Büt Dergisi’nin 31.sayısı yayında!

0
158
views

Yeni bir sayı ile yeniden merhaba. Bu ay editör yazımda sizlere böyle bir derleme yapmayı uygun buldum.

***

Dilimizdeki “Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.” sözünün aslı muhtemelen “Ane gibi yar; Bağdat gibi diyar olmaz.” şeklindedir. Çünkü sözün aslındaki Ane kelimesi, Bağdat yakınlarındaki sarp bir uçurumun kuşattığı dik bir geçidin adıdır. Bağdat gibi (güzel) şehir, Ane gibi de (sarp, ama manzaralı) yar (uçurum) olmaz, demeye gelir. Ancak siz Bağdat’ın Osmanlı Türk’ü için önemine bakınız ki oradaki Ane’yi anne yapıvermiş. Tıpkı “Yanlış hesap Bağdat’tan döner.” sözüyle Bağdat’ın eskiden beri bir ilim merkezi olduğunun altının çizilmesi gibi.
* İskender Pala / İki Dirhem Bir Çekirdek

***

Evliya Çelebi’nin anlattığına göre (c. III, s. 31)Miloş isimli Sırp, Kosova sahrasında Murad Hüdavendigar’ın elini öpme bahanesiyle yakınına gelip hançeriyle onu şehit ettikten sonra Osmanlı hükümdarlarının hiçbir yabancıya el öptürmemeleri bir protokol kaidesi olmuş ve gerek elçiler, gerekse diğer yabancı devlet büyükleri padişahın ancak eteğini öpmekle yetinmişlerdir. Sembolik olarak padişahın kaftanının ucunu dudaklarına değdiren bir kişi onun elini öpmüş kabul edilir ve böylece emniyet tedbiri de alınmış olurdu.

Etek öpmek adetinin mazisi Osmanlı’dan çok eski zamanlara dayanır ve köleler ile cariyeler, efendilerinin yahut diğer asilzadelerin bedenlerine dokunamaz, ancak eteklerini (elbisenin belden aşağı kısmı) öperek tazim gösterirlermiş. Osmanlı’nın bu uygulamayı, Sırplara karşı bir protokol kaidesi olarak başlatması bize oldukça manidar göründü.
Şimdiki “etek öpmek” deyimi bu geleneğin hatırasını taşır ve mecazen tabasbus, yaltaklanma anlamında kullanılır. * İskender Pala/ Ayine

***

İsa’dan çok önce yaşamış Anadolulu bir Yunan filozofunun güzel bir sözü var. Diyor ki, “Bir milletin türkülerini yapanlar, kanunlarını yapanlardan daha güçlüdür.” Türküler yalnız ve yalnız onlara şiddetle vuran, altüst eden olaylar üstüne çıkarılır. Bir harp olur, seferberlik gibi, yani Birinci Dünya Savaşı gibi. Binlerce genç Sarıkamış’ın karında donar kalır. Bir evden Sarıkamış’a beş kardeş gider, beş̧i de gelmez.

Seferberlikte asker kırılır, kırılır, artık çocukları, on altı doğumluları almaya başlarlar. Bunlar küçücük çocuklar, asker olacak çağda değiller. Bu çocuk kurasına halk, “Vay anam!” kurası der. Ve en belalı, ağlatıcı türküsünü de onlar üstüne çıkarır. Harbi, Sarıkamış’ı yerin dibine batırır çıkarır. *Yaşar Kemal/ Baldaki Tuz

***

Günlerden cuma. Mektep tatil. Süleymaniye’de Kirazlı Mescit sokağında oturuyoruz. Ben on yedi yaşlarındayım. Münir Paşa Konağı’nın çam ağacını hatırlıyorum. Lisenin bahçesindeki büyük çam ağacı bir yangında yanmış olabilir. Münir Paşa Konağı’nın yağlı boya tavanları çoktan duman ve kül olmuştur. Tahtakuruları da yanmıştır. Yatağım, yorganım, gözyaşım yanmıştır. Havuzlar yanmıştır. Yapraklarını kışın dökmeyen ağaçlar yanmıştır. Anılar, anılar yanmıştır. Yanmış oğlu yanmıştır. Beni bugüne getiren kitaplar yanmıştır. Ben de koyun postu taklidi bir kürk bulup pardösüme diktirmeliyim. Günlerden pazartesi. Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı. Yine İstanbul çirkin. İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel de- ğil. Başka günler de Köprüsü balgamlıdır… Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek. *Sait Faik Abasıyanık/Alemdağ’da Bir Yılan Var

***

Bu sayımızdan itibaren Haluk Şahin aramıza yeni bir ses olarak katıldı. Bundan sonra tefrika köşesinde yerini alarak, sizlere yazılarını sunacak. Biz kendisini tanıdığımıza memnun olduk, umarız sizlerde memnun olursunuz…

Keyifli okumalar…

TELEFONUNUZDAN DERGİYİ ONLİNE OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYIN

Önceki İçerikSahaflarda Bir Kitap; Uçurtma Avcısı
Sonraki İçerikEksik Parçalı Bir Büyük Puzzle Hayatımız

1991’de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bilişim Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini alıyor.

Dergiye yazılarıyla ve Foto-Haber kategorisinde fotoğraf çekimleriyle katkı da bulunuyor. Ve Büt Dergisi’nde editörlük ve sayfa tasarımlarını yapıyor…

TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here