Gelenekselliğin modern hali: Harmoni

Küçük çizimler içinde büyük sanat barındıran minyatür, fırçaların ahenkle dans ettiği bir boya deryasıdır ebru sanatı. Aslında bana göre bu iki sanat bir felsefedir, bir duyuruştur, bir haykırıştır. Kültürümüzün en güzel göstergelerinden olan bu sanat, güzel insanlarla icra edildiğinde bambaşka bir tat verir. İşte sizlere bu iki güzel sanatı icra eden bir hanımefendi ile tanıştıracağız: Hatice Ünal.

0
367
views

Küçük çizimler içinde büyük sanat barındıran minyatür, fırçaların ahenkle dans ettiği bir boya deryasıdır ebru sanatı. Aslında bana göre bu iki sanat bir felsefedir, bir duyuruştur, bir haykırıştır. Kültürümüzün en güzel göstergelerinden olan bu sanat, güzel insanlarla icra edildiğinde bambaşka bir tat verir. İşte sizlere bu iki güzel sanatı icra eden bir hanımefendi ile tanıştıracağız: Hatice Ünal.

Kendisiyle şu anda hala gezip görebileceğiniz Ünal’a ait olan Cemal Reşit Rey‘in Alt Fuaye Alanında izleyicisine sunulan ‘Harmoni ‘ isimli sergisinde tanıştık. Daha doğrusu sergiye Ünal’ın davetlisi olarak katıldık. O güzel sergiyi görme fırsatımız oldu. Sergi sizi bambaşka dünyalara götürecek kadar harika. Ebru ve minyatürün daha modern bir biçimde yer aldığı sergi, gelenekselliğini de devam ettirmiş. Renklerin ve sanatların uyumu zaman zaman göz alıcı oluyor ve sizi adet mest ediyor. Bu güzel sergiyi gezip inceledikten sonra Hatice Ünal ile sohbet gerçekleştirdik. Dilerseniz serginin hikayesini bir de Ünal’dan dinleyelim.

Sanat hayatınıza nasıl başladınız?

Fotoğraf: Fırathan Bakır

13 yaşına kadar Kütahya’nın Pazarlar ilçesinde okudum, orada büyüdüm daha sonra İzmir’de yatılı bir öğrencilik hayatım oldu. Orada Kur’an-ı Kerim ve din eğitimi aldım sonrasında hafızlık yaptım. Ortaokul ve liseyi dışardan eğitim alarak tamamladım. Daha sonra yüksek öğrenimimi de açıköğretimden tamamladım. İzmir’de başladığım sanat eğitimini İstanbul’a gelince devam ettirdim. Resmi ve özel kurumlarda eğitim aldım, sivil toplum kuruluşlarında çalıştım hâlâ da çalışmaya devam etmekteyim. Çocuk kitapları resimledim. Resim çizmeye ise küçük yaşlarımdan itibaren kendi kendime başladım. Resim benim için içten gelerek başlayan bir şey. Bir dönem modelistlik ve stilistlik eğitimi aldım. O sırada şunu anladım, ben kendimi resimde geliştirmek istiyordum. Karakalem kitapları almaya başladım. Anatominin, perspektifin, mimarinin, organizmaların ve daha birçok şeyin farkına varmaya başladım. Çizilecek çok şey vardı ve bunların hepsinin de bir matematiği, geometrisi olduğunu kavradım. Kitaplar alıp çalışmaya başladığım sırada ebru dersleri de almaya başladım. Ebru dersleriyle beraber minyatür, tezhip ve kaligrafi alanlarında da ders aldım.

Çizilecek çok şey vardı ve bunların hepsinin de bir matematiği, geometrisi olduğunu kavradım

Çalışmalarınıza baktığımız zaman ebru, tezhip, minyatür ve kaligrafiyi bir arada görebiliyoruz. Bu sanatları bir araya getirmeye nasıl başladınız?
Evet, bazı çalışmalarımda bu sanatları buluşturduğum oluyor. Bazen ebruyu tek başına kullanabildiğim gibi (bazı çalışmalarını gösteriyor) ebru ve minyatürün beraber kullandığım da oluyor, bazen tezhip ve kaligrafi de ekleniyor. Önce ebru dersleri almıştım, sonra minyatür dersleri, ardından tezhip ve kaligrafi dersleri aldım. Ama ben bu dersleri alırken bugün olduğu gibi bir araya getirebileceğimi bilmiyordum. Bir resim yaptığım zaman resme tezhipten bir şeyler ekleyeyim ya da bir siluet çalışmasını yaptığımda şuraya bir kaside, bir beyit ekleyeyim dediğim oluyor. Kendimi bu şekilde ifade etmeye çalışıyorum. Daha sonra bu şekilde farklı alanları birleştirmeye çalışmak kendimi ifade etme biçimine dönüştü. Tabii bu bütün çalışmalarımda hepsini bir arada kullandığımı düşündürtmesin. Sadece bazen ebruyla minyatürü bir arada kullandığımda o çalışma tamamlanıyor ve benim için daha güzel bir hale geliyor. Bütün bu alanlar birbirlerini tamamlıyorlar. Bazı insanlar resme bakarken bazıları yazıyla daha çok ilgilenebiliyorlar.

Fotoğraf: Fırathan Bakır

Yani, daha çok insana ulaşmak için mi bu şekilde ilerliyorsunuz?
Aslında amacım o değil, belki bilinçaltımda o istek yatıyordur ama bilinçli olarak daha çok insana ulaşmak için seçtiğim bir yol değil.

Kimseye mesaj vermek gibi bir amacım yok

Kendi içimde, kendimi olgunlaştırmakla ilgileniyorum. Kimseye mesaj vermek gibi bir amacım yok

Peki ortaya koyduğunuz eserlerinizde insanlara ulaştırmak istediğiniz bir mesaj, göstermek istediğiniz bir fikir var mı? Örneğin Hz. Meryem ve Hz. İsa’yı konu alan eseriniz ilgimi çekti, bu eseri ortaya koyarken ne düşündünüz?
Bu çalışmayı yapmadan önce İncil’i okumuştum. İncil ebat olarak küçüktü ve okuduktan sonra ondan ilham alarak bu gördüğünüz çalışmayı çizdim. Daha sonra nasıl tamamlasam, ne yapsam diye düşündüm üzerinde ve elimde gördüğünüz ebru vardı. Ben de bu ebrunun üzerine tasarlıyayım dedim. Bu şekilde çalışma tamamlandı. Çalışmalarımı ilham alarak yapıyorum. Mesela burada gördüğünüz Kemâle Ermek isimli çalışmada insanın emek vererek kemâle ermesini simgeliyor. Gördüğünüz şu kız emek vererek bu merdivenleri çıkabiliyor ve farklı bir boyuta ulaşabiliyor. Kendi içimde, kendimi olgunlaştırmakla ilgileniyorum. Kimseye mesaj vermek gibi bir amacım yok. Yani şöyle düşünün bir şiir ne kadar mesaj yüklüyse benim çalışmalarım da o kadar mesaj yüklüdür. Şiirde mesaj olamaz mı olabilir ama nasıl şiirde asıl olarak mesaj kast edilmezse benim de öyle bir kastım yok.

Fotoğraf: Fırathan Bakır

Peki Harmoni ismi nereden geliyor?
Harmoniyi iki anlamda kullandım. Sergi her şeyi koymasak da biraz retrospektif bir sergi oldu, birinci olarak bunu anlatmak istedim. İkinci olarak da biraz önce bahsettik farklı sanatları bir araya getirmek ve onların arasındaki uyumu göstermek amacıyla kullandım. Harmoni Fransızca bir kelime “uyum” anlamında, her şeyin birlikte uyumunu anlatıyor. Arapçada da bu uyum tenasüp kelimesiyle uygunluk anlamında ifade edilir.

Anlıyorum, çalışmalarınız sırasında ilham aldığınız şeyler nedir? Size ne ilham verir?
Biraz önce değinmiştik aslında buna. Okuduklarım, yaşadıklarım… İç dünyamda yaşadıklarımla dış dünyada gördüklerimi süzgeçten geçirirken bu çalışmalarım ortaya çıkıyor. Tam olarak bilmiyorum aslında, arındırma ve soyutlama süreçleri geçirdiğim de oluyor. İlham aldığım şeyleri düşündüğümde çok nazik bir insan bana ilham verebilir, yerden çöp kaldıran bir insan bana ilham verebilir. İlham almak çok geniş bir konu aslında, o dönemde en çok ne ile ilgileniyorsanız, algınız en çok neye açıksa, okuduğunuz kitaplar, izlediğiniz filmler ve tiyatrolar… Hepsinden ilham alıyorsunuz ama aynı sahnede birçok şey oluyor. Bir çalışma tek bir ilhama ve şeye bağlı kalmıyor yani. Birçok farklı şeyin birleşiminden ya da dallanıp budaklanan bir ilhamdan ortaya çıkabiliyor. Ama biz hep bir yere bakıyoruz. Çünkü içimizde o yer açılmış oluyor ve bu sebeple de onları buluşturuyoruz. Dediğim gibi çok geniş bir konu ve bunu tam olarak tanımlamak mümkün değil.

Son bir sorum daha olacak sergiler ne yazık ki maliyetli bir iş günümüzde. Bu yüzden merak ediyorum herhangi bir sponsorunuz ya da desteğiniz var mı?
Burada CRR’de (Cemal Reşit Rey Konser Salonu) açılan bu sergi İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğü’nün destekleriyle açıldı. Fakat çerçeveleri, nakliyesi, biz on kişi beraber hazırladık bu sergiyi. Yani bu tür şeyleri tabii ki kendimiz karşılıyoruz. Zaten kullanılan malzemeleri kendiniz alıyorsunuz, dijital taramalarını kendiniz yaptırıyorsunuz yine aynı şekilde çerçeveleri ayarlıyorsunuz. Yapılacak çok şey var etiketlendirme, listelendirme gibi ciddi bir ajans işi de yapıyoruz aslında kendi kendimize. Maalesef ayrı bir sponsorum yok. Sponsorum kardeşim diyeyim size. Kardeşim Aysel Ünal, sağ olsun her zaman destekledi beni. Ama tabii bir destek ihtiyacı var mı derseniz evet var, çok var.

Çok teşekkür ediyorum Hatice Ünal’a. Güzelce ilgilendiği, güler yüz gösterdiği ve sorularımı cevapladığı için. Umuyorum ki en kısa zamanda kendisine destek olacak sponsorlar da bulur ve sergisi kendisi için en iyi şekilde sonuçlanır. Olur da yolunuz düşerse CRR taraflarına görmeden geçmeyin derim. Alana çeşitli otobüslerle ulaşabileceğiniz gibi M2 Hacıosman Metro hattına gidip Osmanbey metrosunda inerek 5-10 dakika yürüyerek de ulaşabilirsiniz. Şu kapalı havalarda içinize bahar havası getirecek güzel bir sergi olacaktır. Merak edenler için sergi 19 Aralık 2017 tarihine kadar ilgililerini bekliyor olacak, söylemeden geçmeyelim. Keyifli vakitler efendim.

KaydetKaydet

KaydetKaydet

Önceki İçerik‘Aslında’ sergisi
Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi. Küçüklüğünden beri kitaplara ve edebiyata âşık. Kendi dünyasını kendisi yaratanlardan. Öyküleri, şiirleri, haber ve diğer alanlarda hazırladığı yazılarıyla insanları edebiyat ve sanatla buluşturmaya çalışan bir hayalperest.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here