Büt Dergisi’nin 34.Sayısı Çıktı!

0
266
views

15 Temmuz… Sıradan bir tarih değil. Öyle takvim yaprağından yırtıp attığımız bir kağıt parçası hiç değil. Bu tarih bir milletin destan yazdığı; yurdunu alçaklara uğratmamak için tarihin sayfalarına kanla bastığı mührün adı. Bu tarih sayfalara hem kara leke olarak geçti hem de altın harflerle yazılmış bir destan. Yani kısacası 15 Temmuz; sıradan bir sözcük, sıradan bir tarih veya yan yana gelmiş harfler bütünü değil. Bu milletin hainlere karşı kanla mührünü bastığı destansı bir tarih…

Güne güzel başlamış Türkiye, gecenin getireceğinden habersiz olağanca seyriyle devam ediyordu. Gecenin karanlığı milletin üzerine kan tüküreceğini elbette kimse bilemedi. Buna herkes dahil. Güneşle uyanıp kanla uyumak ya da uyumamak demek daha doğru bir tabir olacak. Nasıl oldu veya nereden geldi bu bela başımıza tartışmasını bir kenara bırakacak olursak; Türkiye, 15 Temmuz’da “FETÖ” denen terör örgütünün kanlı eylemine sahne oldu. Bu kanlı eylem öyle büyüktü ki; tanklar insanları ezdi, uçaklar halkın üstüne bomba yağdırdı, milletin Meclisini yani milletin kalbini bombaladı, taş üstünde taş bırakmadı. Her şey ilk başta onların istediği gibi oldu. Bombalar istedikleri yere düştü, tanklar istedikleri gibi insanları ezdi, silahları istedikleri gibi adam öldürdü. Ama hesaba katmadıkları çok açık bir şey vardı ki o da bu milletin buna daha fazla müsaade edemeyeceği gerçeğiydi. Onlar silahlarından kan kustururken; millet, korkmadan silahsız ve savunmasız bir şekilde onlara meydan okudu. Onlar bombalar yağdırırken, bu asil millet onlarla adeta alay ederek “Bizi yıkamazsınız, yıldıramazsınız” dedi. Onlar bu milleti susturup kana boğacaklarını hesaplarken, halk onları cesaret silahlarıyla geri püskürttü. Onlar yıllarca aldıkları eğitimlerle tankları insanları ezmek için kullanırken, bu halk 5 dakikada tank sürmeyi öğrenerek onları saf dışı bıraktı. Havada ise insanlara korku salmak için f-16 uçururken, bu halk f-16’nın üzerine atlayıp durdurmak istedi. Bunun adı tam olarak korkusuzluk. O an hiç aklından çıkarmadığı Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’ndaki dizelerini bir kez daha hatırladı ve bu dizeleri bizzat yaşayarak; “ Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın…” Bunun başka bir açıklaması elbette yok…

Savunmasız onca insan FETÖ terör eyleminde şehit oldu. 241 can toprağa verildi. 241 beden ebediyete gitti. Hepsinin bu vatan savunmasında büyük rolü var. Hepsi ayrı ayrı kahraman; üniversitelerde araştırılacak tez konusu ve okullarda okutulacak ders konusu. Ne kadar da yazılıp çizilse yaptıkları hiçbir zaman hak ettiği değeri bulamayacak. Çünkü hiçbir harf topluluğu bu kahramanları en iyi şekilde anlatamayacak. Bile bile ölümüne gitmek nasıl olur da anlatılabilir ki? Ve ayrıca bu hainliği de hiçbir cümle doğru bir şekilde aktaramayacak. Arkadaş gördüğün, yıllarca ekmeğini böldüğün insanın; gözünü kırpmadan seni vuracağını nasıl düşünebilirdi ki? Ülke düşmanından bile bu kadar büyük görmediği hainliği, kendi ekmeği ile beslediği insanından ve kendi parasıyla alınan silahından gördü. Bu büyük bir acı!

Bu vatan onlara minnettar! Bu vatan size çok şey borçlu! Sizleri unutursak kalbimiz kurusun! Selam olsun size 15 Temmuz şehitleri…

TELEFONUNUZDAN DERGİYİ ONLİNE OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYIN

Önceki İçerikBir İmparatorluğun Hikayesi
Sonraki İçerikSevilmekten Çok Anlaşılmayı Bekleyen Bir Yazar; George Orwell
1991'de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bilişim Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini alıyor. Dergiye yazılarıyla ve Foto-Haber kategorisinde fotoğraf çekimleriyle katkı da bulunuyor. Ve Büt Dergisi'nde editörlük ve sayfa tasarımlarını yapıyor...
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here