Günışığına mektup

0
96
views

BÜT Dergisi’ olarak yolumuz bu defa ‘Günışığı’na Mektup’ oyunuyla kesişti. Oyunda hem gündem hem de insani duygular açısından oldukça güncel kavramlara değiniliyor. Anne kız ilişkisi ekseninde, çaresiz kalmış bir kadının kızını kurtarmak için sebep olduğu üzücü olaylar anlatılırken, esasen hiçbir kavramın yaşamdan kıymetli olmadığını gösteriyor. Ve bam teli ; Sevdiğini yaşatmak için başkalarının sevdiklerinin hayatlarını çalmaya hakkımız olmadığı gerçeğinin üstüne basarak…

Sevtap Çapan ‘Günışığına Mektup’a oyuncusu gibi değil de, bir seyirci olarak baksaydı yorumu nasıl olurdu?

Bu oyunun meselesi çok net. Ben de bir seyirci gözüyle baksaydım, oyundaki herkesin kendi açısından haklı olduğunu düşünürdüm. Yorum işi biraz da vicdani bir durum. Ama oyundaki annenin kızı için başka insanları feda etmesini vicdansızlık olarak yorumlardım.

Oyundaki dominant doktor anne karakterini çok iyi canlandırıyorsunuz? Özel bir gözleminiz oldu mu?

Gözlem tabii ki çok önemli. Oyunun hazırlık aşamasında herhangi bir onkologla görüşmedim. Ama onkologlarla iki sene öncesine kadar, kayınvalidemin kanser olması nedeniyle iç içeydik. Babannemi de kanserden kaybettik. O dönemden kalma gözlemlerim olmuştu. Oyunda, güncel ve rastlanabilir bir roldeyim. Normalde de şefkatli ve vicdanlı bir insanımdır. Anne rolü için de bu özelliklerimi yansıttım diyebilirim.

SANAT, ÖZGÜR VE SINIRSIZ

Günlük yaşantınızda nasıl oyunları takip ediyorsunuz?

Oyuncu olarak mutlaka oyun seyredilmesi taraftarıyım. Çünkü seyretmek de insanı geliştirir. Kötü diye nitelendirilen bir oyun bile sonuna kadar izlenmelidir. Ancak bu şekilde oyunculuğuna, sahne yönetimine, ışığına tasarımına dair pek çok ayrıntıyı gözlemleyebiliriz. Tür olarak bir sınırlamam yok. Sanatın özgür ve sınırsız bir alan olduğunu düşünüyorum. Bu sınırsızlıkta oyuncu kendi sınırlarını çizebiliyor.
Ben oyun seyrederken, bu sanatla ilgilenen biri olduğumu unutarak oyunu seyretmeye çalışıyorum.

Oyunun içinde çok güzel bir cümleniz var. Kızınıza “Hayatımı sana feda etmekten kendimi unuttum” diyorsunuz. Fedakarlığa bakış açınız nasıl?

Ebeveynler, hayatlarını çocuklarına göre biçimlendirmek zorundadır. Evcil bir hayvanımız olduğunda bile ona çocuk muamelesi yapıyoruz. Ama baktığınızda, kimse kimseyi hayatını feda edecek, kendini unutacak kadar sevmemeli. Bu kadar sevgiyi de tehlikeyi görüyorum.

Yansıttığınız anne figürü olması gereken anne modeli ama dünyadaki bütün anneler böyle değil…

Evet maalesef. Çocuğunu terk edip giden çok anne var; ama genel manada baktığımızda iyi olan anne modelinin daha fazla olduğunu görüyorum. 

Sizce her tiyatro oyunu seyirciye bir mesaj vermeli mi? Sizin oyununuzun vermek istediği mesaj nedir?

Seyirciyi sorgulatarak salondan çıkaran oyunlar tercihim. Ayrıca seyirci, sahnede oynanan oyunun gerçekliğine inanmalı. Burda da oyuncuya büyük pay düşüyor. Oyuncu oynadığı oyuna inanırsa, seyircisini de inandırıyor. Bizim oyunumuzda da mülteci ve annelik kavramları üzerinden yola çıkılarak insani olan değerlerin genel mi kişiden kişiye ya da duruma göre değişiklik gösterip göstermeyeceği üzerinden bir mesaj sunumu var. Tabii yorumlaması seyirciden seyirciye değişecektir.

Oyunda mülteci kavramı üzerinde yoğun olarak duruluyor. Herhangi bir mülteci yorumuyla karşılaştınız mı?

Denk gelmedik. Ama oyunun metnini evrenselleştiren şey denek olarak kullanılan insanların mülteci olmaları. Artık bu bir dünya sorunu ve her ülkede mülteciler var. Çok zor şartlarda yaşamını sürdürenler de var. Ama diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda Türkiye’deki şartların çok zor olduğunu düşünmüyorum. Burada olanak sunuldu.

Sevtap Çapan gündelik yaşamında neler yapmaktan hoşlanır?

Müzik dinlemeyi ve doğayla iç içe olmayı çok seviyorum. Açıkçası yürümekten pek hoşlanmıyorum ama deniz beni çok rahatlatıyor. Hayal kurmayı seviyorum. Hayvanlarla ilgileniyorum. Ailemle birlikte olmayı çok seviyorum. Çocukluğumuzda çok güzeldi. Hep beraber büyüdük. Şu anda ailelere, bugün büyüyen çocuklara baktığımızda birlikte büyümekten, sevgiden mahrum gibiler. Bu sebeple ben aile ortamımdaki o birlikteliği de çok önemsiyorum.

Günışığına Mektup ne kadar devam edecek?

İnşallah bu sezonu bitiriceğiz. Seneye yeni ve farklı ne yapabiliriz diye de oturup konuşucağız.

Balca Hanım (Balca Aydoğdu) siz Günışığı’na Mektup oyununa yeni dahil oldunuz. Bu durum dizilerde risklidir. Tiyatroda ayrılan bir oyuncunun yerine gelmek nasıl?

31 Mayıs 2018′ de Sevtap Hocaların yeni oyun elemesine girip kazanmıştım ama açıklanmadan önce başka bir tiyatroyla anlaştım. Orası daha önce kesinleştiğinden iki yeri bir arada yürütmek de etik olmayacaktı. O sebeple diğer tiyatroda çalışmaya başladım. Ama kendimi bu oyunun içinde görmüştüm.Tiyatroda seyirci skalası da bir değişim içinde olduğundan rolümü yeniden yaratmaya çalıştım. Geriye, bunu izleyiciye vermek kalıyor.

Oyunu daha önce izlemiş miydiniz? Etkisinde kalmaktan korktunuz mu?

Oyunu izlemiştim. 8 ay sonra oyuna dahil olunca etkisinde kalır mıyım diye ben de korktum. Sevtap Hoca beni aradığında babamın vefatının 30.günüydü ve babam da beyin kanserinden vefat etti. 2 yıl boyunca babamın bu sürecine tanık olmuştum. Hastalığın psijolojisini ve zorluğunu iyi biliyordum. Oyundaki rolümdede beyin tümörü olan hastayı canlandırırken, rolün önceki sahibi olan oyuncu arkadaşımız yerine, babam ve yaşadıklarım hafızamdaydı. Babam son bir yıldır konuşamıyordu. Belki ona ses olabilirim diye düşündüm. Sevtap Hoca’nın ve Uğur Özbağı’nın yönlendirmeleriyle de karakter bir şekilde çıktı.

Uğur Özbağı, Elif dizisinde’ Şafak Öğretmen’ karakterini canlandırıyorsunuz, aynı zamanda tiyatrodasınız? İkisini bir arada götürmek bir oyuncuyu olumlu motive eder diye düşünüyoruz…

Bu oyunda Murat karakteri, dizide Şafak öğretmen karakteri çok farklı iki insan. Tek kişilik oyunum ‘Martı’da da başka bir ses var. Ben monotonluğu seven bir insan değilim. Bu sebeple keyif alıyorum. Oyuncu olarak sahnede ve televizyonda yer almak çok güzel. Değişik insanları canlandırıp farklı diyalogların içinde bulunuyorum.

Günışığına Mektup oyunundaki rolünüzden bahsedebiliriz?

Repliğimde şöyle diyorum “Ellerimle inşa ettiğim binanın altında kalamam”…
Oyundaki karakterim Murat’ın gelgitleri var. Bir yanda gelecek kaygısı bir yanda sevdiği kız… Vicdani özellikleri de ön planda olan bir adam. Aklına yatmayan kalbine sığmayan durumları kabul edemiyor.

Tiyatro sizin için ne ifade ediyor?

Balca Aydoğdu: 13 yaşında bir çocuk oyunu izleyerek tiyatroyla tanıştım. Sonra fark ettim ki girdiğim hiçbir ortamda, yaptığım hiçbir işte bu andaki kadar haz ve mutluluk almıyorum. Üniversitede farklı bir bölüm okumama rağmen, tiyatronun içinde olmak istediğimden, Ankara’dan İstanbul’a geldim. Tiyatro benim için bir tutku ve mutluluğun karşılığıydı. Prova süreçleri, hazırlıklar ve verilen emeklerden sonra insanlarn alkışı, beğenilerini gözlerinize bakarak dile getirmeleri, hayatımın en anlamlı anları oluyor. Dış dünyadaki olumsuzlukları geride bırakıp burada gülümseyebiliyorum. Bedenimin ve duygularımın farkındalığını burada hissettiğim için, varolduğumu da burada hissediyorum.

Sevtap Çapan: Tiyatro ben, ben tiyatroyum. Ömrümün yarısını sahne üzerinde geçirdim. Hayatımın odak noktası. Hiçbir şey güllük gülistanlık olamasa da, sığınılacak bir yer. Alkışlar için çok çalışmak gerekiyor. Ama maalesef, seyircimiz her şeyi alkışlıyor. Tiyatro, aşkla örtüşen bir anlam ifade ediyor. Sevenim sövenin her şeyim.

Uğur Özbağı: Tiyatro benim için yaşam demek. Yaşayan bir organizma. Her gün sahneye çıkmadan önce o günün muhasebesini yapıyorsunuz. Sürekli bir heyecan hakimiyeti var ve bu heyecan sizi ayakta tutuyor. Eleştiri de var. Bu eleştiriler de sizi etkiliyor çünkü geliştiriyor. 

Ve son olarak Sevgili Sevtap Çapan’dan bir not:

En son 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde sahneye çıktık. İnsanlar geldi fotoğraf çektirdik. Öğrenciler de vardı. Bir kız elinde bir defterle geldi röportaj yapmak istediğini söyledi. Ama çok yorgunduk ve fotoğraf çektirmek için bekleyen insanlar da vardı. Genç arkadaşa daha sonrası için bir gün verebileceğimizi de söyledik. Ama bize biraz tavır yaptı. Öyle ayrılmasını istemediğim için kalmasını rica ettim. Ama her zaman ortam müsait olmayabiliyor. Yanlış anlaşılmak, insanları ya da bu şekilde gelen öğrencileri kırmak istemiyoruz. Öğrermenlerden de ricam, öğrencileri röportaja gönderirken, en azından oyuncuyla önceden iletişime geçilmesini rica edebilir. Yoksa biraz zorda kalıyoruz.

Künye

Yazan – Yusuf Dündar
Yöneten – Caner Bilginer
Müzik – Barış Aryay
Sahne Tasarım – Cihan Aşar
Kostüm Tasarım – Onur Uğurlu
Işık Tasarım – Zabit Erol
Görsel Tasarım – O.Suat Özsomar
Fotoğraf / Video – Fatih Mecit Öztürk
Yardımcı Yönetmen – Fulya Irmak Bilginer
Işık Uygulama – Hasan Demir
Tablo Çizim – Pelin Ermisket
Sosyal Medya Yönetimi – Gülfer Işık
Genel Kordinatör – Serkan Aydın
Genel Sanat Yönetmeni – Sevtap Çapan

Oyuncular
Sevtap Çapan
Balca Aydoğdu
Uğur Özbağı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here