Büt Dergisi’nin 30.sayısı yayında!

0
251
views

Hani insan o kadar çok şey anlatmak ister de kelime bulamaz ya şu yazının başında o haldeyim. Nereden nasıl başlasam diye saatlerdir düşünüyorum. Etrafıma bakınıyorum sonra karar veriyorum. Bilgisayarımı açıyorum ki zaten hep açık sadece ekran kararmış, wordde o temiz sayfayı ön plana çıkarıyorum ama yine sonuç hüsran, tek kelime yok. Tekrar dakikalarca ekrana bakıyorum ve tekrar bir şeyler yazamamanın sıkıntısıyla kalkıyorum. Bu sefer yatarsam kendime gelirim düşüncesiyle boylu boyunca kendimi yatağa atıyorum. Tabi bilgisayarım hala açık. Sağa dönüyorum gözlerimi kapıyorum yönümü yadırgayarak sola dönüyorum, sola dönüp gözlerimi kapıyorum yine uyku yok. En iyisi her zaman yaptığım gibi bir film açıp uyurum düşüncesiyle film sitelerinden bir film seçiyor ve oynat tuşuna basarak tekrar uzanıyorum. Konu güzel, filmin akışı güzel diye hatırlıyorum çünkü bu sefer yarı ölü halime bürünerek dünyayla ilişkimi kesiyorum. Sanırım bir saat geçtikten sonra yine dünyayla irtibatımı kurmak için gözlerimi açıyorum. Biraz zaman geçtikten sonra tekrar bilgisayar başında, editör yazımda nelerden bahsedeceğimi düşünmeye başlıyorum. Yaklaşık 6-7 saattir bu düşünceyle savaşıyorum. Cümle kuruyorum, beğenmeyip siliyorum. Konu bulup giriş yapıyorum, bunu da beğenmeyip siliyorum. Ama yazmalıyım…

Birden cümleler kendi kendine dökülüyor ve bunları size anlatmakta buluyorum kendimi. Çok zor şey şu duyguları yazıya dökmek ya da çok fazla duygudan birini seçip aktarmak. Aslında bu durumu çok fazla yaşamam ama nedense böyle bir durumda kendimi buldum. Ne demeli, ne anlatmalı sizlere. Neyden dem vurmalı neyden şikayet etmeliyim. Aklımda çok fazla şey var belki ama şu anda hiçbir şey yok. Her şey var ama hiçbir şey yok. Karmaşada yok olmuş. Kendimle olan savaşımı kazanıp galip çıkmalıyım. Çünkü sayfam boş kalmamalı. Onca verilmiş emek gün yüzüne çıkmalı. Bir giriş okutmalı sizlere. Misafiri buyur etmeliyim. Dediğim gibi yazmalıyım…

Bir yardım çığlığı atmalıydım belki. Attım da. İşin aksi tarafı son zamanlarda kendimi dinlemekten alıkoyamadığım Tunuslu şarkıcı Emel Mathlouthi’nin Malkit şarkısı da bana yardımcı olmuyor, olamıyor. Halbuki sevdiğim sesleri dinlerken ilham alır onun verdiği destekle yazarım ama bu sefer o da yetersiz kaldı. Kafamda ve dünyada onca akan şeyden kendime bir baraj kurup yolunu kesemiyorum. Gidiyorlar. Belki bana bakmıyorlar ama ben bana bakarak gittiklerini hissediyorum. Bu arada Emel sürekli çalıyor. O bitiyor ben başlatıyorum, o bitiyor ben tekrar başlatıyorum ve bitiyor ben yine başlatıyorum…

Başta da dediğim gibi çok şey anlatmak istiyorum ama anlatacak kelime bulamıyorum. Çok şey söylemek istiyorum ama cümle kuramıyorum. Çok fazla bağırmak istiyorum ama buna nefes yetiremiyorum. Çok fazla kaçmak istiyorum ama kaçış yolu bulamıyorum. Çok fazla yok olmak istiyorum ama beni bulamıyorum…

Sağlıcakla kalın…

TELEFONUNUZDAN DERGİYİ ONLİNE OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYIN

Önceki İçerikBazı hikâyeler sadece aşk kokar
Sonraki İçerikRedd’in Yeni Albümünün Çıkış Şarkısı: Aşk Virüsü
1991'de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bilişim Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini alıyor. Dergiye yazılarıyla ve Foto-Haber kategorisinde fotoğraf çekimleriyle katkı da bulunuyor. Ve Büt Dergisi'nde editörlük ve sayfa tasarımlarını yapıyor...
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here