HABERİN MERKEZİ'NDEN MERYEM ÖZKURT

HABERİN MERKEZİ'NDEN MERYEM ÖZKURT

Her şeyden önce televizyon dünyası ekran arkasındaki gizli kahramanlarıyla ayakta duran bir sektördür. Tabi ekran önündekilerinde payı az değil. Fakat ekran önündekiler; bu bir yarışma programı olsun, magazin programı olsun, haber programı olsun, dizi olsun sinema olsun yani kısacası televizyon deyince akla gelen hepsi için geçerli hep daha ön plandadır. Ekran arkasındakiler daha doğrusu mutfak kısmında çaba sarf edenler pek fazla bilinmez. Bizler mutfak kısmını merak ettik ve TRT Haber’in mutfak kısmına girdik. Haber programlarındaki mutfak kısmı daha yoğun ve daha yorucu geçer. Haberler alınır görsel olarak işlenir ve bizlere sunulur.  

RÖPORTAJ: Hamit Bağ/Emre Ceylan/Mustafa Doğan

TRT Haber İstanbul’un kamera arkasındaki yani işin mutfak kısmındaki kahramanla TRT Haber İstanbul Müdürü Meryem Özkurt’la bir röportaj yaptık. Telefonla arayıp kendisiyle röportaj yapmak istediğimizi söyleyince seve seve kabul etti. Randevu günü TRT’nin Ulus Portakal Yokuşu’ndaki yerine gittiğimizde bizi oranın atmosferi dahi etkilemeye yetti. Güvenlik kontrollerinden geçtikten sonra Meryem Özkurt’un odasına doğru yol aldık. Kapıyı çalıp girdiğimizde bir görüşmesi olduğundan dolayı bizlerden 5 dakika sonra sizi çağıracağım dediğinde gerçek zaman dilimindeki 5 dakika diye umut etmiştik.

5 dakika geçti çağırılmadık, 10 dakika geçti çağrılmadık, 20 dakika geçti çağrılmadık. Sürekli oradan geçen bir adamın dikkatini çekmişiz ki bizim burada ne yaptığımızı sorduğunda Meryem Hanım’ın bizi 5 dakika sonra çağıracağını söylediğimizde tepkisi gülerek “kesin unutmuştur” oldu. Bunun üzerine tekrar kapıyı çaldığımızda ben sizi unuttum demesiyle gülüşmelerimizin kahkahalara dönüşmesi bir oldu. Tabi ki yoğun bir iş temposu içerisinde olduğundan bu unutkanlığı doğal karşılıyoruz. Bu ufak unutkanlık aksiliğinden sonra odadaki bize gösterilen yerlerimize geçiyor, çaylarımız söylendik sonra da sohbetimize geçiyoruz.

TRT Haber işleyişinde Meryem Özkurt’a büyük görevler düşüyor. TRT Haber’de İstanbul’da yapılan tüm programların sorumluluğu kendisine ait. Bizzat sahada; konuğundan, rejisine ve aktüel çekimlere kadar her aşamasını takip ediyor. Aslında insanlar yönetici kadrosunda yer aldığından biraz da koltukta oturup emir yağdırdığını sanabilirler fakat Meryem Özkurt işin mutfağında çalışıyor. Her şeyden önce bir anne, bir ev hanımı Meryem Özkurt. Onun hayatında en önemli özelliği bir Kıbrıslı olarak Türkiye’de bir yaşam sürüyor olması. Çünkü sektörde onu tanıyan herkes ‘Kıbrıslı Meryem’ olarak biliyor. Çok küçük yaşlardan itibaren gazeteci olmayı isteyen Özkurt’un neden gazetecilik mesleğinde bu kadar ısrarcı olduğunu kendisinden dinleyelim:

“Bizim zamanımızda da sınav sistemi iki aşamalıydı. Fakat tercihlerimizi sınavdan önce yapıyorduk. Gazeteci olmak hayalimdi. Ama ailem çok sıcak bakmadığı için ilk tercihimi hukuktan yana kullanmıştım. Gazeteciliği 2. ve 3. tercihim olarak yazmıştım. 3. tercihim olan Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu kazandım. Ben 1988 senesinde, şanslı bir dönemde mezun oldum. 90’lı yıllarda Türkiye’de özel televizyon kanallarının piyasaya girmesi, bizim için bir şans oldu. Şu anda sorsanız ‘Mesleğinizden memnun musunuz’ diye ‘Tabi ki memnunum ama iç mimarda olmak isterdim’ Bir televizyoncunun iç mimar olmak istemesi biraz tuhafımıza kaçıyor. Dekorasyon ilgisini çekiyormuş; dekorasyon dergilerine bakıyor ama okumuyormuş Meryem Özkurt.

“Masamdan alacağım özel bir şeyim yok”

Marmara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun olduktan sonra TGRT, Star Tv, Show Tv, Kıbrıs Ulusal Kanal Bayrak TV, Samanyolu gibi pek çok televizyon kanalında çalışmış. Buralarda yönetici kadrolarında, kurucu kadrosunda ve rejilerde yer almış. Ama mezun olduktan sonra stajını TRT’de yapmış. Bu kadar çok kanal değiştirmesini de  hareketli insan oluşuna bağlıyor. Özkurt, “Şöyle ben belki, karakterim icabı böyle çok hareketli bir insanım ve bir yerde uzun süre kalmak, bana yaramıyor. Yani kendimi tüketiyorum. Uzun süre çalışınca artık işe, olaylara geniş bakamıyorum ve hep bir değişiklik istiyorum. Bir ayrılma gitme yeni bir yer isteği ile oldu. 4 yıldır TRT’deyim. 4 yıl uzun bir süre. 8 sene TGRT’de çalıştıydım ama o zamanlar tabii yaşımız küçüktü orada o kadar çalıştım ve ayrıldım. Ben Kıbrıs’tan ayrılıp gelmiştim ve şunu diyorum; Kıbrıs’tan ayrılıp gelmişsem her yerden ayrılabilirim. Hani şimdi bu masada  bana deseniz ki yani bugün sizin burada işiniz bitti, 10 dakika içinde toparlanırım. 10 dakikada masamdan eşyalarımı alıp giderim. Benim masamdan alacağım özel bir şeyim yok.”

Kıbrıslı Meryem

Meryek Özkurt Kıbrıslı bir Türk. Kendisinin de değimiyle en önemli özelliği Kıbrıslı olması. Sektörde ve arkadaşlarının arasında ‘Kıbrıslı Meryem’ olarak biliniyor. Kendi vatanı KKTC ulusal Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRT)’nda kısa bir geçmişi var Meryem Özkurt’un. Neden TRT ya da neden Kıbrıs değil de Türkiye diye merak edenler olabilir içinizde. Özkurt, “Aslında TRT’de staj yapmamın amacı BRT’ye daha tecrübeli gitmekti. BRT’ye memlekete daha faydalı olma düşüncesiyle geldim. Yani Türkiye’de kalmak  niyetinde değildim. İlk olarak turistlerin elinde gördüğümüz kameraların daha gelişmiş versiyonlarını TRT’de görmüştüm. TRT benim için iyi bir tecrübe oldu.  Kısmet eşim Mustafa Özkurt ile de burada tanıştım ve hayatımın İstanbul’da devam edeceğini anladım. Kıbrıs’ta yaşamak da aklımdan geçiyordu ama Kıbrıs’ta Rahmetli Rauf Denktaş Bey’e babam ve eşimle davetiye götürdüğümüz zaman ‘Nerde oturacaksınız?’ diye sormuştu. Eşim de ‘Tabi ki İstanbul’ demişti. Sayın Cumhurbaşkanı Denktaş’ta, ‘O zaman biz vermiyoruz kızımızı. Çünkü biz beyin göçüne karşıyız. O kadar eğitim ve o kadar emek var üzerinde ve şu anda tam ülkesine faydalı olması gerekirken gidemez’ demişti. O zaman Denktaş ismi Türkiye’de de Kıbrıs’ta da çok önemli bir isimdi. Denktaş, eşime ‘Burada size TRT temsilciliği verelim’ demişti. Eşim kabul etmedi. Şimdi pişman mı bilmiyorum. Güzel bir teklifti ama burada evlendiğimiz iyi oldu. Hayat sürüyor. Kıbrıs’ta kalsaydım bu kadar tecrübeyi, bu denli hayata bakışa sahip olacak mıydım? Emin değilim. Burası çok büyük bir şehir, orası bir ada. Adada büyük bir şehirde yaşıyor gibi yaşayabilir miydim? Bilmiyorum. Uzun süredir burada olduğum için bu bakış açısına sahip olamayabilirdim. Ama Kıbrıs’a dönmeyi düşünüyorum tabi.” Ve ekliyor. Şuan ki şartlar sunulsa Kıbrıs’a geri dönmekten yana. Hayat sizleri nereye nasıl sürükleyeceği hiç belli olmayan bir serüven. Bir bakmışsınız ki hiç alakanız olmayan bir yerdesiniz ve bir bakmışsınız ki en çok istediğiniz yerde değilsiniz. Bunların hepsi hayat serüveninde var olması doğal şeyler.

Gazetecilik biraz zor meslektir. Hem çalışma şartları hem şuanda var olan iş olanaklarının kısıtlılığı hem de her meslekte olduğu gibi meslek içindeki çekişmelerde ayakta durmak bu mesleği zorlaştıran unsurlardan bazıları. Kaygısız bir meslek zor olmayan bir meslek yoktur elbet. Fakat bu zorluklar gazeteci için iki katına çıkar. Bu mesleği seçenlerde de bir acaba korkusu yaşanmıyor değildir. Bu kaygı Meryem Özkurt’ta da oluşmuş ama o yine de bu mesleği seçmekten geri durmamış: “Bende Kıbrıslılığın verdiği -ki Akdeniz insanı daha rahattır- kendine daha özgüven vardı. Buna rağmen işi bilmediğimi biliyordum. TRT’de çalışan insanlar benden çok farklı bilgi birikimi olduklarını ve üstün olduklarını zannediyordum. Sizin zannettiğiniz gibi. Zaman içinde gördüm ki hiçte öyle değil. Sadece çalışmak gerekiyormuş. Birileri size bir yerlere başlamanız için vesile oluyor ama torpil yükselmeniz için yeterli olmuyor. Yani her şey kişide bitiyor. Çalışmak, çalışmak ve yine çalışmak. Ben şuanda çalıştığım için buradayım, Hiç kimse çalışmadığınız zaman sizi hiçbir yerde tutmaz. Yani bir torpil olsa sizi bir yerlere koyarlar ama siz çalışmazsanız 3 ay sonra o torpil bir işe yaramaz. Çalışmayan birini neden sırtlarında taşısınlar ki?”

Medya sektöründe birçok alanda görev almış Özkurt. Medyada devam eden Meryem Özkurt Marmara Üniversitesi’nde ders vererek eğitimde de kendisini göstermeye başladı. Medya mı öğretmenlik yapmak mı? Özkurt, “Öğrencilere ders vermek hoşuma gitti. Onlara bir şeyler aktarabilmek, onlarla birlikte olmak çok güzel bir duygu. Ama öğrenciler için zannederim mesleğin içinde olan bir hocadan ders alması daha güzel, ben de o enerjiyi hissettiğim için hoşuma gitti öğretmenlik. Bu mesleğin içinde olmasam zannederim hocalık yapmak bana zor gelebilirdi. İkisi birlikte şuanda güzel gidiyor.”

Son yıllarda TRT yapmış olduğu yeniliklerle atağa geçti. TRT Çocuk, TRT Müzik, TRT 6, TRT Arapça gibi birçok temalı kanal kuruldu. TRT Haber’de bu temalı kanallar arasında en çok izlenen kanal bayrağını elinde taşımaya devam ediyor. Diğer haber kanalları arasında da ön plana çıkan TRT Haber’in başarısının başarılı bir kadro ile mümkün olduğunu görmüş olduk. Ama hala istenilen yere ulaşılmadı. Özellikle dünya çapında çok daha iyi bir yerde olmak gerekiyor. Bir BBC,CNN, El-Cezire gibi olmalı. Yani dünyada bu kanalların arasına girmek gerek. Bununda çalışmaları var.

“Dünyayı şekillendiren güç medya”

Dünyayı şekillendiren en önemli etkenlerden biri de medya. Medyayı nasıl kullandığınız önemli. İster bir savaş ister bir barış başlatabilirsiniz elinizdeki kuvvetle. Bazı ülkelerde medya bir hükümeti batırabiliyor istediği partiyi de başa getirebiliyor. Uluslararası alanlarda medya 4.kuvvet olarak geçiyor. Bu görüşe Özkurt, “En önemli iş kollarından. Yani dünyayı televizyondaki iletişim araçları şekillendiriyor. Ortadoğu’yu yeni medya şekillendirmeye çalışıyor. O yüzden medya çok önemli. O yüzden bence yapılması gereken en önemli iş kollarından bir tanesi. İyi bir bilinçli yapılan bir programla seyirciyi etkileyerek ülkeyi değiştirebilirsiniz. Mesela bugün Amerika dünyadaki imajını Hollywood’la yaptı. Bizde televizyonlarımızla dünyaya bir imaj verebiliriz ki şuanda da başladı. Dizilerimiz birçok ülkeye satıldı ve gösteriliyor.”

Türkiye’de özel sektörün medya sektörüne yasal olarak girmesi 1990’lı yıllarda Star TV’yle başladı. Daha önceden TRT bunu tekelinde tutuyordu. Tabi önceden yurt dışından alınan uydu frekanslarıyla yayınlar yapılıyordu fakat bu yasal değildi. Bunun önüne geçilemeyince devlet mecburen yasa çıkarmak zorunda kaldı. Devlet medyadan elini çekmedi aksine özel sektörle varlığını sürmeye devam etti. Özel sektörle devlet televizyonu medyada nasıl bir denge izliyor. “Şu anda Türkiye’de aslında dengede gidiyor ama bana sorarsanız şuan Türkiye olması gerektiği gibi gidiyor. Türkiye’de ilk Kürtçe kanalını TRT 6’yı TRT açtı. Özel kanallar neredeydi? Türkiye şartlarında şuanda çok iyi bir denge var. Ortadoğu’da bir Arapça kanalı ilk TRT düşündü. Türkiye’de bir İngilizce kanal yok ,yine TRT düşündü ve yine TRT yapacak. Bunların talepleri çok yüksek değil ki özel kanallar bunu yapabilirler ama TRT bunu yaparken tamamen ülke menfaatlerini göz önüne alarak yapıyor. Bence şu anda dengede gidiyor. O anlamda TRT çok önemli bir misyon üstlendi.” Özel sektörde çalışanlar devlet kanalında çalışanlara oranla güvenceleri daha az, sarı basın kartları bile yok. Özel sektör televizyoncusuna ve gazetecisine sahip çıkmadığını da ekliyor sözlerine Özkurt.

“Yeni medya üzerine”

Bir gazeteciye sorulmadan geçilmeyecek iki şey varsa o da birincisi yeni medyanın geleneksel medyayı nasıl etkileyeceği ve de yeni medya geleneksel medyanın sonunu getirip getirmeyeceğidir. Bunlar hakkında görüşlerini belirtiyor Özkurt: “Geleneksel medyanın sonunu getirmese bile, geleneksel medya yeni medyaya ayak uydurmazsa büyük sıkıntı yaşar. Yani şu anda her şey elinizin altında; gidip belki de gazete almıyorsunuz çünkü o gazeteler artık internet sayesinde elinizin altında. Kendilerini yenilemeleri gerekiyor. Yenilemezlerse tabiî ki sonu gelebilir. Dünya değişiyor. Değişen dünyada eğer bazı kanallar siyah beyaz yayın yapmakta ısrar etselerdi var olurlar mıydı? Belki olurlardı ama bir nostalji kanal olurdu. Nostalji TV. İnsanlar onu seyredebilirdi ama renkli televizyon sistemine de geçmek durumundaydılar. Ülke olarak da toplum olarak da dünya olarak da. Yani yenilenmezseniz kaybolup gidersiniz. Her gün aslında yeni şeyler düşünmemiz gerekiyor.”

Son olarak  Özkurt şunları tavsiye ediyor genç iletişimcilere: “Ben yapamam, ben çekinirim ben başvuramam, ben başvurdum ama bir kere hayır dendi, gittim kapısına beni içeriye almadı, telefon ettim bana dönmedi, gibi şeyler sizi yıldırmasın. Ümitsizliğe sürüklemesin. Şu anda özel kanallarda da yönetici pozisyonunda pek çok arkadaşım var. Hepsi çalışarak tırnaklarıyla oralara geldiler. Hatta bir kaçı da Marmara Üniversitesi mezunu. Onlar oradaysa siz onların çok daha üstüne çıkabilirsiniz. Tabi ki bu çalışmakla olacaktır.”

Meryem Özkurt güler yüzlü hoş sohbetli bir insan. Biz onunla sohbet ettiğimize çok memnun kaldık. Her seferinde kendisini ziyaret edebileceğimizi  de bizlere söyledi. Biz sohbet ederken keyif aldık. Onu tanıdığımıza da çok mutluyuz. Siz de umarız okuduğunuza pişman olmamışsınızdır.

Büt Dergisi

Büt Dergisi Aylık Onlin Kültür-Sanat Dergisi. Spor, Tarih, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Genel Kültür ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir dergi...

Tüm Yazılar

Benzer Yazılar:

BİR RÜYANIN ARDINDAN GİDEN ADAM JAMES FRANCİS CAMERON
BEKİR ÜNLÜATAER: BENİM MÜZİĞİM UZUN BİR YOLCULUK
Şiirbaz, İknatör, Sandırıcı Ceyhun Yılmaz
İki Akor Basan Gitar Çalıyorum Sanıyor

Devamını oku:
Nelson Mandela Kimdir? - Büt Dergisi
TEŞEKKÜRLER MADİBA!

Galatasaraylı Emmanuel Eboue ve Didier Drogba'nın takımlarının Elazığspor'a karşı oynadıkları mücadeleden sonra Nelson Mandela ile ilgili giydikleri tişörtleri tribünlere göstermeleri...

Kapat