HUYSUZ VE TATLI BİR ADAM SEYFİ DURSUNOĞLU

0
714
views
HUYSUZ VE TATLI BİR ADAM SEYFİ DURSUNOĞLU - Büt Dergisi

Trabzon da 1 Ekim 1932 yılında bir cumartesi günü Dursunoğlu ailesine katılan erkek çocuğuna dinin kılıcı anlamına gelen Seyfettin ismi verildi. Babası Seyfettin henüz 6 yaşındayken annesi Selvi hanım ve diğer çocukları ile İstanbul a geldi. Eminönü’n de manifaturacılığa başlayan baba Dursunoğlu ,ailesini önce Vefa sonrada sırası ile Karagümrük ve boğazın nadide incisi Beylerbeyine taşıdı.

Yedi çocuk üzerinde otorite kullanmak oldukça zor olduğundan baba Dursunoğlu  zaman zaman çocuklarına  şiddet uygulamaktan çekinmiyordu. İki abisinin yaşamış olduğu zorluklardan ve yediği dayaklardan etkilenen Seyfi kendine asla buna maruz kalmayacağına dair söz vermişti. Gençlik yıllarında hayata karşı çok şey kaçırdığını düşünen Dursunoğlu her ne kadar kendine verdiği sözü tutmuş olsa da ödediği bedelin farkındaydı aslında.

Bu yüzdendir ki sonrasında hayatının en önemli kararını verecek ve bunun ona getirileri ile tüm dünyayı gezip gönlünün dilediğini yaparak ödediği bu ağır bedeli  telafi etmeye çalışacaktır. İlkokulu bitirir bitirmez yatılı okumaya başladı Seyfi. Bu aslında haz almadığı baba ocağından bir kaçış yoluydu onun için. Cumartesi geldiği evden Pazar ayrılırdı. Bundan çokta şikayetçi değildi. Lise çağına geldiğinde babası subay damadının üniformasından etkilendi ve oğlunu Heybeliada Askeri Deniz Lisesi’ne yazdırdı. Burada geçen 4 yılın ardından Seyfi gerekli tazminatı ödeyerek oradan ayrıldı. Olmak istemediği biri olmamayı seçen genç adam, Boğaziçi Lisesi’ni yatılı olarak bitirdi. İngiliz filolojisi bölümüne giren Dursunoğlu, öğrenimini tamamlamadan üniversiteyi bıraktı. Devlet memuru olan ve ailesinden ayrı eve geçen Seyfi bey tam 18 yıl boyunca bu görevi başarıyla yaptı.

Seyfi Dursunoğlu’ndan Huysuz Virjin’e

Ancak takvimlerde 1970 senesinde günler birbirini kovalarken mesleğini bırakan bu cesur  kişilik o dönem için oldukça farklı ve ilginç bir mesleğe adım attı. Kadın kıyafetleri giyerek, abartılı makyajını yapıp, bir kadının bile giyerken zorlandığı topukluların üstünde sahnelerde kanto yapmaya başladı. Üstelik bu kadın oldukça küstah, hafif meşrep  ve  çapkındı. Dursunoğlu bu rolü  o kadar güzel yapıyordu ki, onu izlerken aslında bir erkek olduğunu unutabiliyordunuz. Hazır cevapları, harika sesi, bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ile adeta sahnede devleşen Seyfi Beyin hayatta belki de en severek yaptığı şey Huysuz Virjin’e hayat vermek oldu. Bir çok ünlü sanatçı ile çalıştı. Gerçi bu camiadan pek çok arkadaşı vardı ancak hayatında tek gerçek dostunun ondan para istemeyen bir arkadaşı olduğunu açıkladı yıllar sonra bir röportajında Dursunoğlu. Ünlü oldukça yalnızlaştı diyebiliriz aslında. Sahnenin o her şeyi parlak ve canlı gösteren sahte ışıkları kapandığında, kırmızı ruj az öncesinde adeta şakıyan dudaklardan çıktığında, sarı peruk pervasızca makyaj masasındaki manken başına savrulduğunda yalnızdı Seyfi Dursunoğlu. Kendisine  bahşedilen bu ün ve kazandığı paralar, ona yaklaşan insanların samimiyetinden şüphe duymasını ve haklı olarak bu çekimserlikle genelde yalnız kalma isteğine  itiyordu onu.

Huysuz Virjin’in ilişkileri…

İlişkileri konusunda çok fazla basına yansımadı değerli sanatçı. Ancak yine kendisi bir söyleşisinde konu ettiği  gibi memur olduğu zamanlarda sevdiği ve değer verdiği birini görmek için sabahın 2 sinde Şişli’den Koca Mustafa Paşa’ya araba tutup gidecek kadarda tutkulu bir aşıktı. En değer verdiği ilişkisi 20 sene süren sanatçı, onunla sık sık gezdiğini, eğlendiğini ve aralarındaki en önemli şeyin kesinlikle cinsellik olmadığını vurguluyordu. Sanatçı bu saatten sonra birinin ondan çok, Çengelköy sırtlarındaki muhteşem evine aşık olabileceği gibi bir düşünceye sahip olduğundan aşka sıcak bakmıyor. Ayrıca birini tanımak için uzun bir süreye ihtiyaç duyduğundan, hayattaki en değerli şey olan zamanından daha fazla böyle bir şey için harcamayacağını söylüyor. Seneler geçtikçe fiziğinin eskisi gibi olmamasından da kaynaklı kıskançlığının arttığını söyleyen  Dursunoğlu aynı zamanda tam bir terazi erkeği. Adalet yönü fazla olan, herkese karşı adil olmaya önem veren, nazik ve sabırlı bir insan olan Seyfi Bey merak duygusuna da oldukça sahip bir kişiliktir. Kendi ördüğü dantellerden, göz nuru işlediği kanaviçelere, büyük bir ustalıkla yaptığı sarmalarından, evini döşemede en az bir iç mimar kadar zarif bir zevke sahip olan sanatçının merak ettiği şeyleri deneyerek, bunları oldukça başarılı bir şekilde yapması açıkçası oldukça taktire şayan bir şeydir. Her yaş grubundan pek çok seveni bulunan Dursunoğlu’nun arası RTÜK ile bir türlü iyi gitmiyor. Sanatçı geçtiğimiz günlerde yasaklanmıştı. Sosyal medyada pek çok kişinin katıldığı imza kampanyaları dahi başlatıldı. 43 yıldır bir fenomen haline gelen Huysuz Virjin’i sevenleri yalnız bırakmadı. 80 yaşında bile bir televizyon şovunda (Benzemez kimse sana)jüri üyeliği yapan ve son kez sahnelere Huysuz Virjin olarak çıkan sanatçı artık sağlık nedenleri gereği son kantosu olduğunu söyleyerek sevenlerini üzse de, onu hep olağan dışı neşe ve performansı ile hatırlayacak onlarca kuşak. 11  gün sonra 81 yaşını dolduracak olan Dursunoğlu yaklaşık 15 milyon civarındaki tüm mal varlığını Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlamıştır.

Huysuz Virjin’i anlamak…

Dolu dolu yaşamış, ince zevkli, zeki, espirili, kültürlü, yer yer  yüzeysel bulunsa da aslında çok derin olan bir ruha sahip benim gözümde Seyfi Dursunoğlu. Erkeklerin  bırakın kadın kılığında dolaşmayı, bunu dile getirmeye bile çekindiği bir çağda, bunu ekmek kazanmak için yapmış cesur bir adamdır. İnsanlarla diyaloğu  son derece güçlü, sivri dili ile birleşen köşeye sıkıştırma taktiğini geliştiren, bilgiye aç, son derece araştırmaya yatkın biridir. Bu derece hazır cevap olabilmek için belirli bir kültür seviyesine sahip olunmalıdır zaten. Ancak Huysuz Virjin’i anlamak içinde biraz bu alt yapıya ihtiyaç duyar yer yer insan. İnce ve akıllıca laf dokundurmaları sizi asla rahatsız etmez, zaten Huysuzu özel yapan da bu çizgiyi her daim koruyabilmesidir. Yoksa her küfreden edepsiz kadın onun kadar sevilseydi, bugün pek çok bu tarz kişiye rastlamamız olası kılınabilirdi.

Dünyada çok az şeyin taklidi veya kaybedildiğinde yerine geçecek bir alternatifi yoktur, onlardan biri kesinlikle bu huysuz ve tatlı bir adam olan Seyfi Dursunoğlu’dur.

Önceki İçerikBÜT DERGİSİ’NİN 9.SAYISI ÇIKTI
Sonraki İçerikLANETLİ GÜZELLİK MEDUSA
muugegul@gmail.com'
1982 yılında İstanbul’da doğdu. Lise öğretimini tamamladıktan sonra iş hayatına atıldı. İletişim sektöründe uzun süre çalıştı. İlkokuldan beri denemeler yazmıştır. Korku sineması ve edebiyatına özel bir ilgisi bulunmaktadır. Büt Dergisi’nde Sinema ve Mitoloji bölümlerinde yazarlık yapmaktadır.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here