KRALIN UYKU TULUMU

0
669
views

Kral, sporu çirkin emellerine alet edebilmek için büyük stadyumlar inşa ettirdi. O stadyumlar doldu taştı. Sokaklarda kanlı bıçaklı olan insanlar tribünde omuz omuza gelince gerçeğin farkına vardılar. Stadyumlarda uyanışın ilk kıvılcımları görülmeye başlandı.

Efe Karasu – efekarasu@gmail.com

İspanya’da, General Francisco Franco’nun komutasındaki milliyetçi güçler, seçimle göreve gelen Cumhuriyetçi “Halk Cephesi” koalisyonuna karşı 1936’da bir ayaklanma başlattı. Üç yıl süren ve ülkede büyük bir yıkıma yol açan iç savaş, 1939’da milliyetçilerin zaferi ile sonlandı. Franco, yönetimi ele geçirdikten sonra adamlarına tarihe geçecek bir emir verdi.

“Bana 100 bin kişilik bir uyku tulumu yapın.”

Bu emir ile dikildiği bahşedilen tulum, günümüzde de faliyet gösteren Real Madrid’in Santiago Bernabéu Stadyumu’dur. Ne ilginçtir ki bu stadyumun açılış yılı olan 1947’de dönemin İspanya’sının tarihini değiştirecek bir olaya rastlanılmaktadır. Franco, bu tarihte veraset yasasını kabul ettirerek kendisini devletin ömür boyu koruyucusu ve kral naibi olarak atadı. Dikilmesini emrettiği uyku tulumu bunu sağlayabilmek için olabilir miydi?

Bir nevi halkı halktan koruyan ve daha da ileri gidebilmek için özel bir uyku tulumu diktiren kralın hesapları o gün için tutmuş olabilir. Ancak şimdilerde farkındalık merkezi haline gelen stadyumlar, insanlara örgütlü bir şekilde tepki koyabilme ve bu tepkiyi geniş kitlelere duyurabilme imkanını sağlamakta.

Stadyum tuval oldu,halk ise ressam

Elbette sporun hala halkı uyutma emeline medya aracılığı ile alet edildiğini inkar edemeyiz. Portekizli diktatör Salazar’ın, ülke yönetimi ile ilgili 3F maddesinden biri olan futbolu yani sporu, onun gibi kullanmaya çalışanlar oldu. Ama bu kişilere yeri geldiğinde tepkiler yine stadyumları dolduran seyircilerden geldi. Etkiye tepki gösteren halkın ta kendisiydi. Halkın örgütlendiği mekan ise stadyumdu

1830-1962 yılları arasında Cezayir’i sömürgesi altında tutan Fransa, kendi yetkili ağızlarının ifadelerine göre Cezayirli milyonlarca kişiyi yargısız infaz etmiş ve işkenceden geçirmişti. Tam anlamıyla büyük bir katliama uğrayan Cezayir, haklı nedenlerle Fransa’dan bir özür bekledi. Politikacılar, artık geçmişe değil geleceğe bakmak lazım diyerek siyasi çıkarları uğruna özür dilemeye bile tenezzül etmediler. Buna karşılık Fransız takımı olan Marsilya’nın taraftarlarının, resmi bir müsabakada sergiledikleri Cezayir bayrağı kareografisi gayriresmi bir özür niteliğindeydi.Bu kareografi vicdanın resmedilmiş haliydi.

Van üşüdü, Şeref Bey dondu

Van depreminden sonra bazı televizyon kanallarında insanlık dışı yorumlar yapılırken, Şeref Bey stadyumunda Van’ın plaka numarası olan 65. dakikada binlerce insan üstlerini çıkardı ve yarı çıplak kalan bedenleriyle milyonlara müthiş bir toplumsal dayanışma mesajı verdi. Buz gibi havada yarı çıplak kalarak empati yapıyorlardı ve herkesi empati yapmaya davet ediyorlardı. Daha sonra atkılarını boyunlarından söküp sahaya attılar. Yeşil sahadan toplanan atkılar tırlarla Van’a gönderildi. Belki bu yardım bedenlerin ısınmasına yetmedi ama yürekleri ısıttığı kesindi. Uyku tulumu olarak düşünülen bir stadyumda o güne kadar hiçbir politikacının veremediği içtenlikte bir kardeşlik mesajı verildi. Stadyumdaki bir tribün organizasyonu ülkenin temellerini sağlamlaştırabilecek kadar etkiliydi.

Susarak haykıran adamlar

Sadece sporu izleyenler değil onu icra edenlerde toplumsal olaylara tepkisiz kalmadılar. Bunun en çarpıcı örneği ise Meksika’da düzenlenen 1968 Yaz Olimpiyatları’nda gerçekleşti. Mexico City’de 200 metre koşusu finalinde Amerikalı (siyah) atletler Tommie Smith ile John Carlos birinci ve üçüncü gelirken, ikinciliği Avustralyalı (beyaz) Peter Norman elde etti. Amerikalı atletler ödül töreni için kürsüye çıkmadan önce ayakkabılarını çıkardılar ve siyah çorapları ile kürsüye çıktılar. Hoparlörde Amerikan milli marşı çalındığı sırada siyah eldiven taktıkları ellerini yumruk yapıp havaya kaldırdılar. Peter Norman da bu harekete desteğini göstermek adına eşofmanının üstüne iğnelediği ‘İnsan Hakları İçin Olimpiyat Projesi Hareketi’ kokartıyla kürsüdeki yerini almıştı. Martin Luther King’in yıllarca anlatmaya çalıştığı şeyi bir olimpiyat organizasyonu sayesinde bu üç adam tüm dünyaya haykırıyordu. O yıllarda Amerika, Neil Armstrong’u aya gönderip bilimsel açıdan şampiyonluğa oynarken, dayanılmaz ırkçılık politikaları nedeniyle insanlık açısından küme düşüyordu. Bu hareket içinde biraz olsun insanlık taşıyanların yüreğine güneşi doğurmuştu.

Kral artık deplasmanda

Spor, bunca güzelliklere vesile olurken bilinçsiz insanların dolasılığıyla istenmeyen olaylara da vesile oldu. Örneğin iki komşu ülke olan El Salvador ve Honduras arasında 1970 yılında futbol yüzünden çıkan savaşta 4 bin kişi ölmüş, 12 bin kişi yaralanmıştı. Ben buna karşılık size 1967 yılında Pele’yi izleyebilmek için kendi aralarında anlaşarak iç savaşı durduran Nijeryalıları sunuyorum. Sporun daha iyi bir dünya için olumlu etkide bulunabileceğine ve spor seyircisinin artık uykudan uyandığına inanıyorum.

Önceki İçerikSokağın Sanat-cılar-ı
Sonraki İçerikGEÇMİŞTEN TANIDIK BİR SES : TARİH
efekarasu@gmail.com'
Efe Karasu, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun. Şu anda BJK Tv'de çalışmaktadır.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here