ESKİ BİR DOST: MIRCEA LUCESCU

0
494
views
ESKİ BİR DOST: MIRCEA LUCESCU - Büt Dergisi

Mircea Lucescu’nun Türkiye’de yaşadıkları, ülkemiz takımlarının yarıştıkları alanlarda neden yeteri kadar başarı elde edemediğinin açıkça delilidir. Başarılı oldukça kovulan kurt teknik direktör, kendisine sahip çıkıldığında neler yapabileceğini herkese gösterdi. Biz onu kovanlar ise Donetsk dahisinin başarılarını sadece televizyondan izleyebiliyoruz.

Efe Karasu / efekarasu@gmail.com

Ülkemizde yaşayıpta Mircea Lucescu adını daha önce duymamış bir futbolsever sanırım yoktur. Romen teknik direktör burada öyle bir iz bıraktı ki Türkiye’ye rakip olarak gelse bile insanların sevgi seliyle karşılaştı. Futbolumuzun en büyük sorunlarından olan tahammülsüzlük ve istikarsızlık sebebiyle çok sevdiği İstanbul’dan, Galatasaray ve Beşiktaş’ın başında toplam 4 sezon geçirdikten sonra ayrılan Luce, Ukrayna’ya gidip Shaktar Donetsk devrimini gerçekleştirdi. Artık takımlarımız için iş işten geçmişti. Kurt teknik adam Shaktar’da emeklerinin karşılığını almaya başladı ve oradan ayrılmaya hiç niyetinin olmadığını açıkça ifade ediyor.

Türkiye’den çalıştırdığı takımlara yaşattığı efsanevi başarılar karşısında adete kovulan bu başarılı adam, futbol takımlarımızın hatta milli takımımızın bir antrenörlük arayışı içerisinde olduğu zamanlarda akla gelen ilk isimlerden biri olması nedeniyle mutlu. Kendisinin mütevaziliği elden bırakmadan bize şöyle bir tavsiyesi var, “Futbolun başındaki insanlara yol gösterme gibi bir lüksüm olamaz. Benim naçizane tavsiyem, Türk futbolu eğer kabuk değiştirmek istiyorsa 2000’li yıllara dönüp, o zaman yakaladığımız başarıyı iyi anlamalıdır.”

Hem Teknik Direktör Hem Futbolcu

Mircea Lucescu, futbolculuk hayatı boyunca öyle şaşalı takımlarda oynamasa da oynadığı takımlar onun oynadığı dönemlerde hep yapabileceklerinin en iyisini yaptı. Ülkesinin sınırları dışında yeşil sahalarda görev yapmayan Romen teknik adam, Romanya Milli Takım formasını tam 70 kere sırtına geçirme başarısını gösterdi. Futbolculuk hayatında Dinamo Bükreş, Ştinta Bükreş’te görev yapan Lucescu son olarak Corvinul Hunedoara hem futbolculuk hem antrenörlük yaptı. Takımı ilk sezonunda küme düşse de Hunedoara temsilcisine tarihinin en iyi başarısı olan lig üçüncülüğünü kazandırdı. Bunun yanı sıra, takımından birkaç oyuncusunu da milli takıma kazandırmayı başardı. Bu kazanan ruh, teknik direktörlük kariyeri devam ettikçe onu arkasından bir gölge gibi izledi.

Sondan Bir Önceki Durak: Türkiye

Lucescu, Corvinul Hunedoara’da yaşadığı teknik adamlık tecrübesinin ardından daha önce formasını terlettiği Romanya Milli Takımı’nın bu sefer teknik direktörü olmuştu. Daha sonra sırasıyla Dinamo Bükreş, AC Pisa, Brescia Calcio, AC Reggiana, Rapid Bükreş takımlarını çalıştırdı. Bükreş’te başarılı bir performans sergileyen Romen teknik adamın bir sonraki durağı dünya devi İnter oldu. Burada bir sezon geçirdikten sonra yeniden Rapid’e dönen Lucescu, 2000 yılında UEFA Kupası’nı Galatasaray ile kazandıktan sonra İtalya kariyerine başlayan Fatih Terim’in yerine sarı kırmızılı takımın teknik direktörlük görevini getirildi.

Galatasaray, Fatih Terim ve onun altın jenerasyonuyla birlikte UEFA Kupası’nı müzesini götürürken Türkiye’de bir ilke imza atmış oldu. Elde edilen bu büyük başarı sonrasında göreve gelen Lucescu’nun omzundaki yük de büyük oldu. Ancak o bunun üstesinden gelebileceğinin sinyallerini UEFA Süper Kupa finalinde Real Madrid’i uzatmalara giden maçta 2-1 mağlup edip kupayı takımının müzesine götürerek ıspatlayacaktı. Bu kupa, tecrübeli teknik direktörün kazandığı ilk Avrupa Kupası oldu. O sezon ligi ve kupayı hep finallerde kaybeden Lucescu, takımına UEFA Şampiyonlar Ligi’nde o güne kadar daha hiç görmedikleri çeyrek final oynama başarısını yaşattı. Ertesi sezon Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde ikinci tura yükselip, FC Barcelona, Liverpool ve Roma’lı grupta 5 beraberlik 1 mağlubiyet alıp, gruptan çıkma şansını son maçta kaçırmıştı. Romen teknik direktörün takımı sezon sonunda ligi şampiyonlukla tamamladı. Ancak o her ne başarırsa başarsın bileti kesilecekti. Çünkü kulübü yönetenlerce onun bu başarıları pek bir anlam ifade etmiyordu. Ne de olsa Fatih Terim İtalya’dan ayrılıp yeniden takımın başına geçecekti.

Sergen Attı Şampiyonluk Geldi

Fatih Terim’in Galatasaray’ın başına geçmesiyle Lucescu boşta kaldı. 100. yılını yaşayan ve teknik direktör arayışında olan Beşiktaş bu fırsatı kaçırmayıp Luce’yi takımın başına getirdi. Cordoba, Zago, Guinti, Kaan Dobra, Sergen Yalçın ve Rapid Bükreş’te beraber çalıştıkları eski öğrencisi Daniel Pancu’yu Beşiktaş kazandıran Lucescu, takımın çehresini olumlu anlamda değiştirdi. Lucescu’nun takımı UEFA Kupası’nda çeyrek finale kadar çıkarak, Beşiktaş tarihinin Avrupa Kupaları’nda en büyük başarısına imza attarken, kulübün 100. yılında özlediği şampiyonluğu da kazandı. Tecrübeli teknik adamın 100. yıl şampiyonluğu ile ilgili hislerini şöyle ifade ediyor, “Beşiktaş’ın 100. yılında takımın başında bulunduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Çok iyi bir kadro oluşturmuştuk. Ancak o sezon lige iyi bir başlangıç yapamamıştık. Dolayısıyla bir kaç oyuncu değişikliği ve sistem değişikliği ile birlikte neler yapabileceğimizi masaya yatırdık. Başlangıçta iyi sonuçlar alamadık ancak kaybetmedikte. O sezon sadece Diyarbakırspor’a kaybetmiştik, Galatasaray’a karşı oynadığımız iki derbiyi de kazanmıştık. Sonrasında muhteşem bir şampiyonluk kutlaması vardı. Bu benim için çok önemliydi, hala unutamıyorum. Beşiktaş’ta ilk sezonumda, takımın 100. yılında şampiyon olmak benim teknik direktörlük kariyerimde hiç unutamayacağım bir anıydı.”

Olmasaydı Sonumuz Böyle…

Beşiktaş, Lucescu ile birlikte kazandığı rüya şampiyonluğun ardından 2003 – 2004 sezonuna fırtına gibi bir giriş yaptı. Siyah beyazlılar ligte 17. hafta itibariyle en yakın rakibine 8 puan fark atmış, namağlup bir şekilde şampiyonluk yolunda emin adımlarla ilerliyordu. Herşey 18. haftada İnönü Stadyumu’nda oynanan Samsunspor karşılaşmasında yaşananlarla tersine döndü. Maçın hakemi Cem Papila, Beşiktaş’tan 5 oyuncuyu kırmızı kartla cezalandırdı. Maç 85. dakikada yarım kaldı. Karşılaşmanın skoru 4-0 olarak Samsunspor lehine tescil edildi. Bu sonucun ardından geçen sürede Beşiktaş, ligi şampiyon olan Fenerbahçe’nin 14 puan arkasında bitirdi. Olaylı Samsunspor maçından sonra alınanan kötü sonuçlarla beraber medya ile sık sık sorunlar yaşayan Lucescu’nun bileti kesilmişti. Bu ayrılık Beşiktaş’ı geriye doğru götürürken Lucescu’ya Shaktar’da kariyerinin en parlak günlerini yaşama fırsatını tanıyacaktı.

Donetsk Dahisi 

Beşiktaş’tan ayrıldıktan sonra 2004 yılında Ukrayna’nın Shaktar Donetsk takımı ile anlaşan Lucescu, gelir gelmez Ukrayna Ligi’ndeki Dinamo Kiev hegomonyasını yerle bir etti. Lucescu takımın başına geçene kadar sadece 1 lig şampiyonluğu olan Shaktar, Romen teknik adamla birlikte 2013 yılına kadar tam sekiz şampiyonluk kazandı. Ukrayna ekibi 2009 yılında hem UEFA Kupası’nı hemde UEFA Süper Kupası’nı kazandı. Lucescu, Shaktar’ı dünya takımı yapmayı başardı. Takımı avrupada çekinilen ekiplerin arasına girdi. Kendisine Donetsk şehrinin meclisi tarafından “Donetsk Onursal vatandaşlığı” ünvanı dahi verildi.

İmparator Değil İşçi

Kendisine imparator yakıştırmaları yapanlara ben İmparator değil işçiyim diyerek yanıt veren bu yürekli adamın gücü ülkemiz futbolundaki yerleşik düzeni yıkmaya yetmedi. Ancak Luce, bu bozuk sistemin bizden alıp götürdüklerini gözümüzün içine kadar soktu desek yanlış olmaz. Ülkemizde ağızlardan düşmeyen marka değerini, Shaktar’da tek başına oluşturan ve takımını bir dünya markası yapan tecrübeli teknik direktörün Türkiye’de yaşadıkları ve sonrasında Shaktar’da başardıkları “Neyi yanlış yapıyoruz?” dersinin çalışma kitabı olarak okutulsa yeridir. Tabii ki sonuç olarak köpekler istedi diye atlar ölmedi. Eski dostumuz, başarılarıyla kendisini sevenleri onure etmeye devam edecek gibi görünüyor. O, futbolumuzdan gelip geçen romantik bir karakter olarak daima hafızalarımızın bir köşesinde duracak. Gülümsemesi daim olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here