ÇERNOBİL ÇOCUKLARI

0
257
views
Çernobil Çocukları - Büt Dergisi

Zehirli bulutlar Japonya’dan sonra Ukrayna’da görüldü. Çernobil, insanlık tarihinde kara bir leke olarak kayıtlara geçti. Yeşil sahaların Çernobil çocukları ise bu faciadan onlara miras kalan acıları hala omuzlarında taşıyorlar.

Efe KARASU / efekarasu@gmail.com

1945 yılında, II. Dünya Savaşı sürerken Amerikan hükümeti tarafından iki Japon şehri olan Hiroşima ve Nagazaki’ye birer atom bombası atıldı. İki şehrin bombalanması sonucu yüzbinlerce kişi öldü. Saldırılardan sağ kurtulan ancak patlamalardan etkilenen insanlara ‘hibakusha’ ismi verildi. İnsanlar, maruz kaldıkları radyosyonun kendilerine de bulaşma ihtimalini düşünerek yıllarca onlara ikinci sınıf insan muamelesi yaptılar. Bu cani saldırının Japonlara yaşattığı acılar hafızalardan ve bedenlerden hala silinmedi. Öyle ki atom bombalarından yayılan radyasyonun etkileri günümüzde bile devam ediyor.

Bu caniliğin faillerine Nazım Hikmet, ” Bulutlar Adamları Öldürmesin” adlı şiirindeki şu dizelerle seslenmişti:

”Koşuyor altı yaşında bir oğlan,

uçurtması geçiyor ağaçlardan,

siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.

Çocuklara kıymayın efendiler.

          Bulutlar adam öldürmesin.”

Zehirli bulutlar bu sefer Çernobil’de…

1986 yılında Ukrayna’nın Kiev şehrine bağlı Pripyat kentinde bulunan Çernobil Nükleer Santrali’nde, bir deney sırasında nükleer güç reaktöründe gerçekleşen kaza sonucu iki patlama yaşandı. Ard arda gerçekleşen dev patlamalarla atmosfere 50 ton nükleer yakıt gönderildi. Açığa çıkan radyasyon ise Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının toplamından 200 kat fazlaydı. Radyoaktivite, reaktörden Avrupa’nın kalbine uzanan Beyaz Rusya’ya doğru dağıldı. Zehirli bulutlar sınırları aşıp, kuzey yarım kürenin çoğuna ulaştı ve dünyayı yağmurlarıyla yıkadı. Radyoaktif tozlar topraklarda, hayvanlarda ve insanlarda yaşamaya devam etti.

Kaza sırasında 13 yaşında olan Kiev’li gazeteci Anastasia Zanuda’nın açıklamaları, Çernobil felaketini özetler nitelikte: ” Kazadan 36 saat sonra, insanlar Çernobil’den uzaklaştırılmaya başladı. Bir ay içinde 30 km’lik çember içinde yaşayan 116.000 kişi boşaltıldı ve bunlara yeni evler verildi. Ancak, birçoğu radyasyona maruz kalmıştı bile… Çoğu gönüllü 600.000 işçi, onarım ve temizleme çalışmalarına katıldı. Yapılan ölçümlerde maruz kaldıkları radyasyon, her biri için 165 “millisievert”ti… 10 millisievert insan için ölümcül dozu ifade ediyor. Santralde gönüllü olarak çalışanların çoğu, büyük acılar çekerek öldü. Patlamanın ilk saatlerinde göreve çağırılan itfaiye erlerinin vücutlarında radyasyon yanıkları baş gösterdi. Ağızlarında, dillerinde küçük yaralar açıldı ve yaralar tüm vücutlarına yayıldı. Birçoğu iki hafta içinde öldü; çinko kaplı tabutların içine konarak kalın beton mezarlara gömüldüler.”

Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santrali kazasında Birleşmiş Milletler Atom Radyasyonu Etkileri Bilimsel Komitesine göre 4000–5000 kişi ölmüştü. New York Academy of Sciences’da yayınlanan Rus yazarlar Alexey V. Yablokov, Vassily B. Nesterenko, ve Alexey V. Nesterenko tarafından yazılan bir esere göre ise (Chernobyl: Consequences of the Catastrophe for People and the Environment ) 2004’e kadar uzanan ölümler bir milyona kadar çıktı. Çernobil’den sonra Belarus’ta ortalama yaşam süresi 74’ten 58’e indi. Çernobil kazası nedeniyle 6 bin kişi tiroid kanserine yakalandı. Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya’da çocuklarda görülen tiroid kanseri vakaları 1980’lere oranla 200 kat arttı. Bu felaketten 7 milyondan fazla insan çeşitli şekillerde etkilendi. Çernobil, sembolik açıdan Sovyetler Birliği’nin sonunu getiren bir başlangıçtı.

Aynı takımda iki eski arkadaş, biri teknik direktör diğeri futbolcu, ikiside Çernobil çocuğu…

Dünyaca ünlü fotoğrafçı Guillaume Herbaut, Çernobil kazasından sonra olaydan etkilenen yerlerde bulundu ve açıklamalarının bir bölümünde şöyle diyordu: ”Bir gün Minsk’te ulusal bayram kutlanıyordu. O gün fırtına koptu, çok yağmur yağdı. Yağmur boyunca yüz kişi hayatını kaybetti. Çok saçmaydı bu, bir yağmur nasıl yüz kişinin birden ölümüne neden olabilirdi? Bütün bunlar gerçekten çok tuhaftı, anlayamadığım birtakım şeyler oluyordu ve bunların tamamı Çernobil’den kaynaklanıyordu.” Daha önce Stutgart, Arsenal ve Barcelona formaları giyen ve şuan da Bate Borisov adına mücadele eden Belaruslu yıldız futbolcu Aliaksandr Hleb, 1981 yılında Minsk’te dünyaya geldi. Yağmurların ölüm saçtığı zamanlarda 5 yaşında olan Hleb’in babası Çernobil kazasından sonra yardıma koşan gönüllülerden birisiydi. Hleb, takımının Fenerbahçe ile oynayacağı UEFA Avrupa Ligi 2. tur rövanş maçı için İstanbul’a geldi. Karşılaşma sırasında sosyal medyada dikkatimi Hleb’in çok yaşlı göründüğü ile ilgili laubali bir ileti çekti. Gerçekten de 31 yaşında olan Belaruslu yıldızın dış görüntüsü yaşının oldukça üzerindeydi. O iletiye verilen bir cevap ise okuduğunuz bu yazıyı bana yazdırmaya yetti: ”Dikkat edin, Hleb çernobil çocuğudur.”

Victor Goncharenko, 1977 yılında Belurus’un Khoiniki şehirinde dünyaya geldi. Bate Barisov takımında oynarken 25 yaşında geçirdiği ağır sakatlık sonucunda futbola veda etti. Okulunu bitiren Goncharenko, bir dönem Bate Barisov’da yardımcı antrenörlük yaptı ve şu anda Bate Borisov takımının teknik direktörü. Takımı 2008 yılında Şampiyonlar Ligi’nde Real Madrid karşısında boy gösterirken kendisi 31 yaşındaydı ve bu durum ona Şampiyonlar Ligi tarihinin grup aşamasında görev yapan en genç teknik direktörü ünvanını kazandırdı. Geçtiğimiz Haziran ayında kendisinden sadece 4 yaş küçük olan eski arkadaşı Aliaksandr Hleb’i takımına transfer etti. İki eski dostun kaderleri aslında bu transferden ve tanışmalarından daha öncesinde kesişiyordu. İkisi de Çernobil çocuğuydu ancak Goncharenko, Hleb kadar şanslı değildi. Goncharenko, küçük yaşta babasını Çernobil kazasında kaybetti. Zehirli bulutlar, başarılı teknik direktörün bedenini değil ama yüreğini yakmıştı. O henüz çocukken Çernobil yüzünden babasız kaldı.

Topa vurur gibi vur kansere ‘Petrov’

Başka bir Çernobil çocuğu olan Aston Villa takımının eski oyuncusu, 24 Mart 2012 tarihinde Arsenal-Aston Villa karşılaşması oynanırken bir rahatsızlık hissetti. Bulgar futbolcu buna rağmen oyuna devam etti ve karşılaşmanın sonuna kadar sahada kaldı. Maçtan sonra yapılan kontrollerde doktoru, Petrov’un kan kanseri olduğunu teşhis etti. Bu acı haberden sonra sevenleri, Petrov’a destek için 19 Nisan saat 19.00’da Sofya Ulusal Stadyumu’nda toplandı. 19 dakika süren bu moral organizasyonuna herkes Petrov’un giydiği 19 numaralı formalar ile katıldı. Bu organizasyon nedeniyle çok mutlu olan Petrov,kendisini sevenlerin desteğiyle tekrar yeşil sahalara dönebilmeyi umut ettiğini açıkladı. Bulgaristan Milli Takımı’nın doktoru Illiev ise Bulgar Milli Takımı’nın ve AstonVilla’nın kaptanlığını yapan Petrov’u futboldan ayıran ve canına kastaden kanserin nedenini şöyle açıklıyordu: “Çocukluk dönemlerinden radyoaktif maddelere maruz kalan meyve ve sebzeler yiyen birçok insan kanser oldu. Biz onlara ‘Çernobil çocukları’ adını koyduk. Stiliyan’da bu bölgede doğmuş.”

Koyverdun gittin bizi oy…

Kazım Koyuncu’nun sanatını size anlatmama gerek yok. Şair ceketli çocuk, fiilen yeşil sahalarda değildi ama Türkiye’de tüm tribünlerin yüreğindeydi. Kazım’ın yüreğinde ise derin bir Trabzonspor sevgisi vardı. Bu sevgiyi şöyle açıklıyordu: “Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.” Dünyanın birçok yerinde Çernobil kazasının gerçekleştiği gün olan 26 Nisanda protesto gösterileri ve anma törenleri gerçekleştirilirken, bizim ne zaman kulaklarımıza Kazım Koyuncu’dan bir name düşse aklımıza Çernobil gelir. Kazım’ın memleketi olan Hopa’da, kanser görülme sıklığı ile kanser nedeniyle ölümlerin, Türkiye’nin diğer coğrafi alanlarına göre daha fazla görülmesine rağmen bunu Çernobil ile bağdaştırmak, araştırma ve veri yetersizliği nedeniyle olanaksız. Kazım’ın ailesine göre ise akciğer kanseri adı altında onu ellerinden alan katil Çernobil. Kazım, bir Çernobil çocuğuydu ve aksi ispatlanmadığı sürece bu iddia doğru sayılabilir.

Çernobil çocuklarına selam olsun…

Çernobil, hepimizden bir şeyler götürdü. Kar amacıyla kurulan bir nükleer santral milyarlarca dolar zarar getirdi. Kazadan kaynaklanan sağlık sorunları hala devam ediyor. Nükleer santralin kazadan sonra bile kapatılmayıp 14 yıl daha faliyette kalması kara zihniyetin değişmediğinin açık göstergesi. Politikacılar Çernobil’i aklayadursun biz yazmaya devam edelim. Çernobil çocuklarına selam olsun…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here