GÜNLERDEN TİYATRO

0
129
views

Kalktığım gibi aklımda bu oyun var. Ön sıralardan en iyi koltuğu kapmak için biletlerin satışa çıkmasını bekledikten, 1 ay önceden yerimizi hazır ettikten sonra sonunda beklenen gün geldi. Şark Dişçisi, Tarla Kuşuydu Juliet ve İstanbul Efendisi’ndeki oyunculukları ve yönetmenlikleriyle beni kendine hayran bırakan Engin Alkan’ı bildiğimden oyunu daha gitmeden seviyorum.

Elif Cengiz / cengizelifelif@gmail.com

Daha önce Üniversitelerarası Tiyatro Festivali’nde seyrettiğim, yönetmenliğini yine Engin Alkan’ın yaptığı, Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Kulübü öğrencilerinin oynadığı Vişne Bahçesi’ne yüksek bir beklentiyle gidiyorum. Daha ilk dakikalarında seyirciyi içine alan oyun sonuna kadar başka hiçbir şey düşünmemize izin vermiyor. Her karakterin kendi içindeki dramı ve bütünlüğü oyuna iyice girmemizi sağlıyor.

Eminim oyunu seyreden herkes bir karakteri kendiyle özdeşleştirmiştir. Bu da Çehov’un insanı nasıl güzel anlayıp betimlediğini göstermektedir. Karakterler sanki bugün yazılmış gibidir. Lopahin o arsızlığıyla, Ranyevskaya umursamazlığı, Gayev bilmeden fikir sahibi olmasıyla kesinlikle bugünün insanıdırlar. Ve Şarlotta… Unutulmuşluğu, kaybolmuşluğu ve yalnızlığıyla Şarlotta. Herkesin içinde sakladığı Şarlotta.

Oyun bitiyor. Tatmin olmuş ve beklediğimden de fazlasını almış bir halde, gurur dolu bir o kadar da mütevazı bu ekibi alkışlıyorum. Tüm salon ayakta. Alkışlamak yetmiyor koşup sarılmak istiyorum her birine.

Oyunu seyrederken Çehov’un bunu nasıl bir ortamda, nasıl bir ruh haliyle yazdığını düşünmeden edemiyor insan. Dedesinin özgürlüğünü satın alan bir serf olduğunu öğrendiğimde hiç şaşırmıyorum. Gençliğini mücadele içinde geçiren Çehov 44 yıllık ömrü boyunca Martı, Vanya Dayı, Üç Kızkardeş’in de aralarında bulunduğu birçok eser kaleme alıyor. Eleştirmenler tarafından ustalık eseri sayılan Vişne Bahçesi’ni ise hayatının son yıllarında veremle savaşırken yazıyor. İlk kez 17 Ocak 1904’te sahnelenen Vişne Bahçesi’ni seyreden Çehov, Stanislavski’nin oyunu yanlış yorumladığını düşünüp ‘Oyunum dram değil, bir komedi, hatta yer yer bir fars’ demiştir.

Vişne Bahçesi; Engin Alkan’ın arkasına Çehov’u alarak önüne o muhteşem oyuncu kadrosunu katıp alıp yürümesiyle gerçekten görülmeye değer. Zengin, aristokrat bir ailenin tüm fertlerinin ‘çalışmak’ kavramına ne kadar uzak olduklarını, en değer verdikleri vişne bahçeleri bile ellerinden giderken akıllarına çalışmayı getirmemelerini konu edinen Vişne Bahçesi Rus aristokrasisinin 19.yy. dönemini de kısa kısa ele alıyor.

Son olarak oyuna ve oyunculara başarılar dilemek bana düşmez ama en azından emeği geçenleri tebrik edip henüz seyretmemiş olanlara tavsiye edebilirim. İyi seyirler.

Önceki İçerikDANS BİZİMLE DOĞDU
Sonraki İçerik117 YILLIK ÇINAR PANDO KAYMAK KAHVALTI DÜKKANI

Büt Dergisi Aylık Onlin Kültür-Sanat Dergisi.

Spor, Tarih, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Genel Kültür ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir dergi…

haber ve önerilerinizi info@butdergisi.com adresine yollayabilirsiniz.

TEILEN