BİR DE “MADAM MAO OLMAK” VAR

0
489
views
MADAM MAO OLMAK Kitap özeti - Büt Dergisi

Tüm dünyanın adından bahsettiği, Çin’in sesi olan bir kişilik Mao Zedong. Komünizm adına birçok işler yapan çok kişiyi karşısına alan bir lider. Dünyanın adından bahsettiği bu liderin eşi olmak nasıl bir şey ya da diğer bir deyişle “Madam MAO Olmak” nasıl bir şey? Bu makamı kaldırabilir mi her kadın?

Handan Aşık / handan.ist@hotmail.com

Sıra dışı bir yaşam sıra dışı bir kadın. Tüm kadınlar ilk bakışta belki aynıydı fakat o aynaya baktığında her zaman farklı bir kadın görmüştü. O tavuk kümesinde bir tavus kuşuydu. Bu ay sizlere Anchee Min’in kaleminden “MADAM MAO OLMAK” adlı kitabı tanıtacağım. Kitap Neşfa Dereli tarafından Türkçeleştirilmiş ve 2005 yılında Everest Yayınları’ndan çıkmıştır. Lider bir kocanın sönük kalmış fakat içinde onlarca volkan patlayan bir eşiydi Madam Zedong. Zorluklarla örülü bir yaşamın, sefalet eşiğindeki Çin’in açlığın ve sefaletin resmedildiği bir zaman diliminde var olma mücadelesini çocuk yaşta kazanmış bir kadındı o.

Nilüfer Ayaklı…

İlk baş kaldırışı annesine olmuştu. Nilüfer ayaklara sahip olursa daha iyi bir geleceği olacağına inanıyordu annesi. Daha güzel bir kadın olacak ve annesi gibi sefil bir yaşam sürmeyecekti. Ayaklarının acısına dayanamadığı bir gün söküp attı o sargıları nasıl olsa sanatçı olacaktı ve iyi bir kariyer onu bekliyordu. Daha çocuk yaşta inandığı şey bu olmuştu. Babasının şiddetini, annesinin acizliğini görmüş bu tablodan nefret etmişti. Kadının ne kadar değersiz olduğunu ilerleyen yıllarda daha iyi görecekti.

Hayat onun için çok erken başlamıştı. Çocuk yaşta annesinin kaçtığını öğrenmiş, büyük babası ile yaşamaya başlamıştı. Büyük babasının onda farklı bir şeyler sezdiğini biliyordu. Sesi güzeldi, akıllıydı ve hırslıydı. Operalar ve tiyatrolar en büyük tutkusu olmuş, izlediği her sahneyi ezberlemeye başlamıştı. Yaşı on beşi geçtikten sonra hedeflerine ulaşmak için evden kaçmaya, uzak şehirlere seyahat etmeye başladı. Yoksuldu, tutunacak dalı kalmadığında evine geri dönüyor sonra habersizce tekrar kaçıyordu. Herhangi bir oyunda oynayabilmek için kapı kapı dolaşıyor, yetenekli olduğunu duyuyor fakat iş bulamıyordu.

“Sert rüzgârlarla sarsılsam da, umut etmekten asla vazgeçmedim. İşte bu benim en büyük erdemimdir. Kimileri geldiğim noktanın biraz tesadüfî olduğunu söylüyor. Hayır. Tesadüfî değildi. Ben kendi fırsatlarımı kendim yarattım. Tek bildiğim şuydu; eğer gemiye binmek istiyorsanız, nehre yakın durmanız gerekir.” diyordu yükselişinin tesadüfî olduğunu düşünenlere. Ona rol verilmemiş olsa bile sahnenin arkasında bekler oyunu izleyip ezberlemeye çalışırdı. O oyunlardan birinde başrol oyuncusunun hastalanması Madam Mao’nun hayatını değiştirdi. Başrolü o oynadı ve çok beğenildi.

İlk Koca ve İlk Aşk

Mao Zedong’la kaderi buluşmadan önce birçok evlilik ve erkek gelip geçti hayatından ama içlerinden en çok Yu Qiwei yaraladı kalbini. İlk kocası ve ilk aşkıydı o. Ömrünün sonuna kadar da bu adamı hep merak etti ve bu adam uzun zaman sonra Mao Zedong’un genel sekreteri olacaktı.

Doğduğunda ona Yunhe adını vermişlerdi. Genç kız olduktan sonra kendisine daha havalı bir isim olan Lan Ping (yeşil elma) adını verdi ve son olarak da kocası Mao Zedong’un koyduğu Jiang Quing adını kullandı. İsimlerin yaşamları üzerinde etkileri olduğuna inanıyorlardı.

Komünizmle Tanışma…

Komünizmle tanışması da ilk eşi Yu Qiwei sayesinde oldu. Yu Qiwei örgütte ciddi görevler alan zeki, yetenekli, bilgili bir gençti. Onun komünizme olan aşkı Lan Ping’i de etkilemişti. (Madam Mao’nun o sıralarda ki adı buydu) Eşi gibi kendisi de örgüt için çalışmaya sıkı bir komünist olma yolunda ilerlemeye başladı taa ki eşi yakalanıp hapsedilene kadar. Lan Ping için yalnızlık dolu kara günler tekrar başladı. Eşinin yokluğu sonsuz acı verirken hayatta kalma mücadelesiyle çalmadığı kapı kalmadı. Eşinin hayatından umudu kesmesi söylendi. Gücü ve parası olmayan kadın, acizliği tüm ruhunda hissediyordu. Daha 18 yaşındaydı.

Kocasının ardından tanıştığı bir erkekle yaşamaya başladı. Bir akşam kapı çalındı ve karşısında eşi Yu Qiwei’yi gördü. Ona döndüğünü söylüyordu fakat Lan Ping sevinememişti bile. Kocası evdeki erkeği gördü. O gün Lan Ping ve Yu Qiwei’nin ilşkisi sonsuza dek bitmişti. Kocası aldatıldığını düşünüyordu Lan Ping ise onun öldüğünü sanıyordu. Kocasının peşinden çok gidecek çok yalvaracaktı fakat sonuç hiç değişmeyecekti çünkü Yu Qiwei evlenmişti.

Lan Ping Tutuklanıyor

Lan Ping aynı şehirde yokluk ve imkânsızlıklar yüzünden uzun süre kalamıyordu tekrar seyahat etmeye ve yeni tanıdıklar aramaya başladı. Komünizme hizmet etmekten tutuklandı. İkna ve rol kabiliyeti sayesinde kurtuldu fakat komünizmden vazgeçtiğine dair anlaşma imzalayarak.

Hayatının rolünü arayıp durdu, sonunda onu buldu ünü yayılmaya başladı ama onun hayattaki en önemli rolü Mao Zedong’un karısı olmaktı. Mao, onu bir opera sahnesinde görüp beğenmişti. Lan Ping’in istediği de o sıralarda herkesin yücelttiği bu kahraman adamla tanışmaktı.

Mao Zedong’a yakın olmak adına onun saklandığı bölgeye savaşmak için gitmişti. Asıl amacı komünizm gibi görünse de o hep Mao’ya yakın olmak istiyordu. Fark edilmesini sağladıktan sonra bir süre sonra Mao’nun sevgilisi oldu o sıralarda Mao’nun evli olmasına rağmen. Uzun süren bu ilişki Lan Ping’de üzüntü yaratmaya başladı. Sevgili olmak değil karısı olmak istiyordu bu adamın. Mao’nun boşanması olumsuz hava yaratmış olsa da bir şartla evliliğe razı oldu politbüro… Lanp Ping’in komünizmden ve yönetimden uzak duracaktı. Bu yasak uzun yıllar yüreğinde acı hissetmesine ve onun değersizleşmesine neden oldu. Mao Zedong güçlü bir lider haline geldikten sonra karısıyla hiçbir ilişkisi kalmamıştı çünkü onlarca metresi vardı.

Mao Zedong Zalimin Tekiydi

Uzun yıllar sonra siyaset sahnesine çıkması için fırsat doğdu. Bu fırsatı ona Mao sunmuştu. Unutulmuşluğuna olan öfkesini tiyatro oyunlarına, sinema filmlerine, operalara, gençleri ayaklandırmak için yapacağı çalışmalara yöneltmişti. Çok uzun süre saf dışı edilmişti ve nefret ettiği insan sayısı çok fazlaydı. Hırsının gözlerini kör ettiğini ve Mao Zedong’u gerçekten tanıyamadığını hayatının yazılacağı kitap için şu sözlerle anlatmıştı ; “Mao Zedong beni korumak için hiçbir şey yapmadı. O zalimin tekiydi. O kurnaz tilkiyi anlamak tam otuz sekiz yılımı aldı. Dalavereden bir türlü uzak duramadı. Düzenbazlık yapmadığı bir gün yoktu; onun gözlerinde pençelerini uzatan hayaletler görüyorum. O yaşayan bir tanrıydı. Her şeyi bilen Mao. İçi fare pisliğiyle doluydu! …”

Bunlar da Madam Mao’nun son sözlerinin arasına girmişti. Çünkü kısa bir süre sonra mahkûm edildiği hapishanede kendini asarak intihar etti.

Bir lider eşinin hem de Çin gibi büyük bir ülkeyi yönlendiren bir adamın son karısının hayat hikâyesidir bu. Roman tek bir kişiden aktarılan bilgilerle oluşturulduğu için ne kadar doğru (?) olduğu sorgulanabilir fakat yine de bir kadının ruhunda yaşanan şeylerin kelimelere dökülmüş ve resmedilmiş hali budur.

Kitaplar dostunuz olsun … İyi okumalar dilerim..

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here