ANTİGONE

0
325
views
Antigone Tiyatro Oyunu - Büt Dergisi

‘Bu topraklar yaşayanların.’

Sophokles’in Antigone’sinin çıkış noktası Oidupus ile İokaste arasındaki ensest ilişkiden doğan lanettir. Oidupus ile İokaste anne-oğul olduklarını öğrendiklerinde kendilerini öldürürler ve Thebai tahtı oğulları Eteokles ve Polyneikes’e kalır. Tahta sırasıyla oturmayı kararlaştırmışlardır başta. Ancak Eteokles tahtı Polyneikes’e devretmek istemez ve Polineikes bir ordu toplayarak Thebai’ye saldırır. Her taht kavgasında olduğu gibi tahtın esas sahibi olduğuna inanan taraflar birbirlerine savaş açarlar ve kardeşler birbirlerini öldürür. Oidupus ve İokaste’nin evliliklerinden geriye sadece kızları İsmene ve Antigone kalır. Tahta ise dayıları Kreon geçer.

Elif CENGİZ / cengizelifelif@gmail.com

Oyunumuz Kreon’un tahta geçmesiyle başlar. Kreon Eteokles için geleneklere uygun bir cenaze töreni düzenlemiş, onun ağıtlarla ve dualarla ölüler ülkesine uğurlanmasına izin vermiştir. Ancak kardeşi Polyneikes Thebai’ye savaş açtığı gerekçesiyle gömülmeye layık görülmez. Cesedi leş kargalarına yem olması için açıkta bırakılır. Polyneikes’in gömülmesi yasaklıdır ve her kim onu gömmeye kalkarsa onunla aynı kaderi paylaşacaktır.

Antigone’nin hikâyesi oyuna burada dâhil olur. Kardeşinin ölüsünün topraktan mahrum bırakılmasına razı olmayan Antigone onu gömmeye karar verir. Kardeşine olan görevini yerine getirmeye çalışırken yakalanan Antigon,  Kreon ile yüzleştirilir. Bu yüzleşeme iktidar, otorite ve devletin toplumla yüzleşmesidir.

 Kreon :

  Demek yasamı çiğnemeye cüret ettin?

Antigone :

Bu yasayı ilan eden Zeus değildi ki;

Ne de Adalet Tanrıçası

Buyurdu böyle bir şeyi insanlara.

Senin emrin, ölümlü insana

Tanrıların değişmez, yazılı olmayan yasaklarını

Hiçe sayma gücü verecek kadar güçlü gelmedi bana,

O yasalar bugün ya da dün konmadı,

Evvel ezel vardı.

İnsanlık gururu beni alıkoyduğu için

Tanrıların nezdinde suçlu olmak istemedim

Öleceğim, biliyorum

Senin emrin olsa da olmasa da

Zamansız ölürsem, kazanç sayarım bunu.

Hayatı felaketlerle doluysa bir kişinin, benim gibi,

Kazanç sayılmaz mı, onun ölüp gitmesi?

Bu nedenle acı duymuyorum, kaderim

Böyle çizilmişse. Eğer anamın oğlunu,

Ölüyü, gömmeden ortada bıraksaydım

Acı duyardım; ama bu durum acı vermiyor bana.

Belki gözünüzde budalanın tekiyim…

Belki de budalanın kendisidir bana budala diyen.

Oyunun temel çelişkisini açıklıyor bu dizeler. Yasaya benim yasam diyen, halkını bütün vicdansızlığıyla bu yasalara uymaya zorlayan diktatörler hala yok mu? Bu yasalara başkaldıranların Antigone’den daha farklı bir muameleye maruz kaldıklarını söyleyebilir miyiz?

Yaptıkları için ceza, halka ibret olsun diye diri diri kayalıklara hapsedilen Antigone son sözlerini söyler ve eşarbıyla kendini boğar.

‘Ardımdan gözyaşı dökülmeden,

Kimse tarafından sevilmeden,

Evliliğin tadını bilmeden

Çıkıyorum kaçınılmaz yolculuğa

Zavallı ben, bir daha hiç bakamayacağım

Günün kutsal ışığına,

Ve kaderime ağlayan

Tek dostum bile yok.’

Kreon’un oğlu, Antigone’nin nişanlısı Haimon da babasını engelleyememiştir. Antigone’nin kayalıklarda ölüme terk edilmesine göz yummayan Haimon onu kurtarmak için peşinden gider ancak ölüsüyle karşılaşır. Kimseyi kayalıklara yaklaştırmaz. Bunu haber alan Kreon da kayalıklara gider ve Haimon babasının gözü önünde öldürür kendini. Kâhin Teiresias’ın söyledikleri bir bir çıkmaktadır.

‘ Güneşin ateş arabası

Dairesinde birkaç hızla dönmeden

Kendi kanından birini

Ölülerin kefareti olarak ölüme göndereceksin,

Başkalarına hazırladığın felaketlere sen uğrayacaksın.

Çok yakında erkek ve kadın feryatları yükselecek hanenden.

Gördüğüm onca şeyden sonra anladım ki,

Ne mutluluk daimidir, ne acı, ne elem.’

Bir oğlunu savaş yüzünden, bir oğlunu kocasının zulmü yüzünden ölüler diyarına gönderen Eurüdike de canına kıyar. Kreon onca ölümden sonra ancak pişman olur.

‘Neden bir kılıç darbesi benim de canımı almıyor?

Ah sefil! Nasıl da sefil bir kadermiş benimki!

Bakın katil ve maktul aynı kandan.’

Antigone, oyunun yönetmeni Kenan Işık’ın tabiriyle ‘İnsanı ürkütecek kadar bugün.’ Oyun sahne dekorları ve müzikleriyle ayağı yere sağlam basan bir oyun. Mitosların olduğu bir oyuna Anadolu ezgilerinin, ağıtlarının bu denli yakışabileceğini düşünmezdim. Dekor kullanımında en çok dikkat çeken ise arka plan. Sahneyi hem derinleştiren hem dekorun ötesine geçen bir arka plan kullanımı mevcut. Tek eksiği (ya da fazlası) Kreon’un sandalyesi. Gözü rahatsız eden o sandalyenin işlevini anlayabilmiş değilim.  Kostümleri genel olarak oyuna uygun bulduysam da burada da anlayamadığım şey kot pantolonlardı. Kot pantolon oyunun günümüze uyarlanmasına yetmeyeceği gibi bana kalırsa anlamasız olmuş bu oyunda. Antigone rolüyle Taies Farzan, Kreon’la Atilla Olgaç, Koro Başı’yla Suna Selen kendilerine hayran bırakıyorlar. Teiresias rolündeki Ali Sürmeli ile elindeki ölü kartalı ve yol gösterici çocuk Gökhan Mert Yılmaz da oyunun en etkili isimlerinden. Oyunu durağanlıktan kurtaran Koro ise ayakta alkışlanmayı hak eder cinsten. Haberci rolünde Murat Sarı, Haimon’la Barış Bağcı, İsmene’yle Selin Tekman da oyuna ciddi katkıları olan isimler. Şiddetle gidilmesini, görülmesini tavsiye ettiğim oyunlar listesinde olan Antigone ekibinin ellerine,dillerine,yüreklerine sağlık. İyi seyirler…

Önceki İçerikOSMANLI SARAYINDA İKİ GARİP İDAM; İPŞİR PAŞA VE NEF’İ
Sonraki İçerikABDİ’Yİ VURDULAR…

Büt Dergisi Aylık Onlin Kültür-Sanat Dergisi.

Spor, Tarih, Sinema, Tiyatro, Edebiyat, Genel Kültür ve daha fazlasını bulabileceğiniz bir dergi…

haber ve önerilerinizi info@butdergisi.com adresine yollayabilirsiniz.

TEILEN