AKDENİZ’DE DENİZ TİCARETİ

0
1185
views
Akdeniz’de Denizci Milletler-yunan Kolonizasyonu-büt dergisi

Bir önceki yazımızda insanoğlunun su ile etkileşimini sağlayacak teknikler yani gemiciliğin ilk adımlarından bahsetmiştik. Zamanla artan nüfus ihtiyaçları ve yeni arayışları beraberinde getirmiştir. Böylece denizde iktisadi hayat ön plana çıkmaya başlamıştır. Denizde iktisadi hayat öncelikle kısa mesafelerde yerel olarak başlamıştır. Zaman içerisinde gemicilik tekniğinin geliştirilmesiyle; ihtiyaç duyulan malzemeleri tedarik etmek maksadıyla, daha uzun mesafelere yolculuklar başlamıştır. Bu ilerlemeler kendini ihtiyaç malzemelerine yakın bölgede üsler kurmaya ve akabinde kâr ve yağma amaçlı faaliyetlere yöneltmiştir.

 Vedat Taşkın / vdttskn@gmail.com

Akdeniz’in ilk denizci milletlerinin faaliyetlerini incelediğimizde karşımıza kolonizasyon terimi çıkmaktadır. Bir kavim ya da bir kent halkının tarımsal veya ticari faaliyetlerde bulunmak için kendi sınırları dışında elverişli toprakları yurt edinmesine ve bu sürece “kolonizasyon” denilmektedir. Koloni faaliyetlerinin oluşmasında tarımsal ihtiyaçlar ve ticari nedenler dışında; düşman tarafından bozguna uğratılma, komşularıyla geçimsizlik, yoğun nüfus artışı, maden yataklarına sahip olma gibi sebeplerde vardır.

Kolonizasyon hareketlerini en etkili olarak Yunan ve Fenike unsurları uyguladılar. İspanya, Fransa’nın güney kıyıları, İtalya, Sicilya, Sardinya Adası, Korkisa Adası, Kuzey Afrika, Anadolu, Kırım, Kafkasya gibi alanlara koloni faaliyetleriyle yayıldılar.

BÜYÜK ÇAPLI TİCARET AĞI KURULUYOR

Yunan Kolonizasyonu

Kurulan koloniler aracılığıyla geniş bir alan yayılmış olarak büyük çaplı ticaret ağı oluşturulmuştur. Koloniler kurarak hammadde, gıda türü ihtiyaçları giderilmiş; fazlalık duruma gelen nüfusa yeni bölgeler açılmıştır. Bazı kolonilerin kurulduğu bölgelerin stratejik öneme sahip olması siyasi bir avantajda sağlamıştır.

Egeli denizcilerin en eskilerinden olan Minoslular, çok eski örneklerden biridir. Minos uygarlığının merkezi Girit adasıdır.[1] Bu uygarlığa araştırmacılar Yunan mitolojisinde Zeus’un oğlu ve Girit kralı olan Minos’tan dolayı bu adı vermişlerdir. İlk olarak Girit etrafında ticari ve siyasi yayılım gösterdiler. Mısır, Sicilya ve Levant bölgeleriyle ticari ilişkilerde bulunmuşlardır. Gelişmiş bir kültüre sahiplerdir. Ayrıca yaptıkları geniş ticaret ağıyla oldukça zengindirler. Yalnız oluşan doğal afetler onları güçsüz düşürmüş, tüm etkinliklerini Mikenlilere kaptırmalarına neden olmuştur.

PAZARLAR GENİŞLİYOR

Mikenler, Minoslardan devraldıkları ticaret yolları, ele geçirdikleri koloniler ve pazarları daha da genişlettiler. Genel olarak Akdeniz’in kuzeyi ve uzantılarında etkiliydiler. Bu doğrultuda Güney İtalya, Sicilya, Batı Anadolu, Karadeniz ve Levant kıyılarında etkili oldular. Ticaretin yanında temasta bulundukları halklar zayıf ve verimli kaynaklara sahip ise bölgede kolonizasyon faaliyetlerine girişmişlerdir. Eğer halk güçlü ise sadece ticari ilişkilerde bulunmuşlardır. Ticari ürünlerde metal, kereste, tuz, seramik ve süs eşyaları gibi ürünleri kullandılar.

Yunanistan’da gerçekleşen nüfus hareketleri sonucu Miken Krallığı MÖ 12. yüzyıl civarında çökmüştür. Bu çöküş sonucunda ortaya çıkan siyasi ve ticari boşlukta Yunan şehir devletleri ve Fenikeliler ön plana çıkarak; Mikenlerin, Minoslarla münasebetlerinde olduğu gibi, ticaret yollarını kontrole alıp, geliştirmişlerdir.

Akdeniz’de Mikenlerden sonra kontrol genel olarak Fenikeliler ve Yunan şehir devletlerine geçmiştir. Bunların yanında Etrüksleri de görmekteyiz. Etrüksler MÖ 7. yüzyıldan MÖ 4. yüzyıla kadar Batı Akdeniz’in orta ve kuzey kesimlerini ellerinde tutmayı başarmışlardır.

FENİKELİLERDE DENİZ TİCARETİ

Alfabeleri ve denizcilikleriyle dikkati çekmiş olan Fenikelilerin, ilk çıkış yerleri Byblos, Sidon ve Tyros gibi şehirleri içinde barındıran bugünkü Lübnan yakınlarıdır. Denize yakın oluşları ve tarım alanlarının azlığı onları arayışlara itmiştir. Bu doğrultu da deniz aşırı yerleşim girişimlerinde bulunmuşlardır. Mikenlerin etkilerini yitirmeleri, onlara daha rahat bir hareket etme imkânı sağladı. Genellikle Akdeniz’in batı, güney ve güneybatı alanında aktif olmuşlar ve yerleşme faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Cebelitarık, Cadiz, Fas kıyıları, Kartaca, Sicilya’nın batısı, Balear Adaları, Sardinya Adası gibi bölgelerde; ilk etapta üs ve karakol hatları kurdular. Daha sonra bu yerler gelişerek kolonilere dönüştüler.

Homeros’un ünlü destanı Odysseus’da Sirenleri anlatan temsili vazo

Homeros, Odysseia’da İtake Kralı Odysseus’un sadık domuz çobanı Eumaios’un hayatından bahsederken Batıdaki bir adadan çocuk yaşta Fenikeliler tarafından kaçırıldığını bize aktarmaktadır. İtake’nin Yunanistan’ın batısında kalan Batı Yunan adalarından biri olduğu bilinmektedir. Böylece Homeros’un verdiği bu bilgiyle bize Fenikelilerin yayılma alanlarına dair bir ipucu vermektedir.

DOĞAL KAYNAKLAR BAKIMINDAN ZENGİN ÜLKELER…

Fenikeliler, Sardinya’nın maden ocakları, Afrika’nın değerli taşları ve İspanya’nın değerli metallerini yoğun olarak kullanmışlardır.  Fenikeliler ticari ilişkileri yürütme açısından en başta Yunanlılar, ayrıca Etrüksler, İtalik halklar, Libyalılar ve İberliler için güçlü bir model oluşturdular ve aynı zamanda kültürel modellerin, sosyal kurumların ve haliyle bütün bir hayat tarzının yayılmasına katkıda bulundular. Lüks malların yayılışı doğal kaynaklar bakımından zengin ülkelerden alınan hammaddelere, özellikle metallere dayalı alışverişle yakından bağlantılı birçok karmaşık kanal aracılığıyla gerçekleşti.[2]

Fenikeliler ticarette birçok ürün kullandılar. Bunlar arasında metal, fildişi, tunç, gümüş, altın gibi malzemeler, mobilya, el arabası, şişeler, çanak-çömlek, süs eşyaları, yağ, şarap, kereste ön plana çıkmış olanlarıdır. Fenikeliler temasa girdikleri toplumların, lüks mal ihtiyaçlarını karşılamaları; bu elit kesimlerin Doğu’ya has unsurlarla kaynaşmasını sağlamıştır.  Fenikelerin koloniler aracılığıyla yürüttükleri faaliyetler; Kartaca’nın Roma’ya karşı düşmesi ile son bulmuş ve bağımsız bir Fenike devleti kalmamıştır.

İonlar, Dor göçünden etkilenerek Batı Anadolu’nun orta kemsine yerleştiler. “On iki İon kenti” Panionion (İonlar Birliği) çatısı altında bir birlik oluşturmuşlardı. Dinsel ve siyasal nitelikli bu birliğin toplantı yeri Priene topraklarında olup bugünkü Güzelçamlı mevkiindeydi. Birliğin, üye kentlerin bağımsızlığını kısıtlayıcı bir politikası yoktu.[3]

İon deniz tüccarları Mısır ve Karadeniz’de etkili olmuşlardır. Miletos ve Samos ön plana çıkan İon kentleri olmuşlardır. Miletos’un deniz gücü bakımından ulaştığı büyük başarı, İonia Yunanlılarının temel önemdeki birincil mallara ulaşmak için Ege’yi rahatça aşmasını sağladı. Kırım ve Sarmatia ovasından gelen değerli tahılın artık bu bölge üzerinden taşınması, Trakya, Kırım ve Kafkasya’yı birbirlerine bağlayan Karadeniz ticareti için gerekli zemini hazırladı, asıl Yunanistan kentlerinde gıda tedarikinin kolay olmamasından dolayı, bu bağlantı klasik Hellenistik ve haliyle Bizans dönemlerinde özel bir önem kazandı.[4]

SOLON REFORMLARI

İonlar, Akdeniz ticaretinde etkin olmalarına karşın bir süre sonra Doğudan gelen Pers istilası sonucunda bu etkilerini yitirdiler. Ortaya çıkan boşlukta Atina kendini diğer Yunan şehir devletlerine göre ön plana çıkarmayı başarmıştır. Bunda yapılan reformların ve toplumsal alanda yapılan iyileştirme faaliyetlerinin de etkisi olmuştur. Örneğin Perslerin İonları istilasına yakın bir tarihte; MÖ 6. yüzyıl başlarında Atinalı soylu devlet adamı Solon’un yaptıkları gibi. Solon’un reformlarından ticarete yön verme amacı olan:

EUBOİA AĞIRLIK SİSTEMİ

Atina’nın ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmaması için, o zaman değin sikke basmada kullanılan Attika ağırlık ve ölçü sisteminin yerine, daha elverişli olan Euboia ağırlık sistemini getirmiş; ülkenin gereksinimi doğrultusunda, zeytinyağı dışında diğer tarım ürünlerinin ihracını yasaklamıştır. Çünkü Atina’da zeytinyağı üretimi çok fazlaydı ve bu fazlalığın iç piyasa da tutulması gereksizdi; ayrıca diğer ihraç mallarının Attika dışında, Attika’da olduğundan daha yüksek fiyatla satılmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştı.[5]

Bu gibi atılımcı hamleler Atina’yı güçlü, lider konuma taşımada birer basamak olmuştur. Ticari ve siyasi alanda attıkları adımlardan sonra; Doğudan gelen Pers istilasına karşı yaptıkları mücadele de lider konuma taşımıştır. Diğer Yunan şehir devletlerini yanına çekmeye başlamıştır. Delos Deniz birliği ile öncü rolünü pekiştirmişlerdir. Hatta kendi sikkelerinin kullanılması gibi kararlar çıkarmaları, birliğin hazinesini kontrol etmeleri ne kadar etkili olduğunu gösterir bir durumdur. Siyasi mücadele içte Sparta şehir devletinin öncülük ettiği Peloponnesos birliğine, dışta ise Pers imparatorluğuna karşı olmuştur. Akdeniz Ege ve Karadeniz’de üstünlük mücadeleleri meydana gelmiştir. Bu mücadeleler Makedonya Kralı Büyük İskender’in Doğu seferine çıkarak, Pers İmparatorluğuna son vermesiyle Hellenistik döneme geçilerek son verilmiştir. Yalnız bundan sonra Hellenistik Krallıklar arasında mücadeleler başladığı görülmüştür.

KARTACA DEVLETİ’NİN VARLIĞI

Doğu ağırlıklı mücadeleler yaşanırken Akdeniz’in batı ve orta kesimlerinde değişmeler olmuştur. Tiran Denizi’nde Etrüks üstünlüğüne Sicilya’da bulunan Syracuse şehir devleti son vermeyi başarmıştır. Ayrıca Kuzey Afrika’da bir Fenike üssünden büyük bir güç açığa çıkmıştır. Bu Kartaca Devleti’dir. Kartaca ise çıkarları gereği Sicilya’ya saldırılarda bulunmuş ve adanın orta ve batı kısmını eline geçirmiştir.

Su yüzeyinde kalma konusunda atılan önemli adımlar, zamanla geliştirilip üstünlük sağlama ve olağanca hakimiyeti yayma mücadelesi başlatmıştır. Bu doğrultuda bazı denizci milletler sıyrılıp öne çıktıklarını gördük. Yunan ve Fenike gibi uluslar başarılı olsalar dahi tek elden hakimiyeti kuramamışlardır.

Coğrafi keşiflere kadar dünyanın en önemli denizcilik faaliyetlerinin kalbi olarak Akdeniz karşımıza çıkmıştır. Çalışmamızda Akdeniz’de denizcilik alanında kayda değer şekilde başarı sergilemiş bazı ulus ve devletlere yer vererek; başarılarını anımsatmaya çalıştık. Umarım ilginizi canlı tutar.

 


[1]   Marlene, Suano,“İlk Ticari İmparatorluklar”, Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları, haz.David Abulafıa, İstanbul, 2005, s.67.

[2]   Mario, Torelli, “Deniz yolları için savaş”, Tarih Boyunca Akdeniz Uygarlıkları, haz.David Abulafıa, İstanbul, 2005,  s.104.

[3]   Tekin,a.g.e., s.58.

[4]   Torelli,“a.g.m”, a.g.e.,  s.113-114.

[5]   Tekin,a.g.e, s.81-82.

Önceki İçerikBİR SAMURAY BİLİM ADAMI YUKİCHİ
Sonraki İçerikDOLUNAY’IN LANETLİ ORDUSU KURT ADAMLAR
vdttskn@gmail.com'
3 Kasım 1990 tarihinde Küçükçekmece/İstanbul’da doğdu. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tarih Bölümünü bitirdi. Daha çok Eski Çağ tarihine ilgi duymaktadır. Kitap okumak, spor yapmak gibi çeşitli hobileri vardır.
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here