Büt Dergisi’nin 22.sayısı yayında

0
283
views

Merhaba sayın okuyucu, 22. sayımızla yine karşınızdayız. Bizi sabırla beklediğiniz için teşekkür ederiz.

Editor yazısı…

İstanbul’da Kar

Evet yine beklendik misafiriniz olarak evinizin, cebinizin, hayatınızın ve zamanınızın en ücra köşesinde bize ayırdığınız yere bu ayda geldik: Merhaba.

Bu ay çok kısa da olsa İstanbullunun karla tanışmasına değineceğim, daha doğrusu benim karda gördüklerime… Gerçi Türkiye olarak çok fazla kar ile boğuştuk ama İstanbul’da az yağan kar çok fazla sorun yaşattı. Ben bu sorunlardan ziyade evden dışarı çıktığımda karşılaştığım sokakta oynayan çocuklardan dem vuracağım. Hala çocuk sayılacak yaşta olmama rağmen (en azından ben öyle sayıyorum çünkü hala içimdeki çocuk ölmemiş durumda! Yaşasınnnn) bana bile “Ahhhhh nerde o eski çocukluk” dedirtti.

İstanbul’da yağmur yağsa bile trafiğin kilit olduğu bir şehir olduğunu düşünürsek kar yağdığında okulların tatil olmasına hayatın felç olmasına pek fazla şaşmamamız gerekiyor. İşe giderken keşke iş de tatil olsa demedim değil hani. Evden çıktım işime gücüme giderken bizim sokakta çocukların leğenin üzerinde kayması -ki baya büyük lükstü benim çocukluğumda-, leğen bulamayanların poşet üzerinde kaymasını görünce önce bir şok yaşadım, daha sonra “vay bee” dedim kendi kendime. Diyoruz ya nerede eski çocukluk. Biz sokaktan çıkmazdık şimdiki çocuklar evde bilgisayar başından kalkmıyor. Bizim zamanımızda böyle miydi? İşte o gördüğüm manzara bana biraz umut verdi. Demek ki bizim zamanımızdaki çocukluk hala bitmemiş.

Evden çıktıktan sonra gördüğüm manzara aynen şöyle: Çocuklar karda yokuştan aşağı kayıyorlar. Öyle hunharca karda kayıyordular ki bir kaç kere duran kamyonetin altına girdiklerine bile şahit oldum. Hatta abartmıyorum kamyonetin tamponunu bile kırdılar. Hemen fotoğraf makinemi çıkarıp oradan bir kaç kare almayı ihmal etmedim. Sonra otobüs durağına giderken başka bir sokakta bir baba iki kız çocuğunu almış, o da leğenin üzerinde karın keyfini çıkarıyor. Öyle güzel eğleniyorlardı ki onlardan da bir kaç kare yakaladım. Benim fotoğraf çektiğimi gören baba hemen bana “dur şuradan kızlarımla hep beraber aşağı ineceğiz çek bizi”dedi. Bu ricayı da kırmadan dedikleri gibi yaptım. Sonra tam yoluma devam ederken 3 ufaklık yanıma gelip abi bizi de çeksene dediler. Onlarında isteğini geri çevirmeden bir kaç kare aldım. Tabi ben sokaktaki bu manzaralarla karşılaşınca içim içim mutlu oluyor, kendimle konuşuyorum. Bir nevi delilik travması geçiriyorum. Hatta utanmasam hepsini tek tek öpüp aferin diyeceğim. O sokaktan da geçip yoluma devam ediyorum. İşe gitmek gerek ne de olsa.

Başka bir sokaktan yukarı çıkarken benim önlerinde saygıyla eğilmekten gocunmayacağım kartonculardan biriyle karşılaşıyorum. O karda soğuğa aldırmadan yokuştan aşağı arkasında el arabasıyla aşağı iniyor. Belli, çok fazla üşümüş ama o ekmeğini sokaklardan çöplerden çıkarmaya devam ediyor. O manzarayla karşılaşınca fotoğraf çekmeye yeltendim ama içimde bilmediğim bir ses engel oldu bana. O kareyi çekmedim. Sadece baktım ve içimden “Helal olsun” deyip yoluma devam ettim.

Ve artık durağa yaklaşıyorum. Son sokak manzaram ailesiyle sokakta karın keyfini çıkaran başka bir baba. Çocuklar keyifli keyifli arkadaşlarıyla kar topu oynayarak eğleniyorlar. Baba ve anne telefonlarıyla fotoğraf çekme telaşında…

Bu güzelim manzaralar bende nostaljik film etkisi yarattı. Sizleri bilemiyorum, anlattıklarım belki çok sıradan bir şey olabilir ama ben bu gördüklerimden keyif aldım. İstanbul’un her semtinde hatta çoğu semtinde böyle manzaralarla karşılaşmak bence imkansız. Taşını toprağını altın bilip beton yığınıyla donatılması hem kültürümüzü hem de çocukluğumuzu elimizden almaya devam ediyor. Yani anlayacağınız okuyucu bir duygu patlaması yaşattı bana bu manzaralar. Umarım bu manzaralar her daim var olur, her daim canlı kalır. Umarım bu manzaralar İstanbul’un ve hatta Türkiye’nin her yanında olmaya devam eder. Yaşasın karda kaymak!!!

Önceki İçerikYeşilçam’ın Unutulmaz Kareleri
Sonraki İçerikIşın Karaca’dan Türk Sanat Müziği albümü

1991’de doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bilişim Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini alıyor.

Dergiye yazılarıyla ve Foto-Haber kategorisinde fotoğraf çekimleriyle katkı da bulunuyor. Ve Büt Dergisi’nde editörlük ve sayfa tasarımlarını yapıyor…

TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here