KORKUNUN ZİHNİMİZDEKİ EFENDİSİ: STEPHAN EDWİN KİNG

0
66
views
Stephen King Kimdir? - Büt Dergisi

Stephan Edwin King, yazdığı roman ve senaryolarda yıllardır bizi korkularımızla sınayan  1.93 boyunda, 90 kiloluk, çocukluğundan beri gözlük takan bu dev adamın korkularına gelince uçağa binmek, karanlık  ve hemen hemen her yazarın ortak korkusu olan Alzheimer.

Maine eyaletine bağlı Portland kentinde 1947 yılının Eylül ayının 21’inde, bulutlu bir pazar günü bir şirkette satıcı olarak çalışan Donald ve eşi Nelli Ruth King çiftinin 2.oğulları olarak dünyaya gelen bebeğe Stephan Edwin ismi verildi. Babası o dönem oldukça mali sıkıntılar çekiyor, ailesine bakmakta  zorlanıyordu. Birikmiş kira borcu ve faturalardan oluşan bir deste zarfla eşini ve oğullarının bırakarak ortadan kaybolduğunda David 4, küçük Stephan ise sadece 2 yaşındaydı. Nelli Ruth bir dünya borç, 2  afacan erkek çocuğu ve terk edilmişlik duygusuyla nasıl başa çıkacağını pek kestiremiyordu. Bir süreliğine çocukları kız kardeşinin yanına bıraktı.

Günde 2 vardiyalı işlerde çalıştı. Garsonluk yaptı, bulaşık yıkadı, hatta kendi çocuklarına ayıramadığı zamanı başka çocuklara bakarak paraya çevirmeye çalıştı. Tabii bunun bir bedeli vardı, çocuklarına yeterince ilgi gösteremiyor onları yabancı dadılara emanet ediyordu. Stephan,  4 yaşındayken bakıcısı tarafından şiddete maruz kalmış, ancak bunu yıllar sonra kendi otobiyografisini yazarken açığa çıkarmıştır.

1958 yılında annesi ve ağabeyi ile birlikte Durham’a taşınan King, burada okula başladı. 1966’da kolejden mezun oldu ve üniversitede İngilizce öğretmenliği okurken, çalıştığı kütüphanede tanıştığı kendisi gibi yazar olan Tabitha ile evlendi. Evliliklerinin ilk 3 yılında Naomi Rachel ve Joe Hill isminde 2 çocukları oldu. Stephan için bu yıllar oldukça zordu. Öğretmen olarak iş bulamadığı için bir çamaşırhanede işe başlamıştı. Bir yandan çamaşır yıkıyor, bir yandan da geceleri küçük hikayeler yazıp bunları satarak ailesine bakmaya çalışıyordu. Çamaşırhanede çalıştığı dönemde bir mesai arkadaşı çamaşırları sıkmak için kullandıkları mengeneye iki elini kaptırdı. Bu deneyim daha sonra yazarın ‘’Mengene’’ isimli kitabına da esin kaynağı olmuştur.

King, kısa öykülerle başladığı yazarlık hayatında ‘’Carrie’’ile sağlam bir adım attığında henüz 27 yaşındaydı. Bu romanı için 2500 dolar avans almış ve en iyi ihtimalle 25-30 bin dolar arası bir para kazanacağını umuyordu. Çamaşırhaneden ayrılıp, öğretmenlik yapmaya başladığının 3.yılı kitabının kabul edildiğiyle ilgili aldığı telefonda bahsedilen rakam tam 400 bin dolardı. Bu da onun 200 bin dolar kazandığı anlamına geliyordu. O dönem için bu hayal bile edilemeyecek bir rakamdı. Bu oldukça iyi bir başlangıçtı.

1977 Şubatı’nın 21’inde çiftin 3.cocukları Oqen Phillip dünyaya geldi. Pek çok şey King ailesi için yoluna girmeye başlamıştı. Ancak çok geçmeden aile bir kayıp verdi. Oğlu ile gurur duyan anne Nelli Ruth kanserden hayatını kaybettiğinde genç sayılacak bir yaştaydı. Küçük oğlu Stephan ise annesini  son kez uğurlamaya gelmeden körkütük içmiş, ona bir veda konuşması yapacak kadar bile kendine malik değildi.

İlerleyen yıllarda alkol sorunu çok daha ciddi bir hal alan  King, uyuşturucu hap ve kokain kullanmaya başladı. Sabahlara kadar içiyor, yüksek sesle müzik eşliğinde en derinlerimizde yaşadığımız korkuları satırlarla buluşturuyordu. 1990 yılına geldiğimizde yazar düzinelerce roman yazıp, milyonlarca dolarlık bir kazanç elde etmişti. Ancak bedenen ve ruhen akıl almaz bir değişim ve bozukluk içindeydi. Sonunda eşi Tabitha isyan etti. Ailesini kaybetme korkusu Stephan’a önce kokain ardından uyuşturucu haplar ve son olarak ta alkolü bıraktırdı.

1999 haziran ayının 19’una kadar King hayatına dair pek çok şeyi yoluna koymuş, kötü günleri geride bırakmıştı. Sabah koşuya çıktı, her şey oldukça sıradandı. Birden ne olduğunu bile anlayamadan kendini yerde buldu. Huysuzlaşan köpeğini sakinleştirmek için gözünü yoldan ayıran bir karavan şoförü ona arkadan çarptı. Bu yazarın hayatında ilk kez onu ölümle karşı karşıya getirmişti. Çocukluğunda bir arkadaşının tren altında kalmasına şahit olmasını saymasak tabii. Olay sonrası kendine gelmesi aylar bulmuştu. Olaydan sonra eve geldiğinde sessiz ve tepkisizce oturmuş, birkaç saat sonra annesine olanları anlatabilmişti. 240 saatte tam 5 ameliyat geçiren Stephan hayata geri döndü. 5 ay boyunca özellikle ilk bir ayı son derece acılı ve sancılı bir fizyoterapi gören yazar, doktorların dahi mucize olarak değerlendirdiği bir hızla iyileşti. Hastaneden çıkar çıkmaz ilk işi o karavanı satın almak oldu.

2000 yılında yazmaya geri dönerek, “Yazma Sanatı” isimli eseriyle kendine ve yazarlığına dair bir özeleştiri yapan King, okuyucusu ile tekrar buluştu. 38 yıllık yazarlık hayatına 49 roman, 9 öykü kitabı, 11 senaryo ve kendi biyografisini sığdıran yazar, farklı kategorilerde kazandığı ödüllere 2003 yılında Natinal Book Awards(yaşam boyu başarı ödülü) ekleyerek onu genelde yetersiz bulan akademisyenlere kendini bir kez daha kanıtlamış oldu.

Bir dönem Richard Bachman takma adıyla da yazarlık yapan King, aynı zamanda tam bir müzik tutkunu ve yerli bir Rockn Roll grubunda gitar çalıyor. Günümüzde Main Üniversitesi’nde Amerikan edebiyatı ve yazarlık dersleri veriyor.

Yazdığı roman ve senaryolarda yıllardır bizi korkularımızla sınayan  1.93 boyunda, 90 kiloluk, çocukluğundan beri gözlük takan bu dev adamın korkularına gelince uçağa binmek, karanlık  ve hemen hemen her yazarın ortak korkusu olan Alzheimer.

Hayatta herkes  zaman denen o sayısız an döngüsüne bir şekilde iz bırakır. Kimimiz asker olur savaşır ve zaferler kazanırız. Kimimiz hayat kurtarır, bir diğerimiz insanları eğitiriz. Bazılarımız ise kelimeleri  yönetir  ve onlardan yeni dünyalar ve karakterler yaratırız. Şüphesiz bir yazar için en anlamlı an onun dünyasına dahil olduğunuz andır. Bu gerçek sihirdir ve Stephan King’te bunu en iyi yapanlardan biri. İçinizdeki  korkunun kokusunu alıp, iz süren bir gözcü. Onun görevi kaçtığınız karanlık yüzünüzle karşılaşmanız ve onu yenmeniz için bir şans yaratmaktır. O ortamı yaratır, size silahlarınızı sunar ve bekler. Gerisi tamamen sizin avuçlarınızdadır. Ya hiçbir şey olmamış gibi saklanmaya devam edersiniz ya da  kendinize karşı vereceğiniz en büyük savaşı verir o arenadan kazanan olarak ayrılırsınız.

Önceki İçerikŞEHİRDEKİ KÖY
Sonraki İçerikBüt Dergisi’nin 4.sayısı çıktı
muugegul@gmail.com'
1982 yılında İstanbul’da doğdu. Lise öğretimini tamamladıktan sonra iş hayatına atıldı. İletişim sektöründe uzun süre çalıştı. İlkokuldan beri denemeler yazmıştır. Korku sineması ve edebiyatına özel bir ilgisi bulunmaktadır. Büt Dergisi’nde Sinema ve Mitoloji bölümlerinde yazarlık yapmaktadır.
TEILEN