Marmara Drama Topluluğu çocuklar için sahnede

    0
    172
    views

    Etkinlik Detayları


    Marmara Drama Topluluğu, bu yıl Samuel Beckett’in kısa oyunlarından bir derleme oyunu tematik bir kolaj ile sahneliyor. Bedensel anlatımın, hiçlik ve kara mizah öğeleriyle yoğurulduğu oyunun yönetmenliğini Erkan Kılıç yapıyor.

    Kolaj, Beckett’in beş kısa oyunundan oluşuyor. Doğum, yaşam ve ölüm başlıkları, bedensel yoğunluklu bir performans ile birleşiyor. Daimi kaygıların soyutlaştığı, sentetiklikten şikayetçi bir dünyada, yapmak durumunda olmak odaklanıyor, yaşıyor olmakla ilgili yanılgılarınız, yeniden tanımlanıyor.

    En yakın gösterimimiz Kadıköy Kış Sanat Festivali kapsamında 12 Şubat Pazar 18.45’te Barış Manço Kültür Merkezi’nde. Festival kapsamında bilet yerine çocuk kitapları toplanıyor.

    Basın bülteninden;

    Samuel Beckett’i ya da onun ekseninde absürt tiyatroyu kavrayabilmek birçok kişi için kafa karıştırıcı olabiliyor. Beckett’in anlaşılmaz olmaya çalışıp çalışmadığını tartışmak mümkün ancak asıl önemli olan, yarattığı akıl oyunu.

    Beckett, şöhretinin büyük kısmını “Godot’yu Beklerken” isimli oyununa borçludur. Sıkça alıntılanan bir makalede, eleştirmen Vivian Mercier, “Beckett teorik olarak imkânsız bir şeyi, hiçbir olayın geçmediği ama yine de seyircinin koltuğuna yapışıp kaldığı bir oyun yazmayı başardı. Dahası, ikinci perdede, birinci perdenin kurnazca tekrarlandığı düşünülürse, hiçbir olayın geçmediği bir oyun yazmayı iki defa başardı.” demişti.

    Bu “anlatmama” durumu Godot sonrası eserlerde de sıklıkla görülüyor ve Beckett’i, bir yazarın da ötesinde, bir düşünür olarak öne çıkaran unsurlardan. Bir iş, durum ya da diyaloğun, yalnızca var olup olmamasıyla ilgilenen, alt metinlerden sıyrılmış bir kurgusal parçaya şahit olmak da insanın ufkunu açan bir deneyim.

    Absürt tiyatronun seyirciye ait kılınmış olmasının altında yatan da bu oluyor. Zira öyle çok şey “anlatılmıyor” ki kendinizle baş başa kalmak tek seçeneğiniz oluyor.

    Batuhan Kozanoğlu
    Marmara Drama Topluluğu Genel Sanat Yönetmeni

    Oyun Künyesi
    Yazan: Samuel Beckett
    Yönetmen: Erkan Kılıç
    Koreograf; Erkan Kılıç
    Yardımcı Yönetmen: Batuhan Kozanoğlu Dramaturgi: Ekip Çalışması
    Kostüm: Sena Sonat, Merve Ayteş, Ela Gülhan Dekor: Sercan Şekerci, Anıl Çalım
    Işık Tasarım: Selin Eresin
    Ses Tasarım: Batuhan Kozanoğlu

    Kadro(Alfabetik Sırayla): Anıl Çalım, Ela Gülhan, Merve Ayteş, Selin Eresin, Sena Sonat, Sercan Şekerci

    Erkan Kılıç;
    1986’da doğdu. 2010 yılında Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Elektronik ve Haberleşme Öğretmenliği (İngilizce) Bölümünden Sözsüz İletişim Becerileri Lisans Tezi ile mezun oldu. 2000 yılında tiyatroya, 2010 yılında dansa başladı. 2011 ve 2012 yıllarını kapsayan, İBB Şehir Tiyatroları ve Paris Drama Sanatı Yüksek Okulunun (ESAD) ortaklaşa düzenlediği altı atölyeden oluşan Uluslararası Yüksek Lisans Oyunculuk Eğitimi programını tamamladı. 2013 yılında Türkiye Dans Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen Arjantin Tango Türkiye Şampiyonasında Türkiye Dördüncüsü oldu. Gibi Yapanlar, Drama Kumpanya, Marmara Drama Topluluğu bünyesinde sahneye çıktı. Drama Kumpanya ve Marmara Drama Topluluğu bünyesinde yönetmen ve koreograf olarak yer almaktadır. Tiyatro Eğitim Derneği ve Marmara Drama Kulübü bünyesinde Beden ve Zihin Farkındalığı eğitimi vermektedir.

    Marmara Drama Topluluğu;
    2007 Yılında Tiyatro eğitim derneği başkanı Kemal Oruç’un kurduğu topluluk, Marmara Üniversitesinin drama kulübü olarak faaliyet göstermekteydi. Zaman içerisinde sadece oyun sahneleme amacını çeşitlendirerek, eğitim faaliyetlerine de önem vermeye başladı.
    2010 yılında, kendi eğitmenlerini yetiştirerek, kendi kendine yetebilen bir tiyatro-eğitim misyonu kazandı. Halen Marmara Üniversitesi’nde faaliyetlerini sürdüren ekip, Kendi kursiyerleri ile yarattığı ekolü sürdürme ve büyütme amacında. Daha önce, Nazım Hikmet’ten, Karoly Kisfaludy’ye, Aziz Nesin’den Ronald Topor’a değin, farklı, bağımsız biçimler ve eserleri sahneye koyarak, İstanbul’un birçok sahnesinde ve festivallerde perde açan topluluk, şu an 4 eğitmen, 16 asil oyuncu ve onlarca kursiyer ile yoluna devam ediyor. 

    Oyun Hakkında;
    Oyun Beckett’in 1956 – 1975 yılları arasında yazdığı dört kısa ana oyun ve 1981 yılında tasarlanmış, bedensel bir performans parçasından oluşturulmuş, tematik bir kolajdır.

    AÇILIŞ VE ARA OYUN
    Quad; Oyun, matematiksel olarak yazılmış bir danstır. Bazı basımlarında bedensel bir kanon olarak da tanımlanan parça, dört kişinin, dört köşeden bir şablon yaratmasıyla oynanır. Bu dörtlünün tanımladığı alan, sahnedeki kolajın da geçeceği sınırı temsil etmektedir. Kadro; Merve Ayteş – Sena Sonat – Sercan Şekerci -Ela Gülhan

    ANA OYUNLAR

    Sözsüz Oyun 1: Sahnede oynanan oyun birçok gönderme ve mecaz içerir. Kadro, sahneye fırlatılan bir kişi ve onun gölgesinden oluşmaktadır. Bu kişinin oradan kurtulmasına engel olan sessiz ve görünmeyen bir güç sahnedeki kişiyle bir çeşit deney yapmaktadır. Oyun boyunca sahneye çeşitli nesneler gönderilir ancak tüm nesneler, karakter tarafından efektif şekilde kullanılması öğrenildiği an geri alınır. Sonunda sahnedeki kişi oyunu oynamayı reddedecektir. Kadro; Ela Gülhan – Anıl Çalım

    Ben Değil: Sahnede yalnızca ağzı ışıklandırılmış olarak oturan oyuncular yer alır. Ağız, her seferinde, izleyicinin duyamadığı bir ses tarafından dile getirilen bir soru ve bir yanıta dönüştüğü, dört kriz anı ile belirlenmiş olan monoloğunun tümünde, “Ben” dememek için umutsuz bir uğraş verir. Ağız, yetmişli yaşlarda, ailesi tarafından terkedilmiş, travmatik tecrübelere sahip bir kadına aittir. Zaman zaman yaşadığı krizler dışında dilsiz olan bu kişinin hayatından, dört farklı anın tekrarını duyarız. Yüzü çimenlere gömülü bir an, Süpermarkette ayakta dikildiği bir an, Croker’ın tarlasında bir akşamüstü ve mahkeme salonundaki dakikaları. Tanrı tarafından cezalandırıldığına inanan bu kişi için çözüm gibi görünen şey, bağışlanmaya ihtiyaç duyduğu anı bulmak, bunun için olanları tekrar hatırlamaktır. Kadro; Sercan Şekerci – Merve Ayteş – Sena Sonat

    Sözsüz oyun 2: 
    Parça bir çuval, içerisindeki kişi ve ona ait objelerle oluşturulmuştur. Günlük rutinine başlayan karakter, yüzünü yıkamak, giyinmek, yemek yemek ve işe gitmek gibi işler yapacak ancak bu konudaki amacına, onu ilerleten şeye dair tüm olguları seyirciye yükleyecektir. “Beckett, Albert Camus’nün ‘Sisyphos Söyleni’ kitabını okurken, insanın tüm çabasının nafile, hayal kırıklığıyla dolu ve saçma oluşuna ilişkin bir sembol keşfetti. Klasik mitolojinin en büyük günahkârlarından biri olan Sisyphos, ebedi bir ceza olarak, sürekli aşağıya geri yuvarlanan bir kayayı, bir tepenin zirvesine tekrar tekrar çıkarmak zorundaydı. Ebedi bir canlanma-faaliyet-dinlenme döngüsüne katlanmak için doğmuş olmak da, bu kişinin cezasını çektiği günahtır.” – Jeremy Irons.  Kadro; Merve Ayteş

    Adımlar: Oyunda May karakteri, annesinin sesiyle bir söyleşi sürdürerek, hareket etmektedir. Toplamda dört sahneden oluşan oyun, May’in ve annesinin seslerinin, giderek birbirine karışması ile sürer. Sonunda May’in kendisi dair hiçbir şey kalmaz. May, aslen seyircinin gördüğü bir ruh halinden fazlası değildir. Annesinin 90 yaşında ve sağlık durumunun kötü olduğunu
    anlarız ancak annenin bir hayal ürünü olduğunu hissetmek, May’in sanrılarının yarattığı diyalogları işitiyor olmak, Beckett’in çalışmalarını bilenler için oldukça kolaydır. Kadro; Selin Eresi

    Önceki İçerikF Sanat’tan ‘Seçkiler’ sergisi
    Sonraki İçerikPascal’ın Oyunu Galeri Eksen’de
    Büt Dergisi Aylık Onlin Kültür-Sanat Dergisi. Spor, Tarih, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Genel Kültür ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir dergi... haber ve önerilerinizi info@butdergisi.com adresine yollayabilirsiniz.
    TEILEN

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here