Rasyonel Düşünen Fehmi

Anahtarının birbirine çarptığı sesler eşliğinde kapının kolunu bıraktı ve her sabah inmeye çalıştığı yokuşun başlangıcında, bu sefer ay ışığında, çekine çekine ve gacır gucur karları çiğneyerek kaymamak dileğiyle yürümeye başladı.

0
622
views

Anahtarının birbirine çarptığı sesler eşliğinde kapının kolunu bıraktı ve her sabah inmeye çalıştığı yokuşun başlangıcında, bu sefer ay ışığında, çekine çekine ve gacır gucur karları çiğneyerek kaymamak dileğiyle yürümeye başladı. Sanki ayağının altındaki kar ses vermese endişelenecek gibiydi Fehmi, ayağının altındakilere minnettar kaldı bu yüzden.  Çünkü Fehmi o sırada ses etmiyor olsa bile ayağının altında konuşanların dertlerini dinlemesini iyi bilirdi. Ağzını açıp yılların aklına getirdiği nasihatleri sıralayacaktı fakat yapmadı. Şehrin her yanını ışıl ışıl gördüğü yokuşun göbeğinde saat kulesini, bacalardan tüten dumanları, şehrin üstüne yağan karları seyretti şöyle bir. Şehrin güzelliğine sarılmak istedi. Kar buz demeden kollarını açtı, koşa koşa şehrin üstüne üstüne giderken yokuş aşağı yuvarlanmaya başladı. Yokuş bitiminde sızlayan eline, koluna ve başına aldırmadan üstünü başını silkeledi; az önceki olaydan kendinin bile haberi yokmuş gibi etraftaki kaldırımlara baktı. Ulan, dedi içinden, memleketimin manzarasına da mı sarılamayacağız: kaldırımların ayıplamalarına cevap verirmiş gibi. Zaten kaldırımlar insan ne yapsa ayıplardı. Bazen haklıydılar da ne de olsa alışıktılar insan ayıplamaya: kaldırım kenarlarında insan ağzından çıkan çok nesne vardı. Kaldırımlar Fehmi’de bu ağızdan çıkan nesnelerin hiçbirini görmedikleri için koskoca herifin yokuştan yuvarlanışını unutuverdiler. Fehmi yoluna devam etti, vakit yoktu.

Hani acelen vardı Fehmi abi?
Fehmi bu sefer adımları hızlı gene çekine çekine yürürken arkasında yabancı bir köpeğin olduğunu da biliyordu. Fakat Fehmi onunla göz göze gelip daha uzlaşamadığı için ondan haberi yokmuş gibi davrandı. Yukarı baktı, bembeyaz karların sokak lambasının rengine boyanışını seyretti.  Arkasından köpek sesi, ulan Fehim abi dedi, hani acelen vardı ben mi koşturayım seni?

Arkasından köpek sesi, ulan Fehim abi dedi, hani acelen vardı ben mi koşturayım seni?

Hakikaten de acelesi vardı. İki saniyede aklına düştü Fehmi’nin yine ulan dedi, şu sevdiğim hayatta her mahlukun bir işi varsa, varsın iyisini yapsın; benim işim aceleme yetişmekse şu itin de işi beni kovalamaktır dedi Fehmi. Kaldırımdan yola indi, yola kum serpildiğini anlayınca kaymak korkusu geçti ve hızlanmaya başladı.  Fehmi nazik bir şekilde koştuğundan tıkanmadı, bu it kıyıda köşede bir kedi buldu da peşine takıldı diye düşündü Fehmi arkasına baktığında. Fehmi yolun yarısını arkasında köpek sanrısıyla boşuna koşmuştu. Fakat suçu yine ayağının altındaki karla karışık kumların çıkardığı seslere attı. Dünya dedi ne gürültülü, ayağının altındaki bile susmuyor. Fehmi ayağının altındakilerinin samimiyetini sevdiğini düşündü tekrar.  Ayağının altında gıcırdayıp duranlara ve soluduğu havaya sarılmak istedi. Sonra yapma dedi Fehmi, geç kalacaksın.

Fehmi bu ürperişten muzdarip…
Fehmi yine kısa ve sık adımlarla yürüyorken karşıda boynunda simsiyah atkıyla ağzını kapatmış kıvırcık saçlı bir kızın acelesini gördü. Kız da onu gördü ve hayret etti, ürperdi ve koşmaya başladı kız. Fehmi bu ürperişten muzdarip, ilerleyen yolda kızın düştüğünü duyar gibi oldu. Onu gördüğünde kızın bu halini düşünmedi bile, artık hiçbir şey hissetmiyordu soğuktan, takati kesiliyordu giderek.

Fehmi hâlâ kısa ve sık adımlarla acelesine yetişmeye çalışıyordu ki, az önce sitem ettiği türden kaldırımlardan birine kıvrılıverdi.

Ertesi sabah Fehmi’nin cesedi alnındaki kan ile birlikte bulunduğu kaldırımdan temizlendi.

Fehmi yokuştan yuvarlandıktan sonraki kafa sersemliğini hala gördüğü güzelliklerden dolayı unutmuş, alnından akan kanı bile ter sanmış ve ölmeden önce o kızın niçin onla göz göze geldikten sonra korkup hızlandığını bile öğrenememişti.

Fehmi’ye,
Keşke uğruna yola koyulduğun meselene sımsıkı sarılsaydın, hangi güzelliği görürsen gör, seni soğuk bir gece vakti dışarı çıkaran kendi meselenin bütün bu güzellikleri kapsayacak kadar güzel olduğunu hatırına getirseydin de yolunda dosdoğru yürüseydin eğer bütün sarılmak istediklerine olan sevgini daha rasyonel ifade ederdin. Senin bu yanlışın ahmaklık değil, unutkanlıktır.  Zavallı Fehmi, canım Fehmi…

Önceki İçerikYarın sabah erken uyan ve
Sonraki İçerikİKÜ’de İstanbul Gitar Üçlüsü Eşliğinde Tango Rüzgarı
1999 Kastamonu doğumlu. Kastamonu Gazipaşa'da ilköğretim gördükten sonra liseyi Kastamonu Göl Anadolu Öğretmen Lisesi'nde öğrenimine devam etmektedir. Şu an mevcut lisede son sınıf öğrencisi. Büt Dergisi'nde konuk yazar olarak yazılar yazmaktadır.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here