ŞAHİKA FERAYE

2
623
views
ŞAHİKA FERAYE Kitap Özeti - Büt Dergisi

Balkan savaşlarından sonra bir de Çanakkale savaşının ardından savrulup giden hayatların hikâyesi Şahika Feraye…

Handan Aşık / handan.ist@hotmail.com

Çakır Ağa babadan kalma çiftliğinin idaresini en az babası kadar iyi yönetmiş varlığına varlık katmış, tahsilli olmamasına rağmen kendini yetiştirmiş okuma yazmayı öğrenmiş aydın kafalı sorumluluk sahibi, sözü dinlenir bir adamdı. Dinine körü körüne bağlı, erkek evladın eksikliğini ocağı küllü olarak nitelendiren annesinin bütün laf sokmalarına rağmen iki kız çocuğuna sahip olmanın verdiği gururu hep yüreğinde taşıdı Çakır Ağa. Aslında Allah erkek evlat nasip etmişti ama yeni doğan bebekler nedeni anlaşılmaz bir şekilde ölmüşlerdi. En sonunda Allah’ıyla bir sözleşme yapmış bunu bir gün hiç ummadığı bir biçimde de ödemek zorunda kalmıştı. Nihayetinde iki kız çocuğunu sağlıklı bir biçimde yetiştirebilmişti.

1900’lü yılların başıydı ve artık Osmanlı toprakları yumuşamış bisküvi gibi dağılmaya başlamış ülke açlığın ve sefaletinde eşiğine gelmişti. Çakır Ağanın yaşça kendisinden çok küçük olan dayısı üniversitede okurken patlak veren Balkan Savaşlarına katılmış vatan toprağını sonuna kadar canla başla savunmuş sağlığına yenik düşerek memleketine geri dönmüştü..

Hasan… Çakır Ağanın sorumsuz kardeşi. Tepside çengi oynatan, ayyaş, işsiz-güçsüz arkadaşlarıyla İstanbul’da randevu evinden çıkmayan aman evlerden uzak dediğimiz bir karakter.. Zaten ailenin sonunu getiren de o olacak.

Şahika ile Feraye… Çakır Ağanın iki göz bebeği… Şahika’yı annesinin tenkitleri nedeniyle okuldan almak zorunda kalmıştı. ‘Aa ayol oğlum kız çocuğunun okuduğu nerde görülmüş dinimizde bunun yeri yok kız kısmının yeri evidir zamanı gelince de kocasının yanıdır’ mantığı okuma aşkıyla yanan Şahika’nın eğitim hayatını bitirmişti. Feraye’ye de sıra gelecekti ama ne de olsa o daha küçüktü…

Kocaman çiftliğin bir de babasından yadigar kalan çalışanları vardı Çakır Ağanın… Süleyman Efendi, eşi Hayriye kızı Gülfem ve oğulları Cevdet ve Kudret. Rum çalışanlar Sadıkaçi Yero kızı Eleni ve Mara..

Kara haberler Süleyman efendinin oğullarını birer birer savaşlarda şehit vermesiyle başlamıştı. Balkan savaşlarında büyük oğlu Kudret Çanakkale Savaşında da küçük oğlu Cevdet vatan topraklarını savunmak uğruna hayatlarından olmuşlardı.

Çakır Ağa erkek evlada sahip olmamasına rağmen kızı Feriha’nın hemşirelik için cepheye gitmesine izin vermişti. Savaşta kadına da ihtiyaç vardı çünkü yaralı onca askerin yarasını saracak gönüllü hemşeriler yurdun her köşesinden akın ediyordu cepheye. Feraye hemşirelik yaptığı süre boyunca birçok acı gerçeği görmüş yaptığı işin ne kadar kutsal olduğunu anlamıştı. Ailesine yazdığı mektuplarda da bunu sık sık dile getirmişti. Yorgun bitkin oradan oraya koşturduğu bir gün Arap asıllı bir gencin yardım isteğine cevap vermiş Muhammed’le orada tanışmıştı hatta tanışma da denemezdi buna. Görev aşkıyla yanıp tutuşan Şahika’nın gözü hiçbir şey görmüyordu çünkü..

Tüm sertliğiyle süren savaş boyunca herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor malını mülkünü ordu için ortaya koyuyordu. Fakat Hasan gibileri de vardı. Randevu evinde tanıştığı Dilber kadınla sevişmekten başka bir şey düşünmeyenler… Dilber’in aşkı ve tutkusu Hasan’ın gözlerini kör etmiş artık ondan başka bir şey düşünemez hale gelmişti. Dilber’in uğruna İstanbul’da ev tutmuş onu randevu evinden kaçırarak kendisine eş yapmıştı. Başlarda şeker pembesi bir hayat sürseler de bir hayat kadınının geçmişi ağır bir yük gibi omuzlarına da binmeye başlamıştı. Bir diğer aşk hikâyesi de Cemal ile Gülfem’indi. Kâhyanın kızına duyduğu aşk en sonunda cevabını bulmuş buldukları her boşlukta beraber olmaya başlamışlardı.

Çanakkale savaşının zaferle sonuçlanmasının ardından evine dönen Şahika’yı ummadığı bir sürpriz bekliyordu. Yaralı askerlerden biri olan Muhammed’e yardım ettiği sırada Osmanlı için savaşa gelmiş bu Arap genci ona kalbini vermiş adını ve yaşadığı yeri kalbine yazıp savaşın ardından da bu kızı babasından istemeye gelmişti. Çakır Ağa Allah’a verdiği sözün ağırlığını ve günahını yüreğinde hissetmemiş olsaydı bu evliliğe razı olmayacaktı belki de ama Yüce Rabbine verdiği sözü tutma gününün o gün olduğunu anladığında kızını bu gence sorgusuz sualsiz verdi. Şahika hiç tanımadığı hiç bilmediği bu farklı ırktan gencin kısa bir sürede eşi olmuştu. Yumuşak kalbi ve anlayışlı tavırları bu gence âşık olmasını kolaylaştırmıştı bir süre sonra da. Hatta babasının ölümü üzerine ülkesine dönmeye karar veren kocasının peşinden karnında ki çocuğuyla beraber dilini, örfünü bilmediği bu ülkeye ve karanlık günlerine doğru yol aldı. Bunu yaptıran aşktı.

İstanbul’a yerleşen Hasan da geçimini sağlamak için bir kuyumcu dükkanı açmıştı Kapalıçarşı da. Farkında olmasa da beraberinde belayı da çekiyordu. Randevu evinin patronu elinden kaçırdığı kızın peşine adamlar takmış Dilber’in sürdürdüğü bu güzel rüyayı sonlandırmayı kafasına koymuştu. Aslında evine gelen Hasan’a sık sık hayat kadınından eş olmaz onun karanlık geçmişi her zaman onun arkasından gelecektir diye akıl verirken sezgilerine göre olacakları baştan engellemeye çalışıyordu, başaramayacağını bilmeden.

Muhammed’in ailesi bir çölde yaşıyor ve Türklere hiç de hoş gözle bakmıyorlardı. Şahika’yı hayata bağlayan tek şey Muhammed’in aşkı ve karnında ki çocuğuydu.

Evlat hasretine dayanamayan Çakır Ağa kızını dünya gözüyle görmek için ailesiyle beraber yollara düştü. Bu gidiş bir çok bitişi beraberinde getirecekti. Tüm sorumluluğu sorumsuz kardeşine devrederek yola çıktı. Kardeşinin çiftliği bir kumar masasında kaybettiğini bilmeden.

Arap diyarında kızını ve halini gören baba bu evliliğe razı olarak ne kadar büyük bir hata yaptığını fark etti ve bu hataya bir hata daha ekleyerek, kızının yalnızlığıyla paramparça olan kalbi mantıklı düşünmesini engelliyor muydu bilinmez küçük kızını da Macit adında bir Arap genciyle evlendirdi. İki kızını da bu ıssız, yol geçmeyen çöle bırakarak ülkesine geri döndü bu yaptıkları ile karısının da nefretini kazanarak. Kızlarının bir birine destek olacağını sanıyordu. İyimser kalbi böyle düşündürüyordu ona.

Macit canavarlaşmış bir Arap kalbine sahipti. Muhammed’in aksine Türk düşmanı ve İngiliz yanlısıydı. Arapların Türklere ihanet ettiği o günlerde öldürülen her Türk sevincine sevinç katıyordu fakat Feraye ise her gün biraz daha eksiliyordu. Dilini bilmediği bu adam daha karı koca olmadan şiddete başlamış ve bu şiddet her geçen gün büyümeye devam etmişti ta ki Feraye bir kızını alarak kaçmayı başarana dek..

Ülkesine dönen Çakır Ağa sahibi olduğu çiftlikten içeriye adım bile atamadan kovuldu. Kardeşinin çiftliği sattığını öğrendiği an tüm dünyası kararmıştı artık. Üzüntüden annesi kısa bir süre önce ölmüş, onun ardından da Gülfem’i alarak şehri terk eden kâhya Süleyman Cemal’in üzüntüden ölmesine neden olmuş, Gülfem’siz bir hayat Cemal’in hasta bünyesine öldüren darbeyi vurmuştu.

Yazarın, yaşanmış bir hikâyeden yola çıkarak yazdığı bu roman okuyanda da yaşanılan tüm acıların derinden hissedilmesini sağlıyor. Savaşın ve yaşanılan acıların yok ettiği hayatlardan bir kısım örnekler sürükleyici bir biçimde okuyucuyla buluşuyor. Okurken daha fazla şey bulacağınız bu romanda ne kadar haklı olduğumu göreceksiniz.

 

Sinan Akyüz ;

Nisan 1972’de Iğdır’da doğdu. Orta ve lise öğrenimini çeşitli okullarda tamamladı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Yirmi üç yaşında gazeteciliğe başladı. Gazeteciliğin hemen hemen her kademesinde çalıştı. Daha sonra gazeteciliğe ara verip Almanya’ya gitti. Bir süre sonra tekrar İstanbul’a döndü. 1996’da Sabah Gazetesi’nin dergi grubunda çalışmaya başladı. O dönem fotoğrafla tanıştı. Birçok yayın organına moda ve portre fotoğrafları çekti. 1999’da Sabah Gazetesi’nin hafta sonu eklerinde çalışmaya başladı. 2001’de fotoğrafçılık mesleğine ara verip ağırlıklı olarak kitap yazdı. 2006 yılında Takvim Gazetesi’nde köşe yazarlığına başladı. 2007’de ise Takvim Gazetesi’nden ayrılıp Sabah Gazetesi’nde köşe yazarlığına devam etti. Yazar, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazarın yayınlandığı dönemde çok satan kitaplar listesine girmiş olan eserleri şunlardır:

Etekli İktidar (2003)

Bana Sırtını Dönme (2005)

İki Kişilik Yalnızlık (2007)

Yatağımdaki Yabancı (2008)

Sevmek Zorunda Değilsin Beni (2009)

( Bu bilgiler kendi sitesinden alınmıştır.)

 

Kitaplarla geçen güzel günler diliyorum

Önceki İçerikLANETLİ GÜZELLİK MEDUSA
Sonraki İçerikMERYEM ANA EVİ
TEILEN

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here