Hepimizden bir hiç…

0
276
views

Uyanamadığım uzun bir rüya gibi geçen 25 yıllık hayatıma devam ettiğim bir gece vakti şimdi… Sana ulaşmak istediğimden yazmaya başladım. Paylaş istedim benimle içimde çözemediğim ne varsa. Gidememişliklerimiz kavuşsun istediğim yaptığım tüm yanlışlar toplanıp bir doğru eder umuduyla.

nasılsın sorusunun bana hiç ulaşmadığı kadar uzakta, haklı ya da haksız kavramının düşüncesinin ulaşmadığı kadar uzakta…

Şimdikinden daha küçük olduğum o zamanlarda kendimi bir bok çukurunun içine düşmüş gibi hissediyordum. Kimsenin görmek istemediği kadar uzaktaydım, nasılsın sorusunun bana hiç ulaşmadığı kadar uzakta, haklı ya da haksız kavramının düşüncesinin ulaşmadığı kadar uzakta… Uzakta olduğumu bana çok acı bir şekilde anlatacak bir hastane odasındaydım. Ne sayıkladığımı ve neden orada olduğumu hiçbir zaman anlamasam da iyi olmadığımın o zaman farkındaydım. Hastane kokusu yalnızlığımı bir bıçak gibi bacağıma saplıyordu sanki. Acısını hissetmemi ama kalbime saplayarak kısa yoldan can vermemi istemiyor gibiydi… Tekerli sandalye ile dışarı çıktığımı hatırlıyorum hava almak istemişim, hayat tüm havamı o istekle bir kere daha söndürmüştü. Dışarıdaydım artık. Herkesin ağlamaktan kurbağa gibi olan gözlerime bakabilecek, sanki acıyor gibi başlarını kısa bir an içerisinde tekrar önüne çevirmesini sağlayacak kadar dışarıdaydım. Yanımda bir amca vardı. Uzun, zayıf, esmer, ellerindeki sigara kokusunun burnuma kadar geleceği kadar yanımdaydı. O anda sigara içmek istediğimi farkettim; daha önce yapmadığım bir şeyi yapmak, birilerine öfkelenmek ve içeceğim o sigara ile o öfkenin hafifleyeceğine inanmak istedim. Evet bunu yapacaktım. Yanımdaki amcaya döndüm. Senden fazla derdim var benim kızım der gibi bakıyordu bana, üzme kendini her ne için üzüyorsan der gibi bakıyordu… Amca bir sigara verir misin dedim ve hiç ikiletmeden paketi cebinden çıkardıktan sonra içerisinden bir taneyi diğerlerinden daha uzun bir hale getirerek bana paketi uzattı. Bu aslında sana sigara vermeye razıyım, hakkım helal anlamına gelebilecek bir hareket olabilirdi ve hoşuma gitti. Sigara içme kararını o amcanın yanında vermiş olmaktan dolayı kendimi iyi hissetmiş sayılabilirim. Param kısıtlı ama bu meretten de vazgeçemiyorum imajında olan o amca, ki adını bilseydim keşke, uzun tekel 2000 içiyordu hemen bitmesin diye. Bana uzattığı o paketin içerisinden benim için diğerlerinden ayırdığı sigarayı aldım ve yaktım. İlk defa içiyor olduğumu çaktırmak istemiyordum, içime doğru öksürdüm, gayet profesyonel bir imaj yaratarak aldığım nefesi almak istediğim o havaya karıştırdım. Tuhaf bir duyguydu, yıllardır unutamadığım kadar tuhaf bir duyguydu.

Ağlamaya meyilli olan gözlerimden yine yaşlar aktığını farkettiğim zaman artık her şey için çok geçti.

Ağlamaya meyilli olan gözlerimden yine yaşlar aktığını farkettiğim zaman artık her şey için çok geçti. Benim gözlerimden akan yaşlar bile beni umursamayacak vaziyete gelmiş, yapmayın dedikçe daha güçlü akmaya başlamıştı. Karşı koyacak gücüm kalmamıştı gerçekten. Amca bana baktı ve hiçbir şey konuşmadı. Daha önce de birçok kişinin kötü anında yanında olmuştu galiba ki ne yapılması gerektiğini çok iyi biliyordu. Sustu, yanımda oldu ve sustu…


Hayatımın büyük bir kesiti gibi anlatabileceğim ve aslında büyük bir hayatın içerisindeki küçük bir an olarak anlaşılabilecek olan o zaman dilimi hayatımın dönüm noktasıydı. Yalnızlığım, hastane odası ve hiç tanımadığım amca üçlüsü hayatımı ilginç yerlere götürebilirdi. “Herkes kalır gibi yapar” dedim durup dururken. Bende ondan öğrenmiş gibi yüzüne hiç bakmadan söyledim bunu ama onunla konuştuğumu hissettirecek kadar sıcak bir ses tonu kullanmıştım. Söyledikten sonra ne kadar derin bir anlamı olduğunu hissettiğim o cümlenin o amca tarafından kaldırılıp kaldırılmayacağını da merak etmiştim aslında. Eğer ağır gelirde o cümle ona ve yaşanmışlıklarını hatırlatırsa yanımda başka bir tekerli sandalye yoktu ve ben birini ayağa kaldıracak gücü hissetmiyordum kendimde…

Neyse ki korktuğum gibi olmadı. Amca yine o profesyonel duruşu ile söylediğim cümleyi sindirmiş ve bu sefer gözlerimin içine bakarak konuşmaya başlamıştı. “Bak kızım, hayatın boyunca yalnız olacaksın, evet doğru söylüyorsun hayatında hiçbir zaman tam olarak birinin varlığını hissetmeyeceksin, herkes sana bir şeyleri –mış- gibi yapacak. Yanındaymış gibi, seviyormuş gibi, seni önemsiyormuş gibi yapacak.” Ben tabi fazlası ile şaşkın hissettim kendimi bu konuşmanın sonucunda.

Şaşkın hissetmek ise o an içerisinde en çok hakkım olan duyguydu.

Şaşkın hissetmek ise o an içerisinde en çok hakkım olan duyguydu. Esmer teni, zayıf ve uzun boyunun yanında artık yorgun oluşundan düşmüş omuzları olan o amca hiçbir kitabın hissettiremediği kadar gerçek bir şey hissettirmişti bana. Evet yalnızdım ve hep öyle kalacaktım…

Yalnızsın ve hep öyle kalacaksın…


Kendini ve nerede olduğunu bu kadar çıplak bir şekilde ifade eden o korkusuz amca kendimi sorgulamamı sağlamış ve o anda bana ihtiyacım olan şeyi vermişti. Yıllardır benimle ilgili en net konuşulan özelliğimi geliştirmeye ve profesyonel bir güçlü olmaya karar vermiştim…

Önceki İçerikÜnlü yönetmenden Aynanın İçinden sergisi…
Sonraki İçerik‘Çocuklarınıza karşı sabırlı olun’
02.07.1992 yılında Fethiye'de doğdu. Antakya’da yaşıyor. Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı ve Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi'nden mezun oldu. Edebiyata olan ilgisi çok küçük yaşlardan itibaren başladı ve yazı yazmak hayata karşı olan hakkını almak gibi yüce bir duyguyu hissettirdiğine inandığı için yazmaya karar verdi. Üniversite döneminde Ankara içi yerel dergilerde köşe yazarlığı ve röportajlar yaptı. Hazırlık aşamasında olduğu bir şiir kitabı var. Bir seneyi aşkın bir süredir Antakya’da mimarlık ofisinde çalışıyor. Büt Dergisi'nde konuk yazar olarak yazılar yazmaktadır.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here