O geldi…

Kim olduğunu anlamaya çalışarak geçmişti şimdiye kadar ki bütün hayallerim. Elini, yüzünü, gözlerimi her kapadığımda görmek istedim. Onunla çarpıştığım anda ellerimden düşen umutları toplamak için bana yardım ederken bir anlık gözlerimiz birbirine değince onun o olduğunu anlamak istedim.

0
474
views

Kim olduğunu anlamaya çalışarak geçmişti şimdiye kadar ki bütün hayallerim. Elini, yüzünü, gözlerimi her kapadığımda görmek istedim. Onunla çarpıştığım anda ellerimden düşen umutları toplamak için bana yardım ederken bir anlık gözlerimiz birbirine değince onun o olduğunu anlamak istedim.

Onun içindi bütün şiirler, kelimeleri hasretle birleştirdiğim her an onun içindi, ağlamalarım onun için, gülmelerim onun için, düştüğüm ve düşürüldüğüm her yerden yeniden kalkışlarım onun içindi… Tam pes etmişken gelmedi, beklemediğim bir anda da çıkmadı karşıma. Aslına bakarsan tüm klişelerden uzak tutmak için onu bir koca şehir değiştirdim varlığının hatırına…

O geldi sonra…
Bir döner kapı içerisinden çıktığımda onu beklediğime sevdalandı o, ben bir ömür o beklerken sevdalaydım zaten. Her şeyin ismini değiştirdim sesini duyduğum çarşamba günü öğlen saat 13:02 sırasında. Gizem dedi bana, Gizem… İsmimi sevdim, kuşları, onun sesinden çıkan tüm evreni dün küfür etmek isterken bugün sevebilecek kadar şaşkındım. Yorgun, konuşkan, hüzünlü ve uçarı…

Sonra o geldi işte…
Kasımdı… Memleketti orası ve hava yeni yeni esmeye başlamışken cebinde olan ne varsa çıkardı önüme koydu. Yarımdım, yarınım oldu. Hecelemeye başlarken unuttuğum tüm çocukluk hikayelerimi yarım kalmışlığıma inat yeniden okudu. O beni yazdı fark etmeden, ben onu…

Sonra o geldi işte…
Ekmek kokan avuçlarının içerisine sakladım kendimi, pazar gününün yüzü suyu hürmetine tam da kandil simidini ikiye bölmüşken geldi o. Dua ettim, tam tamına bir insan olarak ilk defa… Bereket dedim bana gelişine, sesini duyuşuma dua. Gerçeğe dönüşmüş olduğuna inanalı uzun zaman alsa da gözyaşlarımı sildiğinde kalbimin kesilip atılsa da atacağına inandım. Çok kırgındım, yıllardır uykusuz, hüzünlü ve çaresiz. Kimse benim için herkes olmak statüsünden bir türlü ayrılamamış ve ben herkesin aslında kim olduklarını merak etmeyecek kadar ıssızdım…

Geldi. Portakalların çiçeklerinde farklı bir hazine yattığını düşündüm. Gökyüzünün tüm maviliğini ondan aldığını, gökkuşağındaki o bir sürü rengin ben onu hangi renkte daha fazla seveceğime karar veremediğimden dolayı bir araya geldiğini… Ona bakmak aç olan tüm sokak hayvanlarını doyurmak gibiydi sanki, yağmurlu havaların çiçekleri mutlu ettiğini bilmek ve kimsesiz tüm çocukların bir ailesi olduğunu düşlemek gibiydi… O geldi ve ben daha iyi bir insan olmak için avuçlarımı açtım, o geldi ve ben dünya üzerindeki tüm denizlerin huzurunu ona dokunduğumda buldum.

Merak etme…

O gelecek…

Ve sen bir gün hecelemeye zorlandığın tüm yaşanmışlıklarını onun karşısında yüreğin ağzında büyük bir heyecanla hiç durmadan anlatıp, pamuk şekerin tüm şımarıklığını da kendine armağan edeceksin…

Önceki İçerikErkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu 17 yıl aradan sonra bir arada
Sonraki İçerikFotoğraflara yeni anlam yükleyen fotoğrafçı: Adrian Sommeling
02.07.1992 yılında Fethiye'de doğdu. Antakya’da yaşıyor. Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı ve Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi'nden mezun oldu. Edebiyata olan ilgisi çok küçük yaşlardan itibaren başladı ve yazı yazmak hayata karşı olan hakkını almak gibi yüce bir duyguyu hissettirdiğine inandığı için yazmaya karar verdi. Üniversite döneminde Ankara içi yerel dergilerde köşe yazarlığı ve röportajlar yaptı. Hazırlık aşamasında olduğu bir şiir kitabı var. Bir seneyi aşkın bir süredir Antakya’da mimarlık ofisinde çalışıyor. Büt Dergisi'nde konuk yazar olarak yazılar yazmaktadır.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here