BİZİ RAHATSIZ ETMEYE GELEN SOSYOLOG DR. ALİ ŞERİATİ

0
128
views
Dr.Ali Şeriati - Büt Dergisi

“Ey özgürlük!

Ben zulümden bıkkınım, esaretten bıkkınım. Zincirden bıkmışım, zindandan bıkmışım, hükümetten bıkmışım. Zorunluluktan nefret ediyorum. Seni tutsak yapmak ve bağlamak isteyen her şeyden ve herkesten bıkkınım.

Hayatım, senin içindir. Gençliğim senin içindir. Varlığım senin içindir.
Ey özgürlük! Kutlu özgürlük!
Seni tahta oturtmak istiyorum.
Ya sen beni çağır,
Ya ben seni yanıma çağırayım!
Ey özgürlük! Kırık kanatlı güzel kuşum!
Keşke seni vahşet bekçilerinden, duvarları, sınırları, kaleleri ve zindanları yapanlardan kurtarabilseydim. Keşke kafesini kırıp seni sabahın temiz bulutsuz ve tozsuz havasında uçurabilseydim.
Fakat…
Benim de ellerimi kırmışlar, dilimi kesmişler. Ayaklarıma zincir vurmuşlar ve gözlerimi bağlamışlar”

Kübra Efe / kubrefe@gmail.com

Ali Şeriati geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran bir yazar olmasına rağmen bugün bile onu okumaya ihtiyaç duyuyor, onun kitaplarını okuyunca birçok soruya cevap bulabiliyorum. Belki de onu diğerlerinden farklı kılan en önemli özellik budur. Okudukça yalnızlık duygum yok oluyor ve güçlü olduğumu hissediyorum. Bu yazıda İranlı sosyolog Ali Şeriati’yi anlatmaya çalışacağım.

Ali Şeriati 1933 yılında İran’da doğdu. Lisans eğitimini İran’da bitirdikten sonra Paris Üniversitesi’nde edebiyat alanında doktora yaptı. Doktorası bitip İran’a döndüğünde devleti yıkmak suçundan hapse atılmıştır. 1965 yılında Meşhed Üniversitesi’nde eğitim vermeye başlamıştır. Şeriati, toplumun her kesimden öğrencileri etkilemiştir. Etki alanının artmasıyla devlet güvenlik ötgütü SAVAK (İran istihbarat teşkilatı) tarafından şehit edilmiştir.

Şeriati’nin ilgi alanlarını kısmen de olsa şöyle açıklayabiliriz; eşitlik, özgürlük, sınıfsal yapı, kapitalizm eleştirisi, bilim ve sanat alanında özgürlük, konfor ve rehavet, Müslümanlık ve şuur. Ali Şeriati Türkiye’de etki gücü fazla olan bir yazardır. Bunun nedenlerinden birisi de İslam Kültürü ve Geleneği içinde yetişmiş olmakla birlikte Batı kültürü ve düşüncesinden de yararlanarak yeni aktif bir dil kullanmasıdır. Ezber bozan bir calışma yöntemine sahiptir. Batı’yı da dini de çok iyi biliyor ve din üzerinden bir batı eleştirisi yapıyordu. Bizlere çok önemli mesajlar veren bir sosyolog olan Şeriati’yi bir gruba dahil etmek pek mümkün değildir. Farklı bir geleneği vardır; tarihi yüceltmez, şanlı tarih aramaz, tarihin getirdiği yüklerle de derdi yoktur. Tarihin merkezine ezilenleri koyar. Vurgu yaptığı konu bilinçtir. Onun derdi Müslüman dünyası, ezilenler, fil dişi kulelerinde yaşadığını söylediği aydın ve sosyologlardır. Marks’la, İslamcılarla, ulema ile problemlidir. Dostsuz ve yalnızdır. Şeriati kitaplarında bizlere İslam dinini çağdaş dünyaya ait bir dille yeniden anlama ve anlatma sorumluluğu yüklüyor. Batı karşışında komplekse girmenin yanlışlığından söz edip bununla nasıl başa çıkacağımızın yollarını gösteriyor.

“Kendini devrimci yetistirmek ” kitabında detaylı olarak ele aldığı genç kuşak için sorun olarak gördüğü bazı konular; düşünce fakirliği, kitap, çevre ve ortam fakirliğidir. Bu konuyu kitabında şöyle açıklamış Şeriati: “Ruhunu kaybetmiş bir genç, emperyalizmin tuzağına düşüyor. Ciddi, değerli ve kendini bilen sorumlu bir tip olan diğer genç ise bize yabancı olan ideolojilerin kucağına düşüyor.” Günümüze baktığımız zamanda bunun örneğini sıkça görmekteyiz. Bu soruna da cözüm olarak şunları sunmaktadır: “Ne yapmak veya ne yapmamak sorusundan daha önemli olan nasıl kalmak sorusudur. Kapitalizm karşıtı bir yön bulamayan her din, her ideoloji her İslam, her Şiilik yenilgiye mahkumdur. Bunların geleceği yoktur. Bu şekilde artık sermayedarlığın ve çekişmenin nereye eriştiği malumdur. Çünkü bu Ali’nin İslami değildir”der Şeriati. 3 temel kavramın aşk, irfan ve özgürlük olduğunu bunlar olmadığında da kapitalizmin hakim olduğunun vurgusu yapmaktadır. Malesef ki bizler özgürlük isteyip kapitalizmin esiri olduk. Artık yaşam, adalet ve özgürlüğü kapitalizmin elinden kurtarmamız gerekiyor. Bunun içinde slogansı şeylere değilde bir mayaya, kültüre, tarihi gerçekliğe ve de sağlam temelli ruha ihtiyacımız vardır, Bunun da İslam’da Muhammed’in ailesinde Ali’de bulduğunu söylüyor Şeriati. Ben bu konuda Şeriati’ye katılanlardanım. Bati karşısında, Marksı okuduğumuzda komplekse girmemek için İslamın bu yönünü cok iyi kavramamız gerektiğini düşünüyorum. ‘Kapitalizm geldi, İslam bozuldu’diye düşünmek yerine İslam’ın buna çözümler üzerinde durmayı denersek bazı şeyler kafamızda daha netlesir. Kendini devrimci yetiştirmek kitabı bu açıdan bizlere yardımcı olacaktır.

Ali Şeriati, ‘İnsanın dört zindanı’ kitabında insanı tanımlarken şöyle der: “İnsanın üç özelliği vardır: İlk olarak bilinçli varlıktır. İkinci olarak seçme yeteneği vardır. Üçüncü olarak yaratıcı özeliği vardır.” Yani bu üç özellik bahsettiğimiz özgür insanın benliğinde varolan özelliklerdir. Fakat “insan olma” olgusu bu üç özelliğin taşınması ile bitmiyor. Her üç özelliğinde farkındalığı önemli olandır. Bu üç özelliğide şu şekilde açıklamaktadır. Descartes’in “Düşünüyorum öyleyse varim”ına karşı “duyumsuyorum öyleyse varım”ı söyler Şeriati. Bunların temeline de Camus’un “Başkaldırıyorum öyleyse varım” felsefesini koymaktadır. İnsanın 4 zindanı olarak Doğacılık , Sosyalizm, Tarihçilik ve 4. Olarak da insanın kendisi olduğunu söyler. Buna cevaben “İnsan esiri olduğu doğa zindanından bilim, üretim ile kurtulabilir. İnsan esiri olduğu tarih zindanından öğrenerek kurtulabilir. İnsan esiri olduğu sosyalizm zindanından red, seçim ile kurtulabilir. Ancak bu zindanın bir dördüncüsü vardır ki, ondan kurtulmak en zorudur. O dördüncü zindan “kendi’miz-nefsimizdir. Bu zindandan kurtuluşun tek yolu aşktır. Hesapçı ve oportünist akıldan çok yüce bir duygu olan bu aşk, son zindanın tek anahtarıdır. İnsanın kendinden bir parça olan nefs zindanından kurtulmasının yolu kendi içsel devrimiyle mümkündür. ” tezini savunur. Şeriati’nin aydın tanımlaması da bizler için çok önemlidir. Bir şeyi inkar etmekle sorun hallolmuyor ve değerli olanın bilmekle olacağını, aydını aydın olmayandan ayıran da bu olacağını söylüyor. “Eğer aydın isen, sosyolog da olmak zorundasın ve toplumunu tanımalısın. Reddettim, kabul etmiyorum gibi laflar seni kör ve cahil olmaktan kurtarmaz.” Bu analiz çok önemli ve günümüz Türk aydınında eksik olan bir özelliktir.

Türkiye Şeriatiyi 80’li yıllarda özellikle dönemin ruhuna uygun kitaplarıyla tanıdı. Ancak şimdi de gündeme gelen ve ağırlık kazanan özgürlük adalet tartışmaları Şeriati’yi tekrar gün yüzüne çıkardı. Kuşkusuz Şeriati döneminin aydını olmak dışında günümüz içinde önemli biridir. Bu yüzden Ali Şeriati’yi yeniden okumaya ve anlama ihtiyacımız var. Batı karşısında komplekse giren kapitalizmle mücadeleyi sadece Batı’ya özgü zannedenlere güç ve iktidarı ele geçirip diğerlerini unutan kapitalizme abdest aldıran Müslümanlara Ali Şeriati okumayı tavsiye ediyorum. Belki öze dönüş bu şekilde mümkün olur.

Önceki İçerikKRALIN GÜZELLER GÜZELİ EŞİ NEFERTARİ
Sonraki İçerikKAĞIDIN ÖLÜMÜ
Büt Dergisi Aylık Onlin Kültür-Sanat Dergisi. Spor, Tarih, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Genel Kültür ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir dergi... haber ve önerilerinizi info@butdergisi.com adresine yollayabilirsiniz.
TEILEN