ABDİ’Yİ VURDULAR…

0
360
views
Abdi İpekçi - Büt Dergisi

Bu ülke, birçok gazeteci cinayetine şahit oldu. Mesleğinden, fikirlerinden, inancından  dolayı insanlar zulme maruz kaldı, acı çekti öldürüldü. Abdi İpekçi’de bu insanlardan biri.  9 Şubat 1929’da doğan Abdi İpekçi, Galatasaray Lisesi’ni  bitirdikten sonra İstanbul Hukuk Fakültesi’nde eğitimine devam etti. Yeni sabah, Yeni İstanbul, İstanbul Expres gazetelerinde çalıştıktan sonra Milliyet Gazetesi’nin yazı işleri müdürü ve bir süre sonra da genel yayın yönetmeni oldu(1954). 

Kübra EFE / kubrefe@gmail.com

Abdi İpekçi’nin eserleri; Afrika, İhtilalin İç Yüzü ve Dünyanın Dört Bucağından’dır. “Afrika” kitabı bir gezi kitabıdır. Afrika gözlemlerine yer vermiştir. “Dünyanın Dört Bucağı”ndan kitabı da bir gezi kitabıdır. Japonya, Küba, Rusya, Arjantin gibi bir çok ülke izlenimlerine yer vermiştir. Ömer Sami Coşar ile birlikte yazdığı “İhtilalin İç Yüzü” kitabında ise Türkiye Cumhuriyet tarihine yer vermiştir.Barış için çok fazla çaba harcayan Abdi İpekçi,  1970’li yıllardaki karışıklığın ve terörün son bulması için iktidarla muhalefet arasında yapıcı bir diyalog kurulmasında aktif bir rol aldı.

Ülkenin karışık olduğu dönemde karışıklığı yaratanları deşifre etmeye çalıştı. Yazılarında çoğunlukla ülke bütünlüğü, düşünce özgürlüğü, Atatürkçülük gibi konulara değinen gazeteci yıllar boyunca siyasal olaylara hoşgörülü ve uzlaşmacı tavır  ile yaklaşmış, sağduyunun sesi olmuştu.Faşist çeteler onu “onlardan  yana” olmadığı için öldürmüştü. Her gün sokaklarda insanların öldürüldüğü bir dönemde doğruları söylemekten korkmamıştı. Ölümünden yaklaşık iki hafta kadar önce karanlık bir dosyayla ilgilendiği bilinmektedir. Dosyanın  o dönemde devlet içinde yuvalanmış istihbaratçı, akademisyen, özel harpçi karması bir grupla alakalı olduğunu düşünülüyor. Suikast dahil provokasyon niteliğinde olaylar planlayan, sağ-sol ayrımı yapmaksızın gençleri öldüren, finansmanını kaçakçılık şebekelerinin yaptığı bir gruptu  bu. Darbe öncesi iklimde, darbe şartlarını oluşturan Taksim, Maraş, Çorum gibi kitlesel olayların dışında önemli cinayetler işlendi. Bu cinayetlerden biri olan Abdi ipekçi ve diğer cinayetler ile Türkiye darbeye sürükleniyordu.

     “Abdi İpekçi’yi ben öldürdüm.”

Abdi İpekçi 1 Şubat 1979’da o dönem çalıştığı Milliyet Gazetesi’nden çıkıp eve giderken arabasında Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. 1 Şubat 1979 günü öldürülen İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca 25 Haziran 1979’da yakalandı. Daha ilk sorgusunda “Abdi İpekçi’yi ben öldürdüm.” dedi. “Arkamda hiçbir örgüt yok, tek başıma yaptım.” diye de arkasından ekledi. Mehmet Ali Ağca, İpekçi suikastinden idamla yargılanırken 1979 yılında ülkenin en iyi korunan askeri cezaevlerinden biri olan Maltepe Askeri Cezaevi’nden kaçırıldı. Yurt dışına kaçan Mehmet Ali Ağca,  Papa II. Ioannes Paulus suikast girişiminden dolayı İtalya’da hapse atıldı. Daha sonra Türkiye’ye teslim edildi ve 18 ocak 2010 yılında tahliye edildi. Abdi İpekçi öldürüleli 34 yıl oldu ama hala ölümünün arkasında kimlerin olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Cinayetten yıllar sonra sorgulanması gereken kişilerden bazıları “Geçmişle alakalı konuşmayacağım sırlarımla öleceğim” dedi. Sırların ne olduğunu hala bilmiyoruz.

Ne yazık ki Abdi İpekçi gibi gazeteci cinayetleri çok kez yaşandı bu ülkede. Bu cinayetlerin bir kısmı  faali meçhul cinayet olarak kaldı, bir kısmının tetikçisi yakalandı ama hiç bir zaman arkasında ki güç tam olarak ortaya çıkarılmadı. Abdi İpekçi davası da bunlardan biri. Mehmet Ali Ağca güvenliğiyle meşhur Maltepe Cezaevi’nden nasıl, kimler tarafından ve neden kaçırıldı? Bu firar ile ilgili yıllar sonra açıklama yapan Mehmet Ali Ağca, “Eğer içerde kalsaydım bu durum bazı çevreler için yenilgi olacaktı. Bu nedenle firar ettirildim.” dedi. Bazı çevreler kimdi? Neden korkuluyordu da bunların peşine gidilmedi. Abdi İpekçi cinayeti de sadece tetikçisi belli olan bir cinayet olarak kapandı. Fikirlerinden dolayı, yaptığı gazetecilik çalışmalarında dolayı öldürüldü Abdi İpekçi. Tıpkı Uğur Mumcu ve Hrant Dink gibi ülkenin kirli ellerine teslim oldu. Cinayetlerin arkasında kimlerin olduğu araştırılmadığı için bu durum bir sonraki gazeteci cinayetine de zemin hazırladı. Caydırıcı hiç bir adım atılmadı. Basın özgürlüğü en önemli konulardan biridir. Fakat bizim ülkemizde basın özgürlüğü her zaman sekteye uğradı. Bu tür cinayetler yaşanmaya devam ettikçe de basın özgürlüğünden, düşünce özgürlüğünden bahsetmek pek mümkün olmayacak. Abdi İpekçi öldürüleli 34 yıl oldu ama hala ölümünün arkasında kimlerin olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Mehmet Ali Ağca 18 Ocak 2010 tarihinde tahliye edildiğinde bir katil olarak değil de değerli bir şahsiyet olarak karşılandı. Belki de bu tür olayların yaşanmasında ki en önemli etken bizlerin sessizliğidir. Abdi İpekçi için anıt dikmek, spor salonlarına cadde isimlerine onun adını vermek dışında atılacak çok daha önemli adımlar olmalıydı. Cinayetin arka planının deşifre edilmesi bu adımların en önemlisiydi.

Abdi İpekçi öldürüldüğünde ben dünyada bile değildim. Yaşananları okumak dinlemek bile ağır geliyor bana, vicdanların sustuğu bir dönemden bahsediyoruz. Ama bizler bugün bile Abdi İpekçi’yi gereğince anmıyoruz. Hepimizin tanık olduğu 6 yıl önce gerçekleşen Hrant Dink olayında ne yaptık? Gazetecilerimizin fikirleri ne olursa olsun onların ölümlerine sessiz kalmamalıyız. Yaşanan o kadar olay  bize ders olmalı. Gazeteci suikastlerine bir yenisi daha eklenmemeli… Abdi İpekçi sadece fikirlerinden ve gazetecilik faaliyetlerinden dolayı 34 yıl önce Şubat ayında öldürüldü bunu sıkça hatırlamak gerekiyor.

Önceki İçerikANTİGONE
Sonraki İçerikRÜYASININ PEŞİNDEN GİDEN BİR SİMYACI
Büt Dergisi Aylık Onlin Kültür-Sanat Dergisi. Spor, Tarih, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Genel Kültür ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir dergi... haber ve önerilerinizi info@butdergisi.com adresine yollayabilirsiniz.
TEILEN