ÇATAL VE KAŞIKTAN HEYKELLER “YILMAZ EMEN”

0
797
views
ÇATAL VE KAŞIKTAN HEYKELLER “YILMAZ EMEN” - Yılmaz Emen Kimdir? - Büt Dergisi

Yemek yerken kullandığımız kaşık ve çatallardan heykel yapılabileceğini hiç düşündünüz mü? Açıkçası ben bu zamana kadar hiç düşünmemiştim, ta ki Yılmaz Emen’i tanıyana kadar. Tanıdıktan sonra kendisi ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Gelin şimdi çatal ve kaşıklara farklı bir anlam ve boyut kazandırmayı başaran Emen’in hikâyesine birlikte göz atalım.

Emre Ceylan / emreceylan_91@hotmail.com

Fotoğfarlar: Fatih Yıldırım

Yılmaz Emen 1942 Bursa doğumlu. Meslek hayatına sekiz yaşında başlamış. Şuan 72 yaşında olan Emen 63 yılını zanaat ve sanat ile iç içe geçirmiş.

‘BABAMA OKUMAK İSTEMİYORUM’ DEDİM

Meslek hayatına sekiz yaşında küçük bir çocukken başlamış Emen. İlkokul birinci sınıfı bitirdikten sonra babasına okumak istemediğini, çalışmak istediğini söylemiş. Ekonomik durumları da zaten pek iyi değilmiş. Babası da durumu onayladıktan sonra Yılmaz Emen Kayhan Çarşısı’nda kılıç ve bıçak yapan bir ustanın yanında çıraklık yaparak bu zanaata başlamış.

KAYIP BİR GÖZ…

Uzun yıllar çıraklık yapan Emen hiçbir sanat eğitimi almamasına rağmen yıllar geçtikçe zanaatında ustalaşmış. Üzerinde çeşitli simge ve motifleri barındıran kılıçlar ve kamalar yapmış. Hatta o kadar güzel işler çıkarmış ki özel istek üzerine kılıçlar yaptırılıp devlet başkanlarına takdim edilmiş. Daha sonraları ağır metalden heykeller yapmaya başlayan Emen; çeliği döverek, bükerek, ısıtarak çeşitli heykeller yapmış. Bir yandan kılıç yapımına devam eden Emen, uzun yıllar ağır metal çalışmış. Emen, 2000 yılında ise göz tansiyonu nedeniyle bir gözünü kaybediyor. Ancak buna rağmen çalışmaya devam eden Emen, doktorların ona artık ağır metal çalışmayı yasaklaması üzerine çalışmalarına ara veriyor. Fakat evde boş boş durmanın kendisine göre olmadığını dile getiriyor, Emen.

“BÜTÜN ÇATAL, KAŞIK, BIÇAKLARI ODAMA BIRAKIN”

Adını dünyanın çeşitli ülkelerine duyuruşunun öyküsünü Emen şu sözleri ile anlatıyor: “ Uzun yıllar bıçakçılık ve kılıççılık yaptım. Daha sonraları ağır metal çalışmaya başladım. Zanaat ve sanatın değişik dallarında çalışarak soğuk bakılan metale estetik biçimler vererek birçok eserler yaptım. Ancak 2000 yılında göz tansiyonu nedeniyle sağ gözümü kaybettim. Doktorlar çalışmamı yasakladılar. Bu sefer bunalıma düştüm. Çünkü çalışmadan duramazdım ben. Benim bir şey bulmam lazım. Kimsenin bilmediği, o zamana kadar yapılmayan bir şey. Bir sene kadar ne yapabilirim diye düşündüm. Bir gece evde otururken birden başımda şimşekler çaktı. Hemen hanıma ‘evde ne kadar çatal, bıçak, kaşık varsa odama getirin ve sizde gidin yatın’ dedim. Gecenin sonunda ise kaşıktan çataldan yaptığım heykeller ortaya çıktı. İlk olarak kaşık, çatal ve bıçaklardan 25-30 figürlük bir müzisyen grubu koleksiyonu yaptım”

O zamana kadar elde etmiş olduğu birçok başarı olmasına rağmen, Emen dünya çapında ünlü olmasını sağlayan süreci bu sözleri ile anlatıyor. Emen ünlü oldu. Türkiye ve dünya onu biliyor, diyorum. Peki bunu neden mi diyorum? Merak ediyor musunuz? O zaman hemen söyleyeyim. Emen’in hakkında Türkiye’de yapılmış binlerce haber ve röportaj bulunmakta. Devlet kanalı olan TRT tarafından Emen’in belgeseli yapılmış. Emen dünya basınında yer buldu. Çünkü o zamana kadar yapılmamış bir şeye imza atmıştı Emen. Öncesinde yapmış olduğu kılıçları ile dünya liderleri ile muhatap oldu, tanındı.

Emen’in, “çatal-kaşık”tan olan ilk eserlerini müzisyen figürler oluşturmuş. Daha sonraları Don Kişot koleksiyonunu oluşturmuş. Hatta bu koleksiyonu, Cervantes’in “Don Kişot” adlı eserinin yayınlanmasının 400. yıl dönümünde İspanya’da sergilenmiş.

Dünya çapında kendisine ün getiren bu yolda Emen’in geçtiğimiz günlerde başına gelen ve unutamadığı komikte bir hikâyesi var. Gelin bunu Emen’den dinleyelim: “Geçenlerde bir adam ile karısı buradan geçiyormuş. Kadın almış başını hızlı hızlı önden gidiyor, kocası arkadan. Adam geriden giderken dükkânın önündeki heykeller birden dikkatini çekmiş kaşıktan, çataldan heykeller. Seslenmiş hemen karısına ‘Hanım, hanım dur. Bak çatallardan, kaşıklardan neler yapmışlar gel bak.’ demiş. -Bana arkadaşlar anlatıyor tabi bu olayı. Ben o sırada dükkânın içindeyim.- Kocası çağırınca kadın dönmüş geri gelmiş. Kadın dükkânın önüne gelmiş heykelleri görmüş, kocasına dönüp ‘ Tühhh Allah kahretmesin çatalları, kaşıkları bozmuşlar. Adam Bozmuş çatal kaşıkları ne hale getirmişler’ demiş kocasına. Bizim arkadaşlar tabi başlamışlar gülmeye hepsi. Sonra gelip bana anlattılar. Güldük durduk hep beraber.”

2005 yılında “Devlet Sanatçısı” unvanını alan Emen baktığımız zaman her devrin sanatçısı sayılır. Yukarıda da dile getirdiğim üzere Yılmaz Emen’in yaptığı kılıç çalışmaları Türkiye’de olsun yurt dışında olsun devlet erkânından birçok kişiye hediye edilmiş. Onun bu zamana kadar yapmış olduğu eserlerin hediye edildiği bazı kişiler şöyle: “ 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, eski ABD Başkanı Richard Nixon, eski Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, eski Tunus Cumhurbaşkanı Habib Burgiba, eski Libya Kralı İdris Sunusi, eski Ürdün Kralı Hüseyin.”

YILMAZ EMEN’İN MEKTUP ARKADAŞI ÖLDÜ

Emen’in zanaat ve sanat hayatında onda iz bırakan anılarından birini sizinle paylaşmak istiyorum. Eski Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle Türkiye’yi ziyarete geldiği dönem içerisinde gezi programında Bursa’da yer alıyormuş. Programı öğrenen Bursa Vali’si Emen’i yanına çağırmış ve ‘Bak Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle şehrimize gelecekmiş. Bursa’mızın bıçakçılığı meşhur. Ona bir tane güzel kılıç yap, hediye edelim.’ demiş. Emen o zamanlar 28-29 yaşlarındaymış. Bu teklifi kendisi sevinerek karşılamış. Bütün sanatını, hünerini göstererek başlamış kılıcı yapmaya. Kılıcın üzerine Bursa’nın Yeşil Türbesini, Süleyman Çelebiyi, Hacivat ile Karagözü ve birçok şeyi işlemiş. Birde üzerine ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ yazmış. Türk ve Fransız bayraklarını bir el ile birleştirerek işlemiş. Sonra valiye kılıcı teslim etmiş. Ancak Charles De Gaulle’nin Bursa programı iptal olmuş ve Gaulle Fransa’ya dönmüş. Bunun üzerine vali tekrardan Emen’i yanına çağırmış. Gaulle’nin Bursa gezisinin iptal olduğunu söylemiş, ne yapacaklarını sormuş. Vali, Emen’e bu kılıcı Fransa’ya Paris’te bulunan Elysee (eli’ze) Sarayına gönderelim demiş. 1969 yılında kılıç oraya gönderilirken Emen paketin içine kendi kartını da koymuş. Kılıç Charles De Gaulle’ye ulaştıktan sonra kendisi Emen’e bir teşekkür mektubu atmış ve Emen’i Fransa’ya davet etmiş. Emen bu nazik davete teşrif etmek üzere hazırlıklarına devam ettiği sürede 1970 yılında Charles De Gaulle evinde ölmüş. Bunun üzerine Emen PTT vasıtasıyla Elysee Sarayı’na Gaulle’nin eşine baş sağlığı dilemek için bir telgraf çekmiş. Bu telgrafı çekmeye gittiği sırada gazetecilerde onun peşinden gitmiş ve bu olay üzerine bir gazetede ‘mektup arkadaşı öldü’ diye haber yapılmış.

SON SERGİ…

Yılmaz Emen şuana kadar 91 kişisel sergi açmış. 4 tane de karma sergiye katılmış. Eserleri birçok farklı yerde açılan sergilerde satılmış. Ona göre topluma ulaşmamış sanat, sanat değildir. Yapılan eserlerin birileri tarafından alınarak bir yerlerde yaşaması gerekir. Bu yüzden de ‘Sanat toplum içindir’ diyor.

Uzun bir zamandır sergi açmadığını söyleyen Emen, yeni bir hazırlığının olduğunu dile getirdi. Son bir sergi ile eski yaptığı çalışmaları ve yeni yaptığı çatal-kaşık heykel çalışmalarını bir arada sergileyip, satmayı düşünüyor. Bu son sergisinin ardından ise zanaat ve sanat hayatına son vereceğini söylüyor. Yılmaz Emen son söz olarak şunu diyor: ‘Bugün ölecekmiş gibi ibadet ediyorum. Yarın sergi açacakmış gibi çalışıyorum.’

Yaptığı zanaat ve sanat çalışmaları ile adını dünyaya duyuran Yılmaz Emen’i ve eserlerini görmek isterseniz, Bursa’nın Osmangazi İlçesine bağlı ‘Irgandı Sanat Köprüsü’ne gitmeniz yeterli olacaktır.

Önceki İçerikÇILGINLIKLARINA HALKI DA ORTAK EDEN DİKTATÖR HEİL HİTLER – Foto Galeri
Sonraki İçerikMASKELER
emreceylan_91@hotmail.com'
1991 İstanbul doğumlu. Orta öğrenimini Gazeteciler Cemiyeti İlköğretim okulunda tamamladıktan sonra lise eğitimini Sefaköy Lisesi’nde bitirdi. Üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde okudu. Marmara İletişim Haber Ajansı’nda (MİHA) 1 buçuk yıl muhabirlik yaptı. Yazdığı yazılar ve yaptığı haberler birçok değişik haber sitesinde yayınlandı. Büt Dergisi’nde yazı işleri sorumlusu ve dergide “Yaşamın İçinden” bölümünün yazarı.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here