MAVİ GÖZLÜ DEV ADAM’DAN TİYATRO OYUNLARI…

0
166
views
MAVİ GÖZLÜ DEV ADAM'DAN TİYATRO OYUNLARI - Büt Dergisi

Klasik tiyatro metinlerinden sıkılan arkadaşlar bu yazı sizlere gelsin. Diyalog artık çok sıradan gelmeye başladıysa şiirlerden uyarlanma tiyatro oyunları tam size göre derim…

Elif CENGİZ / cengizelifelif@gmail.com

 Hele bir de şair Nazım Hikmet olunca gitmemek ayıp diye düşünüyorum. Keşke her şiiri bir oyun olsa mavi gözlü devin. O kadar müsait ki şiirleri buna. Daha çok insanın aynı frekansa geçip bir şiirden etkilenmesi fikrini düşünmek bile heyecanlandırıyor. Başlangıç olarak DT’de oynayan Nazım Hikmet’in “Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni” adlı şiirinden uyarlanan oyun çok ilgi çekici olacaktır. Metin belginin yönettiği aynı zamanda da Nazım Hikmet’i canlandırdığı oyunun bir diğer oyuncusu Hümay Güldağ Belgin oyunda Nazım Hikmet’in aşık olduğu kadınları temsil etmektedir. Oyunda aynı zamanda çello kullanılması oyunun ve şiirlerin etkileyiciliğini bir kat daha arttırmış. Arka planda yer alan Abidin Dino’nun eserleri görselliğe güçlü bir katkı yapmış.

Oyun öncesi okumuş olduğum Nazım Hikmet şiirlerine sesleriyle vurgularıyla bu denli hayat verebilen bu ikiliyi çok kıskandığımı söylemeden geçemeyeceğim. Nazım’ı , tutsaklığını, aşklarını merak edenlere anlamak isteyenlere şiddetle tavsiye edilir. Özellikle Hümay Güldağ Belgin’i dinlemeye ve seyretmeye doyamayacaksınız. İkilinin karı-koca olmaları ne kadar etkili olmuştur, o aşkın tutkunun seyirciye geçmesinde bilemiyorum ama sahnede görülenin sadece Nazım ve aşık olduğu kadınlar olmadığı aşikar.

 Ne güzel şey hatırlamak seni:

 ölüm ve zafer haberleri içinden,

 hapiste

 ve yaşım kırkı geçmiş iken…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni:

 bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin

 ve saçlarında

 vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…

 İçimde ikinci bir insan gibidir

 seni sevmek saadeti…

 Parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,

 güneşli bir rahatlık

 ve etin daveti:

 kıpkızıl çizgilerle bölünmüş

 sıcak koyu bir karanlık…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni,

 yazmak sana dair,

 hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:

 filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,

 kendisi değil

 edasındaki dünya…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni.

 Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:

 bir çekmece

 bir yüzük,

 ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.

 Ve hemen

 fırlayarak yerimden

 penceremde demirlere yapışarak

 hürriyetin sütbeyaz maviliğine

 sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

 

Ne güzel şey hatırlamak seni:

 ölüm ve zafer haberleri içinde,

 hapiste

 ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Şiirden uyarlama olan bir diğer Nazım Hikmet oyunu olan Jokond ile Si-Ya-U  ise Semiha Berksoy yorumuyla bir kez daha sahnede. Semiha Berksoy’un yönetimi ve oyunculuğu sonucu tekrar sahnelenmeye başlayan Jokond ile Si-Ya-U  adlı oyunu ses tiyatrosunda seyretme fırsatı buldum. Jokond bilindiği üzere Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa adlı tablosudur. Si-Ya-U ise Çinli bir askerdir. Jokond’u Paris Lauvre Müzesi’nde görür görmez aşık olur ve her gün onu örme için Lauvre gider. Lauvr a gitmeyi kesen Si-Ya-U’nun peşine düşen Jokondu, Çinli emperyalist güçlerin eline düşen Si-Ya-U’yu ve aşklarını anlatan bu oyun, hani hep diyorum ya görülmeye değer diye, bu cidden görülmeye değer. Semiha Berksoy sahnede tek başına öyle bir oyun sergiliyor ki aşık oluyorsunuz bu kadına. Bir şiir bu kadar yaşanılarak anlatılmaz ki diyorsunuz. Utanmadan bir de kıskanıyorsunuz. Ses tiyatrosunda sahnelenmesi izleyiciler açısından büyük bir ayrıcalık bana kalırsa. Bu oyuna bu sahne yakışırdı dedirtiyor.

Daha çok Nazım daha çok şiir-oyun sahnelenmesi dileğiyle. İyi seyirler

 

….şang-hay büyük bir limandır.

beyazların gemileri kocamandır.

sarıların kayıkları küçücük.

kalın bir düdük.

ince bir çinli çığlığı.

limana giren bir gemi

devirdi hasır yelkenli bir kayığı..

ay ışığı.

gece.

bileklerinde kelepçe

jokond bekliyor.

es rüzgar es..

bir ses :

– haydi çakmağı çakın.

yakın jokondu yakın..

ilerliyen bir karaltı

bir parıltı…

çakmağı çaktılar

jokondu yaktılar.

kıpkırmızı bir alevle boyandı jokond.

güldü içten gelen bir tebessümle

gülerek yandı jokond……

 

sanat, manat, eser, meser, filan, falan, ezel, ebet

eeeeeeeeeeyt,,,

” işte o kadardır ol hikayet                               

” bakisi duruğu bi nihayet………

temmet… “….

Önceki İçerikIŞIK TARLASI…
Sonraki İçerikSİNEMADA BİLİNÇALTI (SUBLİMİNAL) MESAJ VE CİNSELLİK
Büt Dergisi Aylık Onlin Kültür-Sanat Dergisi. Spor, Tarih, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Genel Kültür ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir dergi... haber ve önerilerinizi info@butdergisi.com adresine yollayabilirsiniz.
TEILEN