EPİK – DİYALEKTİK TİYATRO IŞIĞINDA BERTOLT BRECHT VE YAPITLARI

0
741
views
EPİK - DİYALEKTİK TİYATRO IŞIĞINDA BERTOLT BRECHT VE YAPITLARI - Büt Dergisi

Epik – diyalektik tiyatro, eleştirel, toplumsal ve gerçekçi bir esasa dayanır. Yani eğlendirirken eğitmek, eğitirken eğlendirmek temel amaçtır. Asla ahlak dersi vermek gibi bir çabası yoktur. Siyasi bir yapıya sahiptir fakat seyirciye siyasi bir görüşü benimsetmeye çalışmaz. Ele aldığı konular ağırlıklı olarak toplumsal (işsizlik, açlık, savaş, ekonomi vb.) ve tarihseldir. Günün koşullarında, daha önceki olayları tarihsel olarak inceler. Sürekli değişim söz konusudur. Eleştirel bir yapıya sahiptir çünkü; insanın değişebileceğini ve çevresini değiştirebileceğini gösterir. Bu değişimin olabilmesi için “yabancılaştırma” kavramından bahsetmemiz gerekir.

Ege KÜÇÜKKİPER/ege0692@hotmail.com

Bertolt Brecht’e göre yabancılaştırma; olgunun, alışıldık, bilindik olaydan soyutlanıp, şaşırtıcı ve beklenmedik olana dönüştürülmesidir. Bir nevi TEZ – ANTİTEZ – SENTEZ üçlemesinin sonucudur. Bildiğimizi ve anladığımızı sandığımız olaydan yola çıkarak, zamanla yabancılaşıp, aslında doğru bildiğimiz şeyin yanlış olduğunu öğrenmemizle birlikte yeni doğruyu tümüyle kavramak seyircinin değişimini bize gösterecektir.

Bu değişim olabilmesi için, seyirci, kendini sahnedeki oyuncuyla bağdaştırmamalıdır. Karaktere karşı yabancılaşmalı  ve gerçeğin yeni yüzünü görmelidir. Böylece, seyirci yeni gerçeği kavrayarak düşünecek, tanıyacak ve bir bilince varacaktır. Yeni gerçeği tanıyan seyirci zaten eskisini eleştirmeye başlayacaktır. Epik – diyalektik tiyatroda karakterlerin birbirini etkilemesi temeldir. Toplumsal ilişkiler arasında da oluşan bu temel ilişki, onların birbirlerine karşı tavırlarını belirginleştirir.

Bertolt Brecht, ilk yapıtlarında müziği yabancılaştırma öğesi olarak kullanmıştır. Daha sonraki yapıtlarında ise oluşturduğu karakterleri merkeze alıp bölmüş ya da olayı kendi şizofrenisi içerisinde kurgulamıştır. Müziğin haricinde efektler sayesinde yabancılaştırma gerçekleştirilebilir. Bu uygulama Çin Tiyatrosundan gelmedir. Türk Tiyatrosundaki temsilcisi ise Vasıf Öngören’dir. (Zengin Mutfağı adlı oyunuyla)

Alman yazar Bertolt Brecth, sadece oyun yazarı olarak değil, deneme, eleştiri, şiir, hikaye, düz yazı, inceleme ve kuramsal yazılarıyla da ün sağlamış biridir. Eleştirel, toplumcu gerçekçi tiyatroyu kuramsallaştırmış ve uygulamalı olarak göstermiştir. Piscator deneyimlerini özümseyerek, yepyeni bir tiyatroyu bizlere sunmuştur. Aristotalesçi tiyatroyu reddetmiştir. Genel olarak burjuvazi hayatının rezilliği ve iğrençliğini gözler önüne sererek, emekçi sınıfın sesi olmuştur. Yarattığı karakterler çaresiz, toplum dışı, uyurgezer, içgüdülerinin esiri olmuş, her şeye kayıtsız ve ilgisizdir.

  • GECE ÇALAN TROMPETLER

Baş karakter Asker Kragler, kendisini aldatan nişanlısıyla yatabilmek için, dışarıda süren “Spartaküs” devrimci hareketine katılmayı reddeder. “Nasıl olsa bu gürültü patırtı sabaha son bulur. Ben de sevdiğimle sevişmiş olurum. Temiz gömlek giyer, çizmelerimi parlatırım” düşüncesine sahip olan ve burjuvaziyi temsil eden Kragler, içgüdülerinin kölesi olmuştur.

Oyunda, bundan başka bir öykü daha bulunmaktadır. Aynı gece, kentte siyasal bir hareket daha yaşanmaktadır. Bu hareket bizlere, davul ve trompetlerle anlatılır. Fakat sahneleniş biçimi farklıdır. Enstürmanlar, plastiktir. Nişanlı ise, korkutucu bir makyaja sahiptir. Bu oyun, Bertolt Brecth’e, “Umut vadeden yazar” ödülünü kazandırmıştır.

  • 2. EDWARD

Bertolt Brecht’in ilk rejisörlüğü ve uyarlamasıdır. Kahraman yaratımındaki popülerizme karşı, 2. Edward’ı, eşcinsel tutkularına yenik düşen biri olarak sunar. İlk kez bu oyunda sahne başlığı kullanılmıştır. Bu teknik, bir sonraki sahnede neler olacağını anlatır. Bu sayede seyirci oyunun sonunu düşünmez. Dikkatini, oyunun gelişimine kaydırır. Yani pasif durumdan aktif duruma geçer.

  • ADAM ADAMDIR

İlk Marksist oyunudur. Hamal olan Galy Gay’in, bir gece içerisinde nasıl emperyalist bir askere dönüştüğü anlatılır. Bireyin yok edilmesi, söndürülmesi, kitlenin bir parçası haline getirilişi gözler önüne serilir. Sistemin, bir insanı nasıl değiştirebileceği vurgulanır.

FARKLI BİR KAVRAM: SPOR TİYATROSU

Bertolt Brecht, farklı bir kulvara yönelmiş ve spor tiyatrosu kavramını geliştirmiştir. Bunun içinde “boks maçı” metaforuna başvurmuştur. Bu tarzda yazdığı tek eseri mevcuttur. O da;

  • KENTLERİN FUNDALIĞINDA

Oyun, 2 gangsterin, birbirlerine karşı oynadıkları oyunları, nefretleri, kinleri anlatır. Zaten suç ve ahlaksızlığın kol gezdiği kent, bu olaya ilgisiz kalmıştır. Bertolt Brecth şöyle der; “Taraf tutmayın, karakterlerin talihleri üzerine yorumlar yapın. Sonuçta kim kazanırsa, kendi çıkarınız nerede bulunuyor onu hesaplayın.”

PİSCATOR İLE YOLLARININ AYRILMASI

Piscator’un, politikanın hizmetine girmiş olması ve tiyatroyu propaganda amaçlı görmeye başlaması, Brecht ile yollarının ayrılmasına sebep olmuştur. Brecht’e göre; bu asla tiyatronun önünü açabilecek bir işlev olmamış,  siyaset sadece kapıyı aralayan bir etken olmuştur. Hem öğreticiliği hem de eğlendirme misyonunu bir araya getirmeye çalışmış ve bu tekniğe “montaj tekniği” demiştir. Bu teknikle yazdığı ilk oyunu;

  • ÜÇ KURUŞLUK OPERA (DİLENCİLER OPERASI)

Dilenciler Operası adlı yapıttan esinlenerek yazılan eser, insanlara dilencilik yaptırarak, onların sırtından geçinen Bay Peachum ile haydutlar dünyasının başı sustalı Mackie’in karşılaşması ele almıştır. Burada gösterilmek istenen şey ise, burjuva sınıfına ait olan, yükselme, tutku, heyecan ve aşkın, haydutlar dünyasında da kendisine yer edinebilmiş oluşudur. Bu oyuna çok benzer bir diğer oyunu, MAHAGONNY KENTİNİN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ’dür. Bu iki eser, epik müzik kavramının tam anlamıyla kendini gösterdiği eserlerdir.

Daha sonra yazdığı oyunlarda, fabrika işçilerinden, öğrencilere kadar her kesimden insanın oynayabileceği karakterler yaratmıştır. Üzerinde durduğu temalar, dindarlık, iyilik ve vatanseverliktir. Oyuncular, birden fazla karakteri canlandırarak oynarlar.

  • KURALLA KURAL DIŞI

Hamal, onu döven, ezen sonra da susayan tüccara matarasını çıkarıp su vermek ister. Nefret edildiğinin bilincinde olan tüccar, hamalın matarasını taş gibi görür ve hamalın ona büyük bir taşla saldırdığını sanarak tabancasıyla onu öldürür. Yargıç mahkemede, nefret ettiği birine su vermenin akıl dışı olduğunu kabul ederek tüccarı beraat ettirir. Öyleyse hamalın yaptığı hareket ne kadar insancıl olursa olsun duygularıyla hareket ettiği için ölümü haketmiştir.

  • MEZBAHALARIN JOHANNASI

Johanna adında iyiliksever ve dindar bir kadının, dışardaki aç, yoksul, şiddet içeren insanlara karşı, Hristiyanlık inancını anlatması, iyilik yapması ve daima şiddet yerine sevgiyi önermesiyle başlayan oyun, Johanna’nın son nefesini verirken bir şeyi fark etmesiyle son bulur. Fark ettiği şey, iyi ve sevgi dolu tavrıyla, yöneticilerin, yoksullar üzerinde baskı kurduğu ve bu baskının kurulmasında kendisininde payının oluşudur. İşte bu yüzden ölürken, şiddeti savunmuştur. Burada dine ve iyiliğe karşı siyasal bir tavır takınılmıştır.

  • KÜÇÜK BURJUVANIN YEDİ GÜNAHI

Anna adlı karakter, içgüdüsel ve duygusal olmasının yanı sıra, akılcı olarak iki yönlü bir tiptir. Bir gün doğduğu kenti terk eder ve para kazanmaya başlar. Bu arada aşık olur, ancak tüm duygularına gem vurarak, kazandığı para ile memleketine geri döner. Bu oyunda irdelenen şey; ticarete dayanan bir düzende, içgüdü, yerini mantığa bırakmıştır. Kapitalizmde yaşayan insanın iki yönlü karakterine vurgu yapılır. Kendi emeğine yabancılaşan insanın, kendine de yabancılaşması kaçınılmazdır.

  • CARRAR ANANIN SİLAHLARI

İspanya iç savaşını konu edinir. Bu nedenle İspanya halkına adanmıştır. Aristotalesçi teknikle yazılmış ilk ve tek oyunudur. Carrar Ana, savaşa tamamen karşı, ailesini ve çocuklarını seven, birlik ve beraberlik gibi kavramları savunan, kocasını savaşta yitirmiş biridir. Kendisi gibi düşünmeyen kişilere karşı, daima düşüncelerini savunur. Fakat başına korkunç bir olay gelir.  İyi ile kötünün karşılaştırıldığı bu oyunda, iyinin de şiddete başvurmadan ayakta kalamayacağını, sorunlarını çözemeyeceğini, eğer karar vermekte gecikirse ya da hiç karar veremeyecek durumdaysa, bunun sadece kötünün işine yarayacağını anlatır.

  • GALİLE’NİN YAŞAMI

Bir bilim adamının, topluma karşı olan sorumluluklarının irdelendiği bir oyundur. Bir bilim adamı olarak Galile, siyaset konusunda vurdumduymazdır. Egemen olanlar, bilimsel çalışmalara ihtiyaç duymakta fakat bu çalışmalar, kendi iktidarlarını tehlikeye sokmaktadır. Bu nedenle, bilimsel çalışmalara düşmanlık duyulur. Oyunda, ihtiyaçla, düşmanlığın karşıtlığı vurgulanır. “Kahramanları olmayan ülke mutsuzdur.” cümlesi üzerine Galile; “Kahramana ihtiyacı olan ülke mutsuzdur.” cevabını verir. 2. Dünya savaşı dolayısıyla yurdunu terk etmek zorunda kalan Brecht, çeşitli ülkeleri dolaşır. Bundan böyle anti – faşist oyunlar yazacaktır.

ARTURO Uİ’NİN ENGELLENEBİLİR YÜKSELİŞİ

Faşizan eğilimin yükselişini kaçınılmaz bir durum olarak değil tarihsel olarak engellenebilir bir gelişim olarak gösterilir. 1929 ekonomik bunalım sürecinde, şirketlerin çıkar savaşında oyuna gelen Belediye Başkanı’nın aklanmak için çete lideri Arturo Ui ile işbirliği yapması sonucu, Arturo Ui’nin giderek büyümesi ve bir sömürü çarkı oluşturarak, ülkenin kaderini nasıl değiştirebileceğini anlatır. Oyunda Arturo Ui, Hitleri temsil ederken, Belediye Başkanı ise Almanya Cumhurbaşkanı Hinderburg’u temsil eder. Brecht bu oyunda, küçük bir burjuvanın, büyük katillere duyduğu, büyük saygıyı kırmaya çalışır.

PAY PUNTİLLA VE UŞAĞI MATTİ

Bay Puntilla bir toprak ağasıdır. Sarhoşken dünya iyisi bir insan olan Puntilla, ayıkken ise lanet bir insan olur ve tam bir toprak ağası gibi davranır. Brecht bu oyunda karakterin bölünmüşlüğü tekniğini kullanarak iyilik ve kötülük kavramlarını tartışır. Hangi durum onun için zararlıdır? Ya da hangi yönü onun için hayırlıdır? Brecht burada, eğer, insani değerlerden yoksunsanız, otorite sizsiniz. Acımazsınız ve yükselirsiniz. İnsani değerlere sahipseniz, yağmalanmaya ve suistimal edilmeye mahkumsunuz. Cümlesinin altını çizer.

SEZUAN’IN İYİ İNSANI

Bu oyunda, oyunun merkezinde yer alan Shen Te / Shui Ta karakterinin bölünmüşlüğü aracılığıyla Brecht, günümüz dünyasında iyi insan olmanın mümkün olup olmadığını sorgular. Kendi çıkarlarına ters düşmek uğruna çevresine iyilik saçan Shen Te ile onun acımasız bir kapitalist olan, kimsenin gözünün yaşına bakmayan Shui Ta görünümünün çözümsüzlüğünü ele alarak alır. Bu iki eser, yabancılaştırmanın ilk evresi olan, “oluşturulan karakterleri merkeze alıp bölme” tekniğine örnektir.

CESARET ANA VE ÇOCUKLARI

Cesaret ana, çocuklarını savaşa kaptırmadan, savaştan payına düşeni ister. Ama çocuklarını teker teker yitirir. Bir savaştan çıkıp koşa koşa diğerine giden cesaret anaların eleştirisidir bu oyun. Empatiden yararlanılmıştır. Kendinizi zaman zaman cesaret anaya yakın, zaman zaman ise uzak bulursunuz. Çünkü siz, olaya tanıksınızdır. Hükmü verecek kişi sizlersiniz.

KAFKAS TEBEŞİR DAİRESİ

Brecth’in, en uzun oyunudur. 6 perdelik eserde, 4 ayrı bölüm bulunur. Bunlar; Ön oyun, Gruşa ve çocuğunun öyküsü, Azdak’ın öyküsü ve Kafkas Tebeşir Dairesi sınamasıdır. Brecth’e göre oyun; Brodway canlılığında olmalı, revüler ve müzikallerden oluşmalıdır ama asla bir Brodway prodüksiyonuna dönüşmemelidir. Hitler’in işgalci orduları tarafından Gürcistan’ın kuşatılması, keçi yetiştirmekle geçinen yerel halkın bu işgale direnişi ve sonrası, Kafkas Tebeşir Dairesi’nin konusudur. Bu iki eser ise, yabancılaştırmanın ikinci evresi olan, “olayı kendi şizofrenisi içerisinde kurgulama” tekniğine örnektir.

Önceki İçerikZÜLFÜ LİVANELİ – SERENAD
Sonraki İçerikTÜM ÂLEMLERİN KADINLARINDAN ÜSTÜN KILINAN KADIN HZ. MERYEM
Büt Dergisi Aylık Onlin Kültür-Sanat Dergisi. Spor, Tarih, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Genel Kültür ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir dergi... haber ve önerilerinizi info@butdergisi.com adresine yollayabilirsiniz.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here