki yeri de ayrıdır diye tahmin ediyoruz. Biz de gönlümüzde kış ortasında dahi olsa bahar rüzgarlarını estiren Sevgili Melihat Gülses'le söyleşimizi yapmak için düştük yollara...

0
139
views

Hani dinlemekten bıkmadığımız şarkılar vardır ya. Tıpkı Yeşilçam filmleri gibi tekrarının sayısına bakılmaksızın izlemeye, dinlemeye devam edersiniz. İşte o şarkılardan bir tanesi de Sevgili Melihat Gülses’ten dinlediğimiz ‘Nar Çiçeği’ şarkısı. Gülses’in naif sesiyle söylediği öyle güzel eserler var ki… Yine de ‘Çok aşığın var diyorlar’ ve ‘Nar çiçeği’nin bizde olduğu gibi sizlerdeki yeri de ayrıdır diye tahmin ediyoruz. Biz de gönlümüzde kış ortasında dahi olsa bahar rüzgarlarını estiren Sevgili Melihat Gülses’le söyleşimizi yapmak için düştük yollara…

Gülses’e etrafındaki herkes ‘Melek’ diye sesleniyor. Kendisini tanıdıkça bu yakıştırmanın ne kadar güzelce bir sesleniş olduğunu da anlıyorsunuz. Sıcakkanlılığı ve abla şefkatiyle sorularımızı yanıtlarken onu izlemeye doyamadık. Röportaj sonrası fotoğraflarımız da bir o kadar samimi ve içtendi. Umarız ki aynı zevki ve beğeniyi alarak okursunuz. Keyifli okumalar…

Fotoğraf: Ulya Altıntaş

Melihat Gülses kendisini nasıl anlatır? Sizi, sizden dinleyerek başlayalım…
Memnuniyetle… Ben, 1958 Konya-Akşehir doğumluyum. Babam Ahmet Tahir Köseoğlu bir bankada memur olarak çalışıyordu ve onun üçüncü evladı olarak dünyaya geldim. Altı-yedi yaşlarında kendimi bildiğim sıralar, babam kanun çalıp şarkı söylerken ben de onların dizlerinin dibinde şarkı söylemeye başladım. Yani bu serüven, Akşehir’de ‘gezek’ diye tabir edilen meşklerde başladı. Bana o yaşlarda çok yabancı olan o şarkıları, onların yanlarında ufak ufak öğrenmeye başladım. Ailem de yeteneğimin ve sesimin farkındaydı. Daha sonraki yıllarda Fatih Kız Lisesi’ne devam ederken, konservatuarın imtihan açtığını duyunca, oraya kayıt olarak konservatuarı kazandım. Bu süreçten sonra da sanatçı olma hayalini kurmaya başladım. Konservatuarın da ilk kurulduğu yıllardı. 9 sene okuyarak yüksek bölümünü bitirdim. Konservatuar okumama önceleri rıza göstermeyen babam, sonra benimle gurur duydu. Akabinde Tanburi Necip Gülses’le okul arkadaşlığım, evlenmemize vesile oldu. İlk evladımız Neva, ben konservatuar son sınıftayken doğdu. Eşimle olan arkadaşlık ilişkimizin evlilikte de devam etmesi neticesinde o süreçte radyo imtihanına girip sınavı kazandım. Asıl öğrenme de zaten radyoda, o mikrofonun karşısında başladı ve birçok eski büyük sanatçı ‘Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Perihan Altındağ Sözeri, Sabite Tur Gülerman’ gibi ve konservatuarda hocam olan Tülin Korman, Bekir Sıtkı Sezgin, Alaeddin Yavaşça gibi hocalardan faydalanarak bugünlere geldik. Konservatuara gireli tam 41 yıl oldu. 30 senedir de profesyonel müzik yapıyorum.

Şarkı söylemek benim için kederimi hafifleten, sevincimi çoğaltan bir şey

ŞARKI SÖYLEMEK SEVİNCİMİ ÇOĞALTIYOR

Şarkı söylemek size nasıl hissettiriyor?
Şarkı söylemek benim kendimi ifade etme biçimim. Hayatımdaki bütün sıkıntıları şarkı söyleyerek, bütün sevinçleri yine şarkı söyleyerek hissediyorum. Birini hafifletirken birini arttırabilir. Yani şarkı söylemek benim için kederimi hafifleten, sevincimi çoğaltan bir şey. Alaeddin Hocamın dediği gibi de bu koşturmacanın içine iki evlat sığdırabildim. Bu kadar seneyi şükürler olsun başarıyla geçirdik. Neva, bugün TRT’de kemençe sanatçısı, eşim Necip Bey tanbur sanatçısı, maaile sanatın içindeyiz, hizmete devam ediyoruz (gülüyor)… Oğlum da Yeditepe Üniversitesi’nde Grafik Tasarım okuyor.

İnsanlara olan alçakgönüllü yaklaşımınızdan dolayı size melek denildiğini duymuştuk ama çevrenizdeki herkesin size bu şekilde hitap ettiğini bilmiyorduk. İnsanlar tarafından böylesi güzel bir yakıştırma size nasıl hissettiriyor?
İnanın bu melek kelimesinin ne zaman ortaya çıktığını hatırlamıyorum (gülüyor). Tabii melek değilim ama çok yardımsever, iyi huylu olmaya çalışan, her şekilde de sevgiyi ön planda tutan biri oldum. Bazı hocalarım da ‘Melek, Melike’ derken bu yerleşti. Herkesin Melek Ablası, meleğiyim. Ama sanatçı olarak Melihat Gülses’im.

Fotoğraf: Ulya Altıntaş

KARAKTERİNİZ DE SANATINIZLA PARALEL OLMALI

Halihazırda melek kelimesinden bahsetmişken, insanların size yaptığı güzel yorumlar ve o içten cümleler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bunun sırrı ne biliyor musunuz? Onların içinde olmak ve samimi olmak. Biz içi dışı bir olan, olduğumuz gibi olan insanlarız. Çapımız bu, ne kadarsak o kadarız. Hayatım boyunca hiç farklı görünmeye çabalamadım. Yaradan’ın verdiklerine şükrettim. Onun bana verdiği bu güzelliklerin kıymetini bilmeye çalıştım. Tabii ki hayatımda hatalarım yanlışlarım olmuştur ama her geçen gün kendimi törpüledim. Genç kızlık yıllarımdan itibaren daha doğru insan olma yolundaydım. Sanatım çok yukarıda olsun diye gereken her şeyi yapmak için çalıştım ama insanlık durumunu da ihmal etmedim. Ben tanıdığım bazı sanatçılarda gördüm ki; onları gözümde çok büyütmüşüm. Yanlarına gidip onları tanıdığımda, aslında çok da büyütülecek bir şey olmadığını gördüm. Dolayısıyla bence iyi sanatçı olmak tek başına yeterli değil. Karakterinizin de sanat seviyenizle aynı paralellikte olması lazım ki o zaman işte, bu kadar sevilebiliyorsunuz. Ben buna gayret ettim. Demek ki başarılı oldum. Bunun için de ayaklarım yere basıyor. Yaptığım işin ve sorumluluğunun farkındayım. Ülkemin ve ülkemin kültürünün bizim gibi sanatçılara çok fazla ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bunun için de elimden gelen her şeyi yapıyorum.

Sanatım çok yukarıda olsun diye gereken her şeyi yapmak için çalıştım ama insanlık durumunu da ihmal etmedim

Alaeddin Yavaşça da dahil olmak üzere pek çok değerli hoca ve bestekarla çalıştınız. Bu seviyede bir sanat terbiyesinde etkililerdir illa ki…
Konservatuar başlı başına öyle bir eğitim sistemi ki… Orada Türk müziğinin içine girdiğinizde üslubundan konuşmasına aslında her şeyin ne kadar da olması gerektiği gibi olduğunu fark ediyorsunuz ve o terbiyeyle yetiştiriliyorsunuz. Kimse bize bunu böyle yapın, şurada şöyle davranın demedi tabii ama gördüklerinizle birlikte kendinizi yetiştirerek, o büyük mirasın size nasıl olmanız gerektiğini anlatmasına tanık oluyorsunuz. Bugünlerde maalesef Alaeddin Hocam ki o benim canımdır biraz rahatsız. Ben sabah akşam ona dua ediyorum. İnci Çayırlı, Tülin Yakar Çelik, Bekir Sıtkı Sezgin, Tülin Korman, Meral Uğurlu benim için öyle büyük değerlerdir ki. İsimlerini sayarken bile insan şöyle bir toparlanmak istiyor.

Fotoğraf: Ulya Altıntaş

Geçtiğimiz sezon TRT Müzik’te yayınlanan ‘Gönülle Dil Arasında’ programında dahil olmak üzere, her fırsatta yeni nesil sanatçılara destek oluyorsunuz…
Gençler çok önemli. Çocuklar da aynı şekilde. Onlara destek olmak ve onlarla birlikte olmak benim için de çok büyük mutluluk. O sebeple elimden geleni yapmak benim için ayrı bir keyif.

Melihat Gülses söz konusu olunca, ‘Günaydınım, Nar çiçeğim, sevdiğim’ şarkısından bahsetmeden geçmek istemiyoruz. Eser size öylesi yakıştırıldı ki ‘Nar çiçeği’ oldunuz. Peki siz okurken neler hissetmiştiniz?
Şarkının efsanevi bir hikayesi var ve bu sözler de o efsanenin üzerine yazılmış. Şarkının sözleri geçtiğimiz ay içinde kaybettiğimiz Feyzi Halıcı’ya ait. Nurlar içinde yatsın. Hikâyeyi de düşündüğünüzde sözlerden etkilenmemek mümkün değil. Yine rahmetli Cinuçen Tanrıkorur öyle bir beste yapmış ki eşi benzeri olamaz. Sözler çok önemlidir. Müzikle de örtüştüğü zaman siz de o sözleri içinizde ruhunuzda hissediyorsanız işte o zaman yorumcu oluyorsunuz. Nota okuyan herkes şarkı söyler. Ben sözlere her zaman önem verdim. O sözün anlamı ve hissettirdiklerine göre de şarkıyı yorumlamaya çalıştım.

Melihat Gülses, günlük yaşamında nasıldır?
Evimin her şeyini yaparım. Sabah çok erken oğlumu okula kaldırıyorum. Alihan 21 yaşında ama ben onları öyle büyüttüm. Her şeyi kendim yaptım. Şu an bir yardımcım da yok. Bazen komşular sağ olsun yardımcı oluyor. Çiçeklere çok önem veririm. Evimin düzenine, dekorasyonuna çok düşkünüm. Evim benim için her zaman çok özel olmuştur. Evde olmayı hep sevmişimdir. Bunun haricinde de çarşı, pazar, alışveriş merkezlerine gidip her türlü ihtiyacını da kendisi alan biriyim. Normal bir Türk kadını evde ne yapıyorsa ben de aynılarını hatta daha fazlasını yapıyorum. Evi temizleyip, akşamında da konsere çıktığım çok olmuştur (gülüyoruz).

En sevdiğiniz yemekler nelerdir?
Patates köfte ve kuru fasulye pilav çok severim.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here