Hafıza-i Beşer Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler Sergisi Açıldı!

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün ev sahipliğini yaptığı “Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler” sergisi 17 Ekim 2019 tarihinde açılış kokteyliyle birlikte kapılarını meraklılarına açtı.

0
25
views

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün ev sahipliğini yaptığı “Hafıza-i Beşer: Osmanlı Yazmalarından Hikâyeler” sergisi 17 Ekim 2019 tarihinde açılış kokteyliyle birlikte kapılarını meraklılarına açtı.

Matbaanın yaygınlaşmasından yaklaşık 200 yıl sonra zamanla değişip dönüşen, çeşitli konularda onlarca elyazmalarıyla meraklıları buluşturan sergi 18 Ekim 2019- 25 Temmuz 2020 tarihleri arasında ziyaret edilebilir olacak.

Bilindiği üzere Osmanlı devleti çok dilli bir ulusa sahipti ve oldukça geniş coğrafyalara yayılmıştı. Dolayısıyla çeşitli kültürlerle iletişime geçmiş, onlardan beslenmiş ve kendi değerleri ile alınan değerleri sentezleyip kültürel dönüşümler geçirmişti. İşte bu değişimlerin etkilendiği alanlardan biri de elyazmaları olmuştur.

Elyazması kültürü

Özellikle 19. yüzyıldan belirli gelenek ve kurallarla ilerleyen elyazması kültürü değişip dönüşmeye başlamıştır. Matbaanın yaygınlaşmasıyla birlikte birbirinin aynısı olan nüshalar çoğalmış ve daha fazla yaygınlaşmıştır. Okurlar kitapların yanlarına notlar almaya başladığında, kendinden sonra okuyacaklar ve eserin sahibi olan yazarla bir diyalog kurmaya başlamış oluyorlardı. Dolayısıyla okumak eylemi daha kolektif bir eylem haline dönüşmeye başlıyordu. Metinler onları çoğaltan kişilerin eklediği notlarla değişip dönüşebiliyor ve tüm bu değişimler kağıttaki fiziki izler sayesinde takip edilebiliyordu.

İlgili Haber
‘Yolcudan Yolcuya Hikâyeler’ Tiflis’te sanat severlerle buluşuyor

İşte söz konusu sergi içerdiği tüm yazmaları bu kolektif okuma ve yazma bakış açısıyla ele almakta, elyazmalarının bu çok kültürlü ve çok katmanlı dünyasını anlaşılır kılmaya çalışmaktadır. Sergi ziyaretçisinden okumanın tarihini yazmaların tarihiyle birlikte düşünmesini, metinlerin ise hareket halinde, ucu açık yaratılar olarak ele almasını talep ediyor.

Farklı dönemlere ait birçok şair ve yazar bulunuyor

Sergide Yirmisekiz Çelebi Mehmed’den Enderunlu Fazıl’a, Mevlana’dan Kaygusuz Abdal’a, divana sahip nadir kadın şairlerden Zübeyde Hanım’dan “yazan yanlış yazmış” diye yazmaya not düşen Kilisli Rıfat’a kadar birçok farklı dönemden birçok farklı şair ve yazarı sergide bulabilmek mümkün.

Dönemler arası diyalog köprüsü kuruyor

Ayrıca konuları itibariyle ilgi çekici şekilde bölümlere ayrılan sergi, gündelik hayattan tıp metinlerine, yemek risalelerinden tarikat eserlerine, aşk şiirlerinden cinselliğin ön plana çıktığı metinlere, on iki hayvanlı Türk takvimlerinin yer aldığı eserlere kadar birçok farklı alanı ilgilendiren eserleri ziyaretçileriyle bir araya getiriyor. Geçmişte yaşayan insanların hafızasını, bilgisini, düşüncelerini günümüz insanları ile bir araya getirerek dönemler arası bir köprü işlevi görüyor, diyalog kurma fırsatı yaratıyor.

İlgili Haber
Osmanlı’nın ilk doğa tarihi müzesi Arka Oda Toplantıları’nda!

Sergi 25 Temmuz’a kadar açık

Küratörlüğünü K. Mehmet Kentel, koordinatörlüğünü Zeynep Ögel, Tasarımını Cem Kozar, Işıl Ünal- PATTU’nün üstlendiği bu sergide metinlerin transkripsiyonu ise Ali Emre Özyıldırım, Akif Ercihan Yerlioğlu ve Seda Aydın’a ait. Metinler hariç çeşitli tablo ve yazmaların oluşum aşamasında kullanılan aletlere de göz atmamızı sağlayan sergi 18 Ekim 2019-25 Temmuz 2020 tarihleri arasında Beyoğlu Tepebaşı’nda yer alan İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde ziyaret edilebilir. Sergi pazar günleri hariç haftanın her günü 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaretçilerine açık olacak.

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Hakkında

Roma, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarına damgasını vuran imparatorluklar başkenti İstanbul, hem onun binyıllar içine biçimlenen “büyük kent” kimliğinin, hem de çevresindeki farklı kültür coğrafyalarının keşfi için atılacak adımların en uygun hareket noktası.

İlgili Haber
Ayten Mungan’dan Suretten Sirete resim sergisi

Bu nedenle İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, merkezden çevreye doğru genişleyen uygarlık izlerini takip ederek Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerini kapsayan bir süreçte kentin tarihini, kültürel yapısını ve insan profilini araştırmayı, bu amaçla projeler geliştirip desteklemeyi, ulusal ve uluslararası toplantılar, etkinlikler düzenleyerek elde ettiği sonuçları ilgili kurumlarla paylaşmayı ve yayın yoluyla kamuoyuna ulaştırmayı hedefleyen bir kurumdur.

Enstitü bu ana hedeflerini, kendi bünyesinde oluşturduğu Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet araştırmaları bölümlerinin çalışma programları doğrultusunda gerçekleştirmektedir. Enstitü aynı zamanda bir kütüphaneye sahiptir. Kütüphanenin çalışma saatleri hakkında bilgi almak isterseniz enstitünün web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

 

 

Önceki İçerikPınar Yorgancıoğlu’nun yeni filmi Antalya’da boy gösterecek
Sonraki İçerikKendini özgür kıl
Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Küçüklüğünden beri kitaplara ve edebiyata âşık. Kendi dünyasını kendisi yaratanlardan. Öyküleri, şiirleri, haber ve diğer alanlarda hazırladığı yazılarıyla insanları edebiyat ve sanatla buluşturmaya çalışan bir hayalperest.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here