LANETLİ GÜZELLİK MEDUSA

0
774
views
LANETLİ GÜZELLİK MEDUSA - Medusa Mitolojisi - Büt Dergisi

Binlerce yıl önce dünya bugünkü kadar anlaşılabilir değildi. Konuşma yeteneğini elde ettikten sonra hızla gelişen insanoğlu doğa ve doğaüstü olaylar karşısında oldukça farklı bakış açıları geliştirdi. Gelişen bilimle bunların büyük bir çoğunluğu çürütülerek birer birer unutuldu. Bir kısmı ise çocukları korkutmak için gece yarısı hikayelerine ilham oldu. Kurt adamlardan vampirlere, bunyiplerden al karılarına, Bansheelerden Tanrı ve Tanrıçalara hatırı sayılır bir folklor oluştu. Efsane ve efsanevi bir yaratık yaratma konusun da en başarılı olanlar şüphesiz Antik yunan sakinleriydi. Nerdeyse karış başına Tanrı ve yaratık türeyen bu sihirli topraklarda belki de en acıklı hikayeler den biri Poseidon’un torunu Phorkys ile kırmızı tanrıça Keto’nun 3 kızından biri olan Medusa’nınkidir.

Medusa 2 kız kardeşi ile Zeus’un en gurur duyduğu kızı, zekanın vücut bulmuş şekli olan Athena’nın kutsal tapınağında yaşıyordu. Uzun dalgalı saçları, göz kamaştıran teni, ceylan gözleri ile gören herkesi kendine hayran bırakan Medusa dışında diğer 2 kardeşi ölümsüzdü. Kainat var olduğundan beri onun kadar güzel ve alımlı bir kadının bir daha gelmeyeceği konuşulup, onunla evlenmek isteyen erkekler bir bir tapınak kapısına uğrasa da Medusa kendini Athena’ya hizmete adamıştı.

Bakire Tanrıça’nın hizmetinde ki bakire rahibelerle günlerini tapınağın temizliği ve Tanrıçanın memnuniyetine adayan Medusa için hayat o korkunç geceye kadar huzurlu ve mutlu geçmişti. Athena, Poseidon ile beraberdi. Medusa’nın güzelliği onu pek rahatsız etmiyordu. Çünkü Athena zeki olduğu kadar kibirli bir tanrıçaydı. Medusa’yı kendine rakip olarak görmüyordu. Ancak Athena’nın bilmediği Poseidon’un da içten içe Medusa’ya duyduğu hayranlığının büyüdüğü idi. Her Tanrı’nın karanlık bir yönü olduğuna inanılan bu çağlarda Poseidon içinde ki arzu ve isteklere daha fazla karşı duramadı ve bir gece tapınakta gizlice Medusa ile beraber oldu. Normal şartlarda cezalandırılması gereken Poseidon iken Athena tüm hırsını Medusa’dan çıkarttı. O kadar öfkelenmişti ki ilk önce zavallı kızı kimselerin yüzüne bakmayacağı çirkin ve korkunç bir kadına çevirdi. Öfkesi bir türlü bitmek bilmeyen Athena, kızın zümrüt gibi ışıldayan gözlerinin yerine 2 dipsiz siyah kuyu, kimselerin dokunmaya cesaret edemediği uzun dalgalı ipeksi saçlarının yerine ise tıslayan yılanlar koyarak onu kaçınılmaz bir cehenneme mahkum etmiş oldu. Ancak bu da onun kıskançlığı ile beslenen öfkesini dindirmeye yetmiyordu. O dipsiz karanlık kuyu gözlere bakan herkesin taş olmasını diledi tanrıça. Artık Medusa senelerce hizmet verdiği ve koşulsuz kendini adadığı Athena tarafından tamamen korkunç bir yaratığa dönüştürülmüştü. Yıllar boyunca uzak bir adaya sürgün edilmiş halde yaşayan Medusa onu avlamaya gelen binlerce insanı tek bakışı ile taşa çevirerek kendine adeta heykellerden oluşan bir mezarlık yaratmış ve bu hazin yerde kaderine razı olmuş bir şekilde kendi içinde kayboluyordu. Zaman anları kovaladı ve Medusa için hazin bir sonun başlangıcı çok uzak ülkelerden birinde başladı. Şüphesiz uçkuruna sahip çıkmakta en zayıf Tanrı Zeus’tur. Şekilden şekle giren haylaz tanrının insan ve tanrıçalardan bir çok çocukları vardır. Bunlardan biri de Perseus’tu. Annesi ile uzak diyarların eteğinde bir ülkeye sığınmış olan Perseus annesini korumak ve kendini kanıtlamak için bu göreve gönüllü oldu. Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Medusa’nın yaşadığı adaya gelen yarı Tanrı, gücünü  ve zekasını kullanarak kimselerin yenemediği bu şeytani canavarı alt etmeyi başardı. Elinde ki kalkanı ayna gibi kullanarak direk Medusa ile göz göze gelmeyen Perseus yeteri kadar yaklaştığı anda tek bir kılıç darbesi ile yılanlarla doldurulmuş kafayı gövdesinden ayırdı ve bir efsanenin sonunu yazmış oldu. Ülkesine döndüğünde elinde Medusa’nın başı ile tapılan bir lider oldu.

Güzel ve masum bir kadının aldığı ilk adaletsiz ceza değildi belki de bu. Günümüzde bile içimizde var olan bir şey üstelik bu. Medusa’nın hikayesi aslında içinde pek çok rengi içinde barındıran karmaşık bir seremoni gibidir. Ancak tüm bu renklerin içinde ki en koyu gerçek şüphesiz hiç uğruna kaybedilen masumiyetlerdir.

Önceki İçerikHUYSUZ VE TATLI BİR ADAM SEYFİ DURSUNOĞLU
Sonraki İçerikŞAHİKA FERAYE
muugegul@gmail.com'

1982 yılında İstanbul’da doğdu. Lise öğretimini tamamladıktan sonra iş hayatına atıldı. İletişim sektöründe uzun süre çalıştı. İlkokuldan beri denemeler yazmıştır. Korku sineması ve edebiyatına özel bir ilgisi bulunmaktadır.

Büt Dergisi’nde Sinema ve Mitoloji bölümlerinde yazarlık yapmaktadır.

TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here